Türk-İş, Tekel için her hafta 'bir saat artırımlı' işe geç başlama kararı aldı

Türk-İş, Tekel için her hafta 'bir saat artırımlı' işe geç başlama kararı aldı
Türk-İş, Tekel için her hafta 'bir saat artırımlı' işe geç başlama kararı aldı

İşçiler, ?Türk-İş göreve genel greve?, ?Şalter inecek bu iş bitecek? ve ?Salla Türk-İş hükümet düşecek? sloganları attılar.

Türk-İş üyeleri bir ay süreyle her cuma işe geç başlayacak. Yarın işe bir saat geç başlanırken, daha sonraki cuma günleri süre birer saat uzatılacak. Türk-İş Genel Başkanı Kumlu, 'Sayın Başbakanın, devletin görevlerini bir şirket mantığıyla hiçe sayması son derece talihsiz yaklaşımdır' dedi

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Tekel işçilerine ‘Evinize dönün çalışma yapıyoruz” çağrısına karşı Türk-İş eylem kararı alarak yanıt verdi.
Türk-İş, Tekel işçilerinin sorunlarının çözümü için yarın bir saat işe geç başlama kararı aldı. Türk-İş’e bağlı sendikaların işçileri bir aylık süreyle her cuma günü önce bir saat daha sonra birer saat artırılarak iş bırakacak. Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun konfederasyon genel merkezindeki toplantısında çıkan karara göre bir ayın sonunda işçiler dört saat gecikmeyle mesailerine başlamış olacak. Alınan kararlar şöyle:

AKP önlerinde eylem
* 25 Aralık 2009 Cuma gününü  (yarın) ‘Tekel işçileri ile dayanışmak için eylem günü’ ilan etmiştir. Türk-İş’e bağlı sendikalara üye işçiler 25 Aralık 2009 Cuma günü bir saat geç iş başı yaparak çalışmama hakkını kullanacak ve tüm illerde iş çıkışında AKP binaları önünde kitlesel basın toplantıları düzenlenecek. 
*  Bu eylem, dört hafta her cuma günü birer saat artırılarak sürecek. 
*  28 Aralık Pazartesi günü Türk-İş’e bağlı sendikaların tüm merkez ve şube profosyonel yöneticileri Ankara Güven Park’ta buluşacak, topluca TBMM’ye gidilecek ve TBMM’de grubu olan siyasi partiler ziyaret edilecek. 
*  30 Aralık 2009 Çarşamba günü Türk-İş Başkanlar Kurulu toplanacak ve daha sonra izlenecek yol haritasını belirleyecek. 

Ekmek mücadelesi
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, özlük haklarını ve ücretlerinin büyük bölümünü kaybettiklerini gerekçe göstererek 9 gündür eylemde olan Tekel işçilerinin evlerine dönmesini isteyen Başbakana tepki gösterdi. Kumlu,Tekel işçilerinin mücadelesinin ekmek mücadelesi, eve giren paranın, sofraya konan ekmeğin mücadelesi olduğunu söyledi. Sadece Tekel işçilerinin değil özelleştirmeye, kapatmalara ve işsizleştirmelere muhatap tüm işçilerin huzursuz ve endişeli olduğunu dile getiren Kumlu, “Öyle bir Türkiye’de yaşamaktayız ki, güvenlik güçlerince Abdi İpekçi Parkı’na yönlendirilen ve bu alanda hiçbir taşkınlık yapmadan ekmek mücadelesi veren Tekel işçilerine yine aynı güvenlik güçleri su ve biber gazı sıkabilmektedir. 

‘Türkiye adına utandım’
Türk-İş’in Genel Sekreteri, Tek Gıda İş Sendikamızın Genel Başkanı Mustafa Türkel ile sendika yöneticileri, savunmasız işçiler gözaltına alınabilmektedir. Türk-İş tarihinde ilk defa kısa süreyle de olsa Türk-İş’in Genel Sekreterini gözaltına alma ayıbı bu hükümet dönemine mal olmuştur. Hiç kuşkusuz bu durum Türk demokrasi tarihine kara harflerle yazılacaktır. Doğrusu ben Türkiye adına çok utanıyorum” diye konuştu.
Tekel fabrikalarının kapatıldığı için bu işçilere kapatılan diğer işletmelerde sağlanan olanakların sağlanmasını istediklerini vurgulayan Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, bazı Tekel fabrikalarının kapatılmasının altı ay uzatılmasının gündemde olduğunu, bunun bütün fabrikalar için geçerli olması durumunda çözüm için zaman kazanılabileceğini belirtti.
Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, Ankara iş Mahkemesi’nde 4/C kapsamında çalışan personelin memur sendikalarına üye olabilmeleri için açtıkları davada, mahkemenin sendikayı haklı bulduğunu ve kararın Yargıtay’ın da onamasıyla Büro Memur-Sen lehine olumlu sonuçlandığını anlattı. Yazgan, “Yargıtay’ın bu kararı 4/C’li kamu personelinin memur sendikalarına üye olabileceklerini gösteriyor” diye konuştu.. 

CHP çözümü beğenmedi
CHP’li Akif Hamzaçebi, hükümetin bu işçilere sunduğu çözümün çözüm olmadığını belirtip şunları söyledi: “Bu işçiler, 10 ay süreyle kamuda geçici işçi olarak asgari ücretle çalışmaya mahkum ediliyor. Oysa hükümet, 2007 yılında çıkardığı yasayla, kamuda altı aydan fazla çalışan işçileri daimi işçi kadrosuna aldı. Bir yandan 218 bin işçiyi daimi işçi olarak devletin kadrolarına alacağız, öte yandan özelleştirme mağduru bu işçileri 10 ay süreyle hayatları boyunca çalışmaya mahkum edeceğiz. Eşit işe eşit ücret, evrensel kuraldır. Bunlar, yan gelip yatan işçiler değil. Bunlara iş verildi de çalışmadılar mı? ’Gelin sizi asgari ücretle işe alalım’ demek, ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir.
AKP, 2003-2009 döneminde kamuya toplam 351 bin memur almıştır. Bu, dikkatten kaçmaktadır. Bütçe kanunu ile getirilen sınırlamalar yanıltıcıdır. Bugüne kadar 351 bin devlet memuru ve 158 bin sözleşmeli personel olmak üzere 509 bin kişiyi devlet işe almıştır.” 

İşçiler neden sokakta?
Tekel Sigara özelleştirildikten sonra 12 bin Tekel işçisinin, ‘4/C’ adı altında 10 ay süreyle düşük ücretle çalıştırılması gündeme geldi. Yani özelleştirme sürecinde işyerleri kapanan Tekel işçileri, başka devlet kurum ve kuruluşlarında 4/C kadrosuyla geçici işçi statüsünde istihdam ediliyor.
Ancak kamu çalışanı olarak kazanılmış özlük haklarının büyük bir bölümünü kaybettikleri gibi, maaşları da asgari ücret seviyesine yani eski maaşlarının neredeyse yarısına geriliyor. Yılın ancak 10 ayı çalışabiliyorlar.

Türk-İş: Başbakan devlet değil şirket yöneticisi gibi
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu,  “Sayın Başbakanın, devletin görevlerini bir şirket mantığıyla hiçe sayması son derece talihsiz bir yaklaşımdır” dedi. Kumlu, şunları söyledi:  “Başbakan’dan Tekel işçilerinin sorunlarını çözecek olumlu bir açıklama beklerken Suriye’ye gitmeden önce hepinizin bildiği o açıklamayı yaptı. Sayın Başbakan Tekel işçilerinin çalışmadan para aldıklarını tekrarlamış, 4/C kapsamındaki işçiler için yapılan iyileştirme çabalarını anlatmıştır. Sayın Başbakan şunu bilmelidir ki, ’yatarak para aldıklarını’ öne sürdüğü Tekel işçileri ömürlerini bu memlekete hizmetle geçirmiştir ve fabrikalara ilişkin verilen kapama kararında onlar değil özelleştirmeleri yapanlar sorumludur. Bugün istedikleri ise evlerini, ailelerini geçindirebilecekleri, insan onuruna yakışır biçimde çalışacakları iş imkanına kavuşmaktır. Hükümetlerin görevi vatandaşlarını kölelik koşularında çalışmaya mecbur bırakmak değil, onlara insanca yaşam koşullarını sağlamaktır. Sayın Başbakanın, devletin görevlerini bir şirket mantığı ile hiçe sayması son derece talihsiz bir yaklaşımdır. Yine sayın Başbakan bilmelidir ki, provokatif eylemlerin içinde olan Ankara’da eylem yapan Tekel işçileri değildir. Onlar büyük bir disiplin ve dikkat içinde hiçbir taşkınlık yapmadan hak arama eylemlerini sürdürüyor. Asıl provokasyon ve uygunsuz davranış, Tekel işçilerine Abdi İpekçi Parkı’nda polisin yaptığı saldırıdır. Tekel işçilerinin büyük bir destek gördüğü doğrudur. Bu desteğin giderek daha da büyüyeceği anlaşılıyor. Erdoğan’ın toplumun her kesiminden gelen desteği değerlendirirken başını ellerinin arasına alıp ’Biz nerede hata yapıyoruz?’ diye demesinde, biraz da iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmasında yarar vardır.”
(Radikal)