Türk Telekom'un eli kolu bağlı

Türk Telekom GenelMüdürü Mehmet Ekinalan, özelleşmiş Türk Telekom'un çok verimli hale geleceğine inanıyor. 'Telekom gibi dinamik sektörde kamu eliyle yönetim olmaz' diyen Ekinalan, Radikal'in sorularını yanıtladı
Haber: RUHİ SANYER / Arşivi

Türk Telekom GenelMüdürü Mehmet Ekinalan, özelleşmiş Türk Telekom'un çok verimli hale geleceğine inanıyor. 'Telekom gibi dinamik sektörde kamu eliyle yönetim olmaz' diyen Ekinalan, Radikal'in sorularını yanıtladı:
Türk Telekom'un talibi çok. 13 şirket ihale yeterlilik belgesi aldı. Bunun nedeni herhalde Telekom'un çok kârlı olması. Gerçekten Telekom çok mu kârlı?
Telekom gerçekten Türkiye'deki çok kârlı kurumlardan bir tanesi. Ama kârlılık çok sübjektif bir olay.
Neye göre çok kârlı Türk Telekom?
Avrupa'daki başka telekom şirketlerine baktığınız zaman Türk Telekom hakikaten makul kârlılığı olan bir şirket.
Birkaç örnek verebilir misiniz?
Türk Telekom kredi kullanmayan ve borçsuz bir şirket olduğu için kârlılık bakımından diğer şirketlerle birebir karşılaştırma yapmak mümkün değil. Ama ciro bazında baktığımız zaman Avrupalı şirketlerle karşılaştırılabilir kârı olduğunu görüyoruz. Bunun nedeni incelendiğinde farklı farklı sonuçlar çıkabilir.
Nedir bunlar?
Dünyadaki telekom şirketlerine baktığımız zaman ciroları kadar ya da ona yakın kredi kullandıklarını görüyoruz. Yani dış kaynakla şirketi döndürmüşler ve yatırım yapmışlar.
Dış kaynak kullanmıyorsanız yatırım için gerekli parayı nereden buluyorsunuz?
Bir yerden bulduğumuz yok. Kamu mantığında elinde para varsa yatırımını yaparsın, dışarıdan kaynak araman gerekmiyor. Hepsi bu kadar basit. Dışarıda bir telekom şirketi kâr ettiğinde bu kârla çok büyük yatırımlar yapmaya çalışıyor ya da başka telekom şirketlerini satın alıyor. Bizimle ilgilenen şirketlere baktığımız zaman böyle olduğunu görüyoruz. Örneğin aralarında 30 milyar dolar (23 milyar YTL) cirosu, 25 milyar dolar borcu olan var. Hiç durmadan yeni ve kârlı alanlara yatırımlar yapıyorlar, sürekli büyüyorlar. Ama Türk Telekom'un böyle bir stratejisi olmamış.
Ne yapmış, kârını Hazineye mi vermiş?
Kâr ediyoruz götürüp Hazine'ye veriyoruz. Hiçbir özel şirketin yeni yatırımının tümünü cebinden finanse ettiğini gördünüz mü hiç? Olmaz böyle şey. En azından belli bir oranda kredi kullanması şirketin prestiji açısından da çok önemli. Bir işadamı olduğunuzu düşünün. Cebinizde 100 liranız var. 100 liranızla mı iş yaparsınız, yoksa 500 liralık mı iş yapmayı düşünürsünüz. 100 liranız size 500 liralık iş yapma imkânı veriyorsa 500 liralık iş yaratırsınız. Ama kamu mantığında cebinizde 100 liranız varsa, 100 liralık iş yaparsınız. Bu mantık sonucunda da Türk Telekom bu halde.
Peki Türk Telekom böyle davranmadığı için teknolojik anlamda geri mi kaldı?
Hayır, Türk Telekom teknolojik anlamda Avrupa'daki telekom şirketleriyle hemen hemen aynı düzeyde. Teknolojik bakımdan geri olduğumuz bir nokta yok. Ama negatiflere pozitiflere bakarsak Türk Telekom sabit telefon hatları bakımından belli bir noktaya gelmiş durumda. Yüksek oranlı bir büyüme beklemiyoruz. Nüfus artışına paralel bir büyüme olabilir. Sabit hatlarda 19 milyon abonemiz var şu anda. Avrupa'da 100 kişiye düşen sabit telefon hattı sayısı 50. Bizde ise 27.
Daha yol var.
Daha yol var gibi gözüküyor ama pek yok. Çünkü Avrupa'da her hanede iki kişi yaşıyor. Bizde ise dördüncü Dolayısıyla hane başına telefon sayısı hemen hemen Avrupa seviyesinde. Yani yüzde 100 penetrasyona yakınız. Telekom sektörünü değerli kılan büyüme potansiyeli. Datada çok büyük büyüme potansiyeli var. Yani internet kullanımı Türkiye'de çok az. Sağdan sayıyorsunuz 4, soldan sayıyorsunuz 5 milyona ulaşıyorsunuz internet kullanıcısı sayısında. Ama bu penetrasyon Avrupa'da yüzde 50'lere ulaşıyor. Türkiye'de de yüzde 50'lere ulaştığı zaman bizim en azından sabit telefon abonesi sayısına yakın internet kullanıcısı beklememiz lazım. Dolayısıyla bu alanlar çok gelişecek. İnternet abonelerinin sayısına baktığınızda ise tüm ISP'leri kattığınız zaman 1-1.5 milyon rakamına ulaşıyorsunuz. En çok abone bizde o da çevirmelide (dial up) 300-350 bin internette. ADSL de yükseliyor. Bu oran yüzde 50'lere ulaştığı zaman veya en azından telefondaki penetrasyona ulaştığında 20 milyon aboneden bahsediyoruz.
Peki bu kadar çok ve önemli alanda gelişme potansiyeli var. Kâr da ediyorsunuz. O zaman niye satıyoruz Türk Telekom'u, özelleştirmenin anlamı ne?
Kamunun ortak olduğu zaman yapıyı bozduğu alanlar var. Telekom da bunlardan bir tanesi. Çok dinamik bir sektör.
Kamu nasıl bozuyor bu sektörü?
Örneğin ben kamu olduğum için İhale Kanunu'na tabiyim. Sıkıntı orada başlıyor. Müşteri kapıda bekliyor. Cebinde de 20-30 YTL parası var. Diyor ki sen bana bu hizmeti verirsen bu parayı ödemek istiyorum. Adam kapıda beklerken ben bu hizmeti verebilmek için ihale yapıyorum. İhalenin sonuçlanması dokuz ay alıyor. Ben bu sürenin sonunda istediğimi alıp, hizmet vereceğim. Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayan özel sektör bunun kararını bir günde verir, en geç üç ayda da hizmete sokar. Aynı şekilde insan kaynaklarında da aynı sorunla karşılaşıyoruz. Bana şu özellikleri olan bir teknisyen lazım. Elemanı İşçi Bulma Kurumu kanalıyla almak zorundayım. Kendi kafama göre alamam. Kurum üzerinden bize gelmesi lazım, sınav yapacağız ve alacağız. Çok iyi bir teknisyen olduğu için benim kadar maaş alması gerekebilir. Bu işi çok iyi bilen az sayıda elemandan biri olabilir. Ama bu parayı veremeyiz çünkü bizde teknisyen maaşı standart. Bizde teknisyen maaşı 1.000-1.500 YTL ise onun üzerinde para veremem. Bu tür sınırlamalar işi zorlaştırıyor çok dinamik sektörlerde. Türk Telekom'un da elinin kolunun serbest kalmasının yolu kamunun bu işlerden elini çekmesi. Çünkü çok dinamik bir sektör burası.
Türk Telekom özelleştirmesiyle ile ilginenlerin çokluğu sizi şaşırttı mı?
Ben ilgiden memnunum. Beklediklerimizden gelmeyen olmadı. Bir Amerikalılar gelmedi onlar da genelde kendi iç pazarlarıyla yetiniyorlar. Avrupalı bazı firmalar da zaten çok borçlular ve benzer yatırımları yaptılar.
Ulaştırma Bakanı bu sefer de blok satış olmazsa halka arz yaparız diyor. Böyle bir ihtimal var mı? Çünkü yargı bu tür blok satışlı özelleştirmeleri iptal ediyor.
Hukuki açıdan oldukça garip bir durum var özelleştirmelerle ilgili olarak. Muhtemelen sayın bakan da o garipliği anlatmaya çalıştı. Türk Telekom bugün özelleştirilmezse karşımıza büyük handikapların çıkacağına inanıyoruz. Telekom gibi çok dinamik bir sektörün kamu eliyle yürütülmesi mümkün değil.
Dünyada yok mu kamu eliyle yönetilen telekom şirketi?
Dünyada bazı şirketlerde kamunun payı yüzde 50 ya da yüzde 50'nin üzerinde. Ama o ülkelerde kamu işletmeciliği özel sektör gibi çalışıyor. Mesela Deutsche Telekom'da bu pay yüzde 50'ler gibi yüksek olabiliyor ama belirttiğimiz handikapların hepsini geride bırakmışlar. Ancak oralarda da kamu işin içinde olduğu için birtakım verimsizlikler söz konusu ama Türkiye'deki kadar verimsizlik yok.
Niye blok satıyorsunuz Telekom'u, halka arz yapın? İsteyen gelsin halka arzdan istediği kadar hisse satın alsın.
Ama blok satış bunun en temiz yöntemi.
Türkiye'de de en riskli yöntem.
Evet ama biz zaman olmadığını düşünüyoruz. Çünkü halka arzlar uzun zaman alıyor.
Çok mu parasız kaldık da acele ediyoruz? Kaynak sıkıntısı mı var?
Yok ama Türk Telekom'un bir an önce kendi dinamikleri içinde gelişmeye başlaması lazım. Komşu ülkeler bile Türk Telekom açısından ekstra bir büyüme potansiyeli arz ediyor. Dolasıyla özelleşmiş ve dinamik bir Türk Telekom sadece Türkiye'de gelirini artırmakla kalmayacak, etraftaki ülkelerde de pazarını büyütecektir. Dolayısıyla Türk Telekom'un kısa dönemde dinamik bir yapıya kavuşturulmasıyla sağlayacağı fayda çok büyüktür.
Doğuda oturanın da sıkıntısı olmayacak
Ekinalan, özelleştirme sonrası Türk Telekom'un sahibi olacak şirketin kâr etmeyeceği alanlara yatırım yapmayacağı şeklindeki eleştirileri de ş
öyle yanıtlıyor: "Telekom'un sahibi olacak şirketin doğu gibi kâr etmesi şüpheli bölgelerde hizmet vermeyeceği endişesi var. Ancak verimlilik sağlandığı takdirde şu anda benim için verimsiz görünen alanlar onlar için daha verimli hale gelebilir, kâr edebilirler. Birincisi bu. İkincisi bütün verimliliği sağladığınız zaman bile hâlâ verimsiz alanlar kalacak
Telekom'da. Ancak bu bölgelerde yatırım yapılmayacağı ve insanların hizmet alamayacağı yolundaki endişeyi ortadan kaldırmak için önemli bir yasal düzenleme yapılacak." Altı aydır Ulaştırma Bakanlığı'nın bir kanun teklifi üzerinde çalıştıklarını ifaden eden Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan, şunları kaydediyor: "Üzerinde çalışılan bu kanun tetklifinde Evrensel Hizmet Fonu diye bir fon var. Bu fon telekom şirketlerinin katkılarıyla oluşturulacak. Devlet özelleştirme sonrası zorunlu hizmetleri götürmek istediği yerler için kaynak topluyor telekom şirketlerinden.
Örneğin devlet doğuda çok ücra bir köye temel telefon hizmeti götürmek istiyorsa özel telekom şirketlerine 'Al bu parayı, o bölgede bu hizmeti ver' diyor. Şirketler bu parayı alıp o hizmeti verecekler. Yani ne vatandaş hizmetten yoksun kalacak, ne de hizmeti veren zarar edecek. Çünkü zaten bu hizmeti vermeyi kabul ederken kâr edeceği bir rakam isteyecek. Bu özelleştirilmiş türk Telekom da olabilir, başka şirket de. Bu durumda özelleştirme sonrası hiçbir vatandaş temel telefon hizmetlerinden mahrum kalmayacak"
Verimlilikte yüzde 50 artış
Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan'a göre Türk Telekom,
devlet elinde olduğu sürece sektörün büyüme potansiyelinden yeterince yararlanamayacak. Çünkü devlet Türk Telekom'u verimli çalıştıramıyor. Genel müdür Ekinalan bunun nedenlerini de şu sözlerle dile getiriyor:
"Özel sektördeki verimliliği yakalayamıyoruz. Elimizdeki imkânları kullanabilsek Türk Telekom'un vermliliğini en az yüzde 50 artırmak mümkün. Ama bu olmuyor. Personeli çalıştıramıyorsunuz."
Prim ve ceza sistemi yok
'Personeli, az para verdiğiniz için mi çalıştıramıyorsunuz' sorusunu ise Mehmet Ekinalan şöyle yanıtlıyor:
"Az para vermiyoruz. Türk Telekom'da minimum maaşın kaç para olduğunu biliyor musunuz? 1 milyar 200 milyon lira civarında. Eline en az bu kadar para geçiyor. Buna rağmen çalışmıyor, çünkü güvencesi var. Sınırsız iş güvencesine sahip. Zorluyoruz, ama bir prim sistemi, ceza sistemi yok. Adamı denetliyoruz mutlaka çalış diyoruz, ısrar ediyoruz ama özel sektörde bunları demene, uğraşmana gerek var mı? Kendisini kapının önünde bulur. Devlette bir kişiyi kapının önüne koyduğunuz zaman mahkeme ertesi gün hemen gelip işe iade ediyor. Diyor ki kardeşim bunu çalıştıracaksın. Bir kişiyi, işini iyi yapamıyor diye görevden alıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz mahkeme getirmiş görevine geri koymuş. Bir dakika, bu adam işini iyi yapamıyor diyorsunuz kabul etmiyor. Dolayısıyla bu kadar dinamik bir yapının kamu ilişkisiyle yönetilmesi mümkün değil."
Ekinalan Türk Telekom'da tüm zorluklara rağmen son iki yılda her alanda önemli işlerin yapıldığını belirtiyor. Bunların başında cep telefonu şirketlerinden yaptıkları tahsilatı göstererek "Turkcell'in 1.5 katrillyon alacağız. İlk taksiti aldık bile. Telsim ile de anlaşmak üzereyiz" diyor.
'Herkes her şeyi söylüyor'
Genel Müdür Ekinalan, Türk Telekom'un 2004 yılını denetlenmemiş rakamlara göre 9 katrilyon lira (9 milyar YTL) ciro, 3.3 katrilyon lira (3.3 milyar YTL) brüt ve 2.2 katrilyon lira (2.2 milyar YTL) net kârla kapatmış olmasına karşılık özelleştirilmemesi durumunda sosyal güvenlik sistemi gibi bir karadelik hale gelme tehlikesi olduğunu söylüyor. Bunun nedenini ise görüşmenin başından sonuna dile getirdiği düşük verimlilik olarak gösteriyor.Ekinalan'a göre vatandaşın hepsi kendisini Türk Telekom'un sahibi olarak görüyor. Böyle olunca da isteklerin ardı arkası kesilmiyor. Herkesin bir şeyler söylemeye çalıştığını ifade eden Ekinalan, şunları kaydediyor:
"Şunu şöyle yap, bunu böyle yap diyor. Bir ticari şirket nasıl yönetilir? Şirkete birden fazla karışan patron olur mu? Bizde herkes patron, her şeyi söylüyor bilse de bilmese de. Yetkime karışma, dönem sonunda niye böyle oldu diye hesap sor. Ama kamu yöneticilerine her kafasına esen hesap soruyor. Vatandaş diyor ki 'Sayın genel müdür bu benim malım niye bunu böyle yapmıyorsun? Maaşını da ben veriyorum' diyor. 'Niye şu adamı buradan şuraya gönderdin' diye soruyor. Ben de öyle uygun gördüm, öyle
daha verimli olacağını düşündüm diyorum, itiraz ediyor 'Olmaz' diye."
'Çalışmayanı istemiyorlar'
Ekinalan, bu kez özelleştirmenin gereğine herkesin inandığını söylüyor. Buna Telekom çalışanlarını da dahil ediyor. 'Çalışanlar, bunun sonucunda aralarından bazılarının işsiz kalabileceğini düşünüyorlar mı' sorusuna ise şu yanıtı veriyor: "Çalışanlar, çalışmayanların şirkette kalamayacağını ve kalmaması gerektiğini düşünüyorlar. Özelleştirme sonucunda ortaya daha verimli ve kârlı şirketin çıkacağına, bunun da kendilerine yarayacağına inanıyorlar."