Tekstilciden son hamle

1937 yılında Atatürk'ün kurduğu 1990'lı yıllarda zirveye çıkan Türk tekstil ve hazırgiyim sektörü kötü günler geçiriyor.
Haber: ÇAĞRI BİLGİN / Arşivi

İSTANBUL - 1937 yılında Atatürk'ün kurduğu 1990'lı yıllarda zirveye çıkan Türk tekstil ve hazırgiyim sektörü kötü günler geçiriyor. Tekstil ve hazır giyim ihracatının genel ihracat içerisindeki payı yüzde 25.8'e geriledi. Oysa bu rakam 2000 yılında yüzde 37.1'di. Değerli YTL, yüksek girdi maliyetleri ve istihdam yükünü daha fazla kaldıramayacağını haykıran sektör, "Bizden bu kadar" demek için 28 Şubat'ta büyük bir heyetle Başbakan'a gidiyor. Tüm sıkıntılara karşın, gayri safi milli hasılanın yüzde 11'i, ihracatın dörtte biri bu sektörden sağlanıyor. 22 milyon kişilik istihdam rakamının yüzde 10'unu da yine bu sektör oluşturuyor.
Rakamlar sektör temsilcilerini doğrular nitelikte. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği'nin yaptığı araştırmaya göre, son iki yılda sektörde faaliyet gösteren 200 bin atölyeden 16 bini kapandı. Kapanan tekstil atölyelerinin yüzde 55'i İstanbul'da yer alıyor.
Son iki yılda küçük ve orta ölçekli işletmeler sektörden çıkarken, büyük ölçekli işletmeler tesislerini azalttı. 2005'in son aylarında Türkiye'nin dört bir yanında fabrikalar kapandı. İşsizler ordusuna yenileri eklendi.
Maliyetler çok yüksek
Türkiye 1 Ocak 2005'te dünya ticaretindeki tüm kotaların kalkmasıyla tekstil ve hazırgiyim sektörü ikinci büyük pazarı ABD'de Çin karşısında ağır bir darbe aldı. Tekstil sektörünün ABD'ye yaptığı ihracat 2005'te yüzde 4.7 azalırken, hazırgiyim sektörünün ABD'ye yaptığı ihracat 2005'te yüzde 17.6 azaldı. Bir yanda 2005 yılında YTL karşısında yüzde 0.3 değer kaybeden dolar ve yüzde 10.3 değer kaybeden avro, diğer yanda yüksek üretim maliyetleri işverenleri ciddi bir açmaza sürükledi. Tekstil ve hazırgiyim işletmelerinin kâr marjları yüzde 50'lerden yüzde 7'lere düştü.
'KDV yüzde 8 olmalı'
Tekstil ve hazırgiyim sektöründeki istihdam üzerindeki kamu yükü, OECD ülkelerinde yüzde 21 iken Türkiye'de yüzde 45. Çin'deki üretici ve işçinin aylık maliyeti ayda 20 ya da 50 dolar iken, Türkiye'de bu rakam 650-1000 dolara çıkıyor. Yüksek enerji fiyatları da tekstil ve hazır giyimcilerin belini büküyor.
OECD ülkelerinde enerji maliyetleri ortalama 6 cent iken Türkiye'de bu rakam 9 cent.
Başbakan ile görüşecek olan sektör temsilcileri acil olarak yüzde 18 olan KDV'nin yüzde 8'e düşürülmesini isteyecekler.
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, "Artırk rehabilitasyona tabi tutulma sırası bize geldi" diyor. Sektörü tek başlarına taşıyacak halden çıktıklarını söyleyen Orakçıoğlu, "Sorumluluk bizi aştı, hükümetin de topu taca atma fırsatı kalmadı" diyerek son mesajlarını gönderdi.
İTKİB Başkanı, Başbakan'dan umutlu olduğunu şöyle ifade etti: "Başbakanımız sosyal adalete inanan biri. Bu konuya da duyarlı olduğunu biliyorum. Çözülemeyecek bir durum da yok."
'Birileri kârını katladı'
Orakçıoğlu, 2001 krizine dönerek gelinen noktayı şöyle özetledi: "2001 krizi mali sektörün rehabilitasyonu için yapıldı. 'Bu program 2 yıl devam edecek, bu arada reel sektörün canı bir miktar acıyabilir' denildi. Fakat 5 yıldır mali sektör rehabilite ediliyor. 50-60 milyar dolara mal oldu bu süreç. Mali sektör rehabilite oldu ama bu sektörün oyuncuları iyi paralar kazandı. Hırsları akıllarını geçti. Bu program adeta bir kâr programı haline geldi. Uluslararası oyuncular Türkiye'de kârlarını katladı. Her yıl bir yıl daha kâr edelim diye düşündüler. Kurlar düştükçe düştü. Mali sektördeki istikrar dünyanın takdirini topluyor ama reel sektör ölüyor, işsizliğin açtığı yarayı kim saracak."
'Çok küçümsendik'
İTKİB Başkanı Orakçıoğlu YTL ile ilgili de şu yorumu yaptı: "5 yılda yüzde 78 değerlenen bir YTL var. Soruyorum size; dünyanın hangi ülkesinde, hangi üretici, kime neyi bu kurla satabilir? Sadece sermaye değil, bu ülkede üretilen değerler, bilgi ve deneyim de kaçıp gidiyor. Artık rehabilitasyona tabi tutulma sırası bize geldi. Sanırım biz tabandaki infiali tam olarak kamuoyuna yansıtamadık ya da biraz fazla küçümsendik."
'Sektör kendini yeniledi'
Süleyman Orakçıoğlu ayrıca, "Türk tekstil ve hazırgiyim sektörü değişime ayak uyduramadı, kendini geliştiremediği için yenik düştü" değerlendirmelerine de şiddetle karşı çıkıyor. Orakçıoğlu, "Böyle bir şey olur mu? Sektörümüz ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Kendini hep geliştirdi. Daha yeni gerçekleştirdiğimiz 'İstanbul Fashion' festivali, tüm dünyayı hayretler içinde bıraktı. Bizim Çin'deki ucuz işçilikle savaşmak gibi bir niyetimiz de olmadı ki" şeklinde konuştu.
'Programda tamir bekliyoruz'
Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskenazi, tekstil sektörünün istihdam ağırlıklı bir sektör olduğu için bu kadar sıkıntı yaşandığını ifade etti. Eskenazi şunları söyledi: "İhracatçıyı asıl bağlayan ve başedemeğimiz konu değerli YTL. Bu kuru kaldıramadık. Son 1 yılda yüzde 15 gibi kurdan doğan maliyete katlanırkan, bunun üzerine bir de -istihdama dayalı bir sektör olduğumuz için- artan işçilik maliyeti eklendi. Bu da toplamda yüzde 25'lik bir fark oluşturdu. Dünyada rekabetin arttığı bir dönemde bunu hangi sanayici karşılayabilir? Mali sektör iyi gidiyor ama bu mali sektör tankı etrafı yıkarak düzeltiyor. O zaman bu tankı durdurmak gerekir. Bu program ilk çıktığı zaman Kemal Derviş tarafından istindam ayağı eksik denilmişti. Hep programın bu eksikliğinin tamamlanmasını bekledik. Olmayacak şeyler değil isteklerimiz, taviz değil, programda tamir istiyoruz. Yoksa program gayet başarılı." Enflasyonda da kolay zaferlerin kazanıldığını belirten Eskenazi, "Enflasyonda hedeflerin altı çıkınca hemen hedefler revize ediliyor. Dünyanın vampirleri de sıcak paralarıyla Türkiye'ye üşüşüyor. Merkez Bankası 5 milyar dolar alarak dövizin 1 milyon 100 bin liraya inmesini engelledi. Kuru korudu. Yeni fena bir sıcak para girişine mani oldu. Paranın girecek başka yeri yok. Bu nedenle korkmasınlar faizi bir puan indirmekten" diye konuştu.