'Testi kırılmadan rekabet şart'

Türkiye'nin tanışıklığı 12 yıl öncesine dayanan rekabet hukuku, dokuz yıllık uygulamadan sonra ulaştığı düzeyyle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve AB'nin övgüsünü alırken, gelişim için yeni arayışlar içinde.
Haber: HANİFE ŞENYÜZ / Arşivi

ANKARA - Türkiye'nin tanışıklığı 12 yıl öncesine dayanan rekabet hukuku, dokuz yıllık uygulamadan sonra ulaştığı düzeyyle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve AB'nin övgüsünü alırken, gelişim için yeni arayışlar içinde.
Rekabet Kurulu Başkanı Mustafa Parlak, 'testiyi kırmadan', yani piyasa bozulmadan rekabet ortamının yaratılması için tıpkı bankacılık sisteminde olduğu gibi bir gözetim sisteminin kurulması gerektiğini söyledi.
Rekabet hukukunun 100 yıldır uygulandığı ülkeler bulunduğunu, Türkiye'nin ise tamamen Batı'dan aldığı sistemi geçen kısa sürede adapte etmeye çalıştığını vurgulayan Mustafa Parlak, dokuz yıllık uygulama sonrasında bilgilenmeye paralel olarak özellikle büyük şirketlerin rekabet hukukuna dikkat eder konuma geldiklerini ifade etti.
'Pazarı paylaşıyorlar'
Parlak, hâlâ rekabet hukukuna aykırı olarak firmalar arasında fiyat, pazar paylaşımı gibi sözleşme ve anlaşmaların 'noterden tasdik' ettirilmesinin ise rekabet kültürünün yaygınlaşmadığının göstergesi olduğunu vurguladı. Parlak, Kurumun daha proaktif olması gerektiğinin altını çizerken, rekabet ihlalleriyle ilgili inceleme, soruşturma ve karar sürecinin altı ay ila bir yıl zaman aldığını, müdahalenin geciktiğini sözlerine ekledi.
Kurumun özellikli sektörleri 'rekabet ihlal edilmeden' gözetim altına alması gerektiğini söyleyen Parlak, çimento, limanlar, yazılım, gübre, finans mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren firmalara ilişkin tüm bilgilerin (üretim, ihracat, ithalat, fiyat) anında izlenmesinin piyasadaki bozulmayı anında ortaya koyabileceğine dikkat çekti. Parlak, birim oluşturulması ve idari kapasitenin güçlendirilmesiyle sistemin uygulanalabilir hale geleceğini vurguladı.
Bozulmanın kaynağı
Mustafa Parlak, şöyle konuştu:
"Bazı inceleme ve soruşturmalar sonrasında Kurul 'ihlal yok' kararı alıyor. Ama 'ne var'ı ortaya koyamıyor. Piyasadaki bozulmanın kaynağı her zaman rekabet hukukunun ihlali olmayabiliyor. Ama bizim incelemelerimiz bunu ortaya çıkaramıyor. Bu nedenle 'ihlal yok' kararıyla yetiniyoruz. Gözetim sistemiyle piyasadaki bozulmanın kaynağı da daha net olarak belirlenir. Bu durumda rekabet ihlali olmadığı durumda tespitimiz ne ise ilgili birimleri uyarabilir, görevi onlara devredebiliriz. Bu yöntem, Rekabet hukukunun daha sağlıklı yerleşmesine yardımcı olur."
'3 bin YTL'ye kapı kapandı'
Rekabet Yasası ile öngörülen cezaların yetersizliğini şikâyet eden Parlak şunları söyledi: "Bir inceleme yapılacak, firma rekabet uzmanını içeriye sokmuyor. 3 bin YTL cezayı ödeyip, bilgiye erişmemizi engelliyor ve delilleri ortadan kaldırmak için zaman kazanıyor. Cezaların suçu engeleyecek düzeye çıkarılması, firmanın cirosuyla orantılı olması gerekir."
'Olduğu yerde duruyor'
Rekabeti ilgilendiren yasalar yapılırken Rekabet Kurumu'nun görüşünün alınmasının önemine vurgu yapan Parlak, devlet yardımlarıyla ilgili düzenlemenin 2006 sonuna kadar sonuçlandırılması gerektiğini söyledi. DPT, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ve Hazine'den sorumlu bakanın Başbakan'ın talimatı üzerine bu konuda karar verilmesi için
çalışma yapmaları istediği hatırlatılarak, "Bu çalışmalar hangi aşamada" sorusu üzerine Parlak, "Olduğu yerde" yanıtını verdi.