Tüketicinin güveni artıyor

Tüketici Güven Endeksi aralıkta yüzde 2.40 artıp 105.2 oldu. Satın alma gücü 93'ten 92.7'ye indi. Dayanıklı mal alma uygunluğu ise 137.9'a çıktı.

ANKARA - Tüketici Güven Endeksi aralık ayında, bir önceki aya göre yüzde 2.40 artarak 105.2'ye çıktı. Güven endeksindeki artış, tüketicilerin, gelecek dönem satın alma güçlerine, genel ekonomik duruma ve iş bulma olanaklarına ilişkin değerlendirmelerini yansıtıyor. Endekste kaydedilen artış aynı zamanda mevcut dönemin dayanıklı tüketim malı satın almak için uygunluğuna dair değerlendirmelerinin iyileştiğine de işaret ediyor.
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) ile Merkez Bankası tarafından her ay düzenlenen ve tüketicilerin harcama davranış ve beklentilerinin değerlendirildiği Tüketici Eğilim Anketi'nin aralık ayı sonuçları açıklandı.
7 bin 405 kişinin katıldığı anket sonucuna göre, 2004 kasım ayında 102.7 olan Tüketici Güven Endeksi, aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2.40 artarak 105.2 değerine yükseldi. Tüketici güven endeksinin alt kalemleri ve değişim oranlarına göre, mevcut dönemde satın alma gücü endeksi 93'ten 92.7'ye inerken mevcut dönemin TV ve buzdolabı gibi dayanıklı tüketim malı satın alma uygunluğu endeksi 131.8'den 137.9'a çıktı. Gelecek dönem için satın alma gücü endeksi 96'dan 97.5'e, genel ekonomik durum endeksi 100.8'den 104.7'ye, iş bulma olanakları beklentisi ise yüzde 91.8'den 93.1'ye yükseldi.
Satın alma gücü inişte
Ankete katılanların verdiği yanıtlar çerçevesinde, altı ay öncesine göre mevcut satın alma gücü kapsamında, kişilerin 'Geçen aya göre satın alma gücü çok iyi' diyenlerin oranı yüzde 1.2'den yüzde 0.8'e, 'Aynı' diyenlerin oranı yüzde 51.9'dan yüzde 51.6'ya indi. Aynı dönemde, 'Biraz daha iyi' diyenlerin oranı ise yüzde 16.6'dan yüzde 17.2'ye çıktı.
Kişilerin gelecek altı aylık dönemdeki satın alma gücüyle ilgili beklentilerinde, aralık ayında kasıma göre 'Çok daha iyi olacak' diyenlerin oranı yüzde 1.2'den yüzde 0.7'ye, 'Aynı kalacak' diyenlerin oranı yüzde 53.7'den yüzde 51.2'ye indi. 'Biraz daha iyi olacak' diyenlerin oranı yüzde 17.7'den yüzde 20.3'e yükseldi.
Ankeke katılan kişilerin gelecek altı aylık dönemde, Türkiye'de iş bulma olanaklarına ilişkin beklentilerinde aralık ayında bir önceki aya göre, 'Belirgin olarak artacak' diyenlerin oranlarında azalma yaşandı. 'Biraz artacak diyenler' ile 'Aynı kalacak' diyenlerin oranında artış kaydedildi.
'Artık buzdolabı değişir'
Aile bütçelerinde önemli yer tutan ve bu nedenle de ekonominin geneline ilişkin beklentilerin gücünü yansıtan dayanıklı tüketim malı alım kararı ise artış kaydetti. Kişilerin, içinde bulunulan ayın, buzdolabı, TV, mobilya gibi dayanıklı tüketim malları satın almak isteyenler için uygunluğuna ilişkin olumlu düşünceleri, aralık ayında artarak yüzde 47.2'den yüzde 51.8'e çıktı.
Kişilerin genel ekonomik durum göz önünde bulundurulduğunda, içinde bulunulan dönemin tasarruf etmek (TL, döviz, altın, finansal yatırım araçları) için uygunluğuna ilişkin düşünceleri kapsamında, 'uygun bir zaman', 'Çok Uygun bir zaman' diyenlerin oranında artış oldu.
Endeksin 100'den büyük olması, tüketici güveninde 'iyimserlik', 100'den küçük olması tüketici güveninde 'kötümserlik', 100 olması ise tüketici güveninde 'ne iyimserlik ne kötümserlik' olduğunu gösteriyor.
'Durgunluk gelebilir'
İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından yayımlanan bir araştırmada, dezenflasyon sürecinde faiz oranlarında düşüş ile tüketici kredileri ve kredi kartlarıyla desteklenen bir tüketim patlamasını, bir durgunluk döneminin takip etme olasılığı bulunduğu uyarısı yapıldı. 'Gerileyen Enflasyon Ortamında İşletme Yönetimi' başlıklı bir araştırmada geçmiş enflasyonun geleceğe ilişkin kararlarda referans olarak alınmasından vazgeçilmesinin önemi vurgulandı.
Dezenflasyon sürecinin kendine özgü olumlu ve olumsuz özellikleri bulunduğu belirtilerek, bu özellikler şöyle sıralandı:

  • Faiz oranlarında düşüş ile tüketici kredileri ve kredi kartlarıyla desteklenen bir tüketim patlaması yaşanır.
  • Tüketim patlamasını bir durgunluk döneminin takip etme olasılığı vardır.
  • Şirketler fiyat ayarlamalarını istedikleri gibi yapabilme özgürlüğünü kaybedeceklerdir.
  • Kâr marjları düşecek, etkin ve verimli çalışmayan, maliyetini kontrol edemeyen işletmeler piyasadan çekileceklerdir.