Telekom'da iptal şüphesi

Danıştay Nöbetçi Dairesi'nin, Türkiye Haber-İş Sendikası'nın açtığı davada Türk Telekom özelleştirmesiyle ilgili gündeme getirilen iddiaları ciddi bularak Özelleştirme İdaresi'ne savunma için tanıdığı 10 günlük süre gelecek hafta doluyor.

ANKARA - Danıştay Nöbetçi Dairesi'nin, Türkiye Haber-İş Sendikası'nın açtığı davada Türk Telekom özelleştirmesiyle ilgili gündeme getirilen iddiaları ciddi bularak Özelleştirme İdaresi'ne savunma için tanıdığı 10 günlük süre gelecek hafta doluyor. Heyetin 5 üyesinden ikisi savunma alınmadan yürütmeyi durdurma kararı alınması yönünde karşı oy yazılarıyla, hukuka aykırılık iddialarının yerinde olduğunu savundu.
Yargı, Telekom'un yüzde 55 hissesinin blok olarak Oger Grubu'na satışına ilişkin özelleştirme işlemleriyle ilgili iddiaları ciddi buldu. Adli tatil nedeniyle Danıştay Nöbetçi Dairesi'nce görüşülen davada karşı oy yazan üye Nurhan Yücel, ihale sürecinin 1 Temmuz'da sonuçlandırıldığını, bu işlemin dayanağı 406 sayılı yasada değişiklik öngören 5189 sayılı yasanın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne götürüldüğünü anımsattı.
Hukuka aykırılıklar var
Nurhan Yücel, sunduğu karşı oy yazısında dilekçede yer alan hukuka aykırılık iddialarına da katıldığını şöyle ortaya koydu:
"Türk Telekom'a ihale öncesi CDMA frekansının bedelsiz verilmesi ve bu durumun Türk Telekom'un satış değerini artırması, TL ABD Doları karşısında son bir yılda değer kazanmasına karşın ihalenin ABD Doları üzerinden yapılarak sonuçlandırılması, ihale öncesinde 5369 sayılı kanun ile Türk Telekom'un evrensel hizmet yükümlülüğünden kurtarılması ve bu durumun ihale şartlarında değişiklik yaratmasının, dava konusu işlemi sakatlayacak nitelikte hukuka aykırılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır."
Satışa yüzde 49 limiti
Üye Salih Er tarafından sunulan, karşı oy yazısında, özelleştirme sürecinin her halkasının Anayasa Mahkemesi'nin hisse satışının yüzde 49'u geçemeyeceği gerekçesi dışında tutulamayacağını vurguladı. Er'in yazısında, "Dava konusu işlemden önceki evreler yargı önüne getirilmese bile, davada halkalardan biri için saptanan sakatlık, diğer işlemler için de sonuç doğurur. Aksi bir düşünce veya bir sakatlık yapıldıktan sonra, ona dayanılarak yapılan işlemleri sakatlık niteliğinden uzaklaştırıp geçerli kabul etmek sonucuna yol açar ki, bu durumun kabulüne olanak yoktur" denildi.
Er, Anayasa Mahkemesi'nin özelleştirme ve Telekom ile ilgili kararlarında "Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin stratejik bir kuruluş olduğu, bu nedenle hisselerdeki ağırlığın kamuda kalması gerektiği ve özelleştirmede bunun yüzde 49 ile sınırlandırılabileceği ve yabancılara hisse satışında karşılıklılık ilkesinin gözetilmesinin zorunlu bulunduğuna" ilişkin 3 noktayı temel aldığına dikkat çekti. Anayasa'da yapılan değişikliğin de Anayasa Mahkemesi kararlarını değiştirebilecek nitelikte olmadığını belirten Er, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Kural olarak, dava konusu işlemde, yürürlükteki yasanın uygulanması gerekmekle beraber, yönetsel işlemin yargısal denetimi yapan yargı, Anayasa Mahkemesi'nce verilen kararı gözardı edemez. Bu nedenle yüzde 49'dan fazla hisse satışını öngören ve yabancıya sınır tanımayan özelleştirme sürecinde yer alan ihale komisyonu kararının Anayasa Mahkemesi kararına kadar yürütmesinin durdurulması gereklidir. Bu evrede ihale komisyonu kararının ihale komisyonuna yasayla verilen yetki ve görev çizgisi içinde kalıp kalmadığı, ihale şartnamesinde yer alan esaslar çerçevesinde hareket edip etmediği tartışmasına da gerek yoktur."