Trilyon dolarlık Türkiye

Devlet Bakan Ali Babacan, ekonominin yakaladığı büyüme trendiyle 8-10 yıl sonra 1 trilyon dolar GSMH'ye ulaşacağını söyledi.

İSTANBUL- Devlet Bakan Ali Babacan, ekonominin yakaladığı büyüme trendiyle 8-10 yıl sonra 1 trilyon dolar GSMH'ye ulaşacağını söyledi. Türkiye'nin yılda yüzde 6-7 büyümeyle yakalayacağı bu tabloyla Avrupa'nın en büyük ekonomileri arasına gireceğini savunan Babacan, büyük nüfus artışı olmayacağından kişi başına milli gelirin de 10 bin doları rahatlıkla aşacağını belirtti.
Dün İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen ve Sürdürülebilir Rekabet Gücü ve Avrupa Birliği'ne Yönelim Sürecinde Türk Sanayii temasının işlendiği IV. Ulusal Sanayi Kongresi'nin açılışında konuşan Babacan, Türk ekonomisinin krizli 2001 yılından sonra kat ettiği aşamaya dikkat çekti. Babacan, AB'nin son ilerleme raporunda Türkiye'de işleyen piyasa ekonomisi bulunduğunun teyit edildiğini vurgulayarak, "Bu kabul Türkiye'de devletin ekonomide etkin olmadığının, özel sektörün etkin olduğunu gösteren önemli bir kabul. Türkiye yakın zamanda çok sıkıntılı bir dönemden geçti. Hiçbirimiz özellikle sanayicilerimiz o dönemleri hatırlamak bile istemez. O günlerde 2 bin 160 dolar olan kişi başına milli gelir şimdi 5 bin dolara yaklaştı. 2002'de 36 milyar dolar olan ihracat bu yıl 72 milyar dolara ulaştı. Bu da çok önemli bir gelişmenin göstergesidir. Bugün hepinizin fabrikası, villası malvarlığı daha değerli hale geldi. Türkiyenin değeri arttı" diye konuştu.
'Sıkıntıların farkındayız'
Devlet Bakanı Ali Babacan, sanayicilerin özellikle girdi maliyeti ve kur konusundaki sorunlarının farkında olduklarını da kaydetti. Sanayicilerin yakınmalarının bir kısmına katıldıklarını bir kısmına da katılmadıklarını belirten Babacan şöyle devam etti:
"Sıkıntılarınızın farkındayız, ama olumlu gelişmeler de var. Ancak ihracat ikiye katlandı, demek ki bir şeyler de iyiye gidiyor. Evet kâr diyor ama önemli olan pazar payı ve müşteriye hâkim olmak onları kaybetmemektir. Bugün o işten para kazanamazsınız ama yarın müşterinizi kaybetmezseniz para kazanacağınız dönem de gelebilir. Zorluklar da geçiriyor olsak müşteriye, pazara sahip çıkmak lazım. Türkiye 8-10 yıl içinde GSMH'sını 1 trilyon dolara çıkaracak. Bu da Avrupa'nın en büyük ekonomilerinden biri olmak demek. Nüfus aşağı yukarı aynı kalacak ve bu durumda da kişi başına milli gelirimiz 10 bin dolar olacak. Bunu gerekli bulmayanlar olabilir ama yılda ortalama yüzde 6-7 büyüme oranıyla bir hesap yaparsanız ulaşılabilir bir hedef olduğu görülüyor. Yüzde 6-7 oranında büyüme ile 8-10 yılda ikiye katlarız. Ayrıca kayıt dışında kalan birçok değer de bu sürede kayıt altına alınmış olacak ve GSMH hesabına katılacak. GSMH hesabında metodoloji değişiyor. Bu da yılbaşından itibaren rakam yükseltecek. Bu nedenle 1 trilyon dolar hayal değil."
Babacan, konuşmasında Türkiye'nin AB ile müzakere sürecine de değindi. Babacan, "Müzakerelerde sosyal ve ekonomik maliyeti olan konularda zaman isteyeceğiz. Ancak her konuda uyumu uzun zamana yaymak ya da bunu talep etmek doğal olarak mümkün değil. Bir arıtma tesisi tabii ki maliyetlidir ama uzun vadede bu hem ülkeye hem rekabete yararlıdır" dedi. Yıl sonuna kadar 6 fasılda taramaların tamamlanmış olacağını ve şu anda 2 konuda tamamladıklarını kaydeden Babacan şöyle devam etti: Türkiye'yi AB'den yıldırmak, vazgeçirmek için pek çok girişimler olacak. Bu girişimler hem içerde hem dışarda olacak ama biz hedefe yürüyeceğiz. Soğukkanlı olacağız" dedi.
Eleştirilere yanıt
Babacan, son dönemde artan 'Makro iyileşme mikro ekonomiye yansımıyor' eleştirilerini de yanıtladı. Babacan, "Bunların bazılarına kısmen katılıyoruz. Ancak devletin hesabına kitabına hâkim olması, dikkat etmesi, sonuçta özel sektöre pozitif yansıyor. Mesela, 2002'de Türk özel sektörü 22 milyar dolar kredi kullanmıştı. Bu yıl kullandığı kredi 86 milyar doları buldu. Bu ne demek: Devletin borçlanma ihtiyacı azaldıkça özel sektöre daha çok kaynak kalıyor demek" diye konuştu. (Radikal)
'Hiçbir olay gizli kalmayacak'
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan Sanayi Kongresi'ndeki konuşması sırasında Şemdinli olaylarına da isim vermeden atıfta bulunarak şunları söyledi: "Türkiye'de demokratikleşme sürecinin kesintiye uğraması, aksaması söz konusu değil. Terörle mücadeleye devam edilecek. Ancak terörle mücadele ile demokrasi arasındaki ince çizginin de farkındayız. Hiçbir olay gizli kalmayacak, hiçbir olay zamanaşımına uğratılmayacak"
Babacan'dan 'Hayırlı cumalar' temennisi
Devlet Bakan Ali Babacan, konuşmasında hükümet olarak Avrupa Birliği sürecinde özel sektörün desteğine ihtiyacı olduğunu da söyledi. "Avrupa Birliği sürecinde desteğinize, katkınıza hep ihtiyacımız var. Birlikte almalıyız. Sizlerin katkısı olmazsa başaramayız. Sisli puslu havalarda her şeyin altından başarıyla, alnının akıyla çıkmış Türk sanayisi bu konuları (Avrupa Birliği standartlarına uyumu) çok daha kolay çözecektir" dedi. Babacan'ın konuşmasını 'Hayırlı günler, hayırlı cumalar' diyerek bitirmesi dikkat çekti.
Küçük: Friedman haklı
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, 'Lexus ve Zeytin Ağacı' kitabıyla ünlenen Thomas Friedman'ın 'The World is Flat' (Dünya Düzdür) adlı son kitabına değindi ve şunları söyledi: "Friedman son 25 yılda dünyada ne ölçüde büyük bir değişimin yaşandığını ancak dünyanın yuvarlak olduğu gibi tartışmasız bir konuda gerçeği değiştirerek anlatmak istemiş. Duvarlar yıkılıyor, kıtalar birbirine bağlanıyor, dünya giderek düzleşiyor ve rekabet daha da acımasız bir hale geliyor. Yuvarlak dünyanın doğruları bundan sonra yaşanacak adeta düz dünyada anlamsız hale geliyor. Friedman'ın düz dünyasında başarılı olmak için genç nüfusa matematik, bilim ve bilgisayar eğitimi vermek, başta iletişim altyapısı olmak üzere fiziki altyapıyı geliştirmek, küresel yatırımları cezbeden teşvikler yaratmak gerekiyor. Friedman kendisiyle yapılan bir söyleşide Biz çocukken anne babalarımız 'Tabağındaki yemeği bitir, Hindistan ve Çin'de nice aç çocuk var' derdi.
'Verimlilik önemli'
Oysa şimdi ben çocuklarıma 'Ödevini iyi yap, sahip olduğun işe göz dikmiş nice Hindistanlı ve Çinli çocuk var' diyorum şeklinde cevap veriyor. Kitabının son sözünde ise Friedman 'Günümüzün anahtar kelimeleri verimlilik, işbirliği, rekabetlilik ve iyi oyunculuktur. Yeterince iyi oyuncu değilseniz, saha kenarında oturup oyunu seyredecekseniz, hepsi bu' diyor. Evet maalesef böyle bir tehlike var. Eminim ki burada bulunan herkes ülkemizin, Türkiyemizin iyi bir oyuncu olmasını yürekten arzuluyor. Dünyanın gereklerini hepimiz bir an önce görmeli ve hızla uyum sağlayabilmeliyiz. Kaybettiğimiz her gün ödeyeceğimiz bedeli artırıyor."
'234 bin şirket Avrupa Birliği müktesebatına uygun değil'
Sanayi Kongresi'nin açılış konuşmalarından birini yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde ekonomik konuların daha fazla öne çıktığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu, "Mevcut haliyle 35 müzakere başlığının 27'si doğrudan iş dünyasını etkilemektedir. Bu süreçte değişikliğe uyum sağlayıp kazanacaklar ya da yerinde sayıp kaybedecekler bizim üyelerimiz" dedi.
Türkiye'de 235 bin firma bulunduğunu ve bunların sadece 100 tanesinin AB müktesebatına uyumlu üretim yapabildiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: "Demek ki müzakere süreci 234 bin firmamızın kaderini belirleyecektir. İşte bu nedenle süreçte aktif rol oynayacağız. AB sunduğu fırsatların yanına ciddi tehdit unsurları da sunuyor. Müzakere sürecini tamamlayalım da nasıl olursa olsun deme lüksüne sahip değiliz. Tedbir almazsak hem ekonomik hem de sosyal açıdan çok ciddi risklerle karşı karşıya kalırız. Bu yüzden iş dünyası müzakere süreci içinde aktif olarak yer almalıdır"