'Türkiye artık YTL ile borçlanacak'

Global likiditenin güvenli liman ABD'ye doğru kaymaya başladığı ilk günlerde Cumhuriyet tarihinin en düşük faizi olan libor artı 47.5 baz puanla uluslararası piyasalardan 600 milyon avro sendikasyon kredisi alan Garanti Bankası yine aynı günlerde bugüne kadar alınan en uzun vadeli...
Haber: ESİN ÇETİNEL / Arşivi

İSTANBUL - Global likiditenin güvenli liman ABD'ye doğru kaymaya başladığı ilk günlerde Cumhuriyet tarihinin en düşük faizi olan libor artı 47.5 baz puanla uluslararası piyasalardan 600 milyon avro sendikasyon kredisi alan Garanti Bankası yine aynı günlerde bugüne kadar alınan en uzun vadeli 10 yıllık 900 milyon dolarlık seküritizasyon kredisine de imza attı.
Bu dış kredileri Garanti Bankası adına Türkiye'ye getiren ekibin başında yer alan genel müdür yardımcısı Tolga Egemen, temmuzda yenilenmesi gereken sendikasyon kredisini iki ay önceye çektiklerini ve kimsenin ummadığı bir faizle aldıklarını söyledi. 'Dünyada faizlerin yükseleceğini öngörerek mi tarihinizi erkene aldınız' sorusuna Egemen, "Beklersek problem olur diye öngörmedik ancak piyasaların iyi olduğu bu anı kaçırmayalım diye düşündük. Yarın ne olacağı belli olmaz çok gecikmeyelim bu global likidite faiz artırımları nedeniyle çıkabilir dedik" yanıtını verdi.
'Sendikasyonlar etkilenmez'
Global sermayenin Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerden çıkışı ile başlayan dalgalanmanın Türk bankalarının dış kredi almasını engellemeyeceğini en fazla faizde bir miktar yükseliş olabileceğini söyleyen Egemen örnek olarak 2001 krizinin hemen ardından aynı yıl aldıkları 350 milyon avro krediyi gösterdi.
Türk siyasi hayatının hareketlendiği ve son olarak Danıştay'daki olayla gerginliğin zirveye tırmandığı günlerde 900 milyon dolarlık seküritizasyon kredisini sigortalayan kurumlarla görüşmek üzere ABD'de bulunan Egemen ile yabancı kreditörlerin son gelişmeler karşısında Türkiye'ye bakışını, global dalgalanmanın etkilerini ve daha da önemlisi ekonominin büyümesi için gereken yeni dış kaynakları konuştuk.
Sendikasyon kredinizi erkene alıp rekor düşük faizle borçlandınız. Bu borçlanmanın ardından global likidite ABD gibi gelişmiş ülkelere gitmeye başladı ve faiz yükseldi. Böyle bir dalgalanmayı önceden tahmin ettiniz mi?
Sendikasyonun vadesini iki ay önceye aldık. Bunu yaparken biri temmuzda ikincisi kasımdaki iki sendikasyon işlemimizin arasını açmak istedik. İkincisi piyasaların iyi olduğu dönemde işlemi tamamlamaktı. Mart-nisanda görüşme yaptık temmuzu beklemeyelim dedik. Beklersek problem olur diye öngörmedik. Ancak yarın ne olacağı belli olmaz çok gecikmeyelim bu global likidite biraz faiz artırımları nedeniyle çıkabilir. Çıkarsa bir kriz olacağı yok ama bir volatilite olabilir. Volatilite olmadan önce işlemimizi yapalım diye düşündük.
Rekor düşük faizle borçlandınız. Bu faize indirmek de zorlandınız mı?
Bankaların hayatta kabul etmeyiz dediği bir tutarı hepsinle tek tek konuşarak kabul ettirdik. Bu işin fiyatı için krizdeki borçlanmalardan bile daha fazla uğraştık. Global likiditeki daralma yüzünden yabancıların kredi musluğunu kısmasını beklemiyorum.
Son yıllarda Türk piyasalarındaki hızlı toparlanmada global piyasalardaki aşırı likidite etkili olmadı mı?
Ekonomide son üç yılda yaşanan olumlu gelişmeleri maalesef Türkiye'de işlerin iyi gitmesine bağladık. Ama bunda bir o kadar da global likiditenin etkisi oldu. Nitekim şimdi hiçbir şey çok da kötüye gitmemesine rağmen son üç yıldır piyasaların bu kadar iyi gitmesini sağlayan global likidite ortadan kalktıkça bozulma yaşanıyor.
15 Mayıs haftası ABD'de görüşmeler yapıyordunuz. Yabancılar Türkiye'deki bu hareketi nasıl değerlendirdi?
Son yaşanan düzeltmeyi yabancı yatırımcılar sağlıklı bir düzeltme hareketi olarak görüyorlar. Ekoniminin temellerinden kaynaklandığını düşünmüyorlar. Dünyada ise faiz yükseldiği için aşırı likidite ABD tahvil ve bonolarına yöneliyor. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı yaşanıyor. Ancak bu dünyanın sonu değil.
Önümüzdeki dönemde daha avantajlı yeni dış borçlanmalar olacak mı?
Bugüne kadar dışı borçlanmalar yabancı para cinsi oldu. Önümüzdeki dönemde ilk kez TL cinsi dış borçlanma yapılacak. Bu iki türlü olabilir. Bir tanesi sendikasyon kredisi gibi olan direkt yurtdışından TL cinsi kredi alabilirsin. İkincisi seküritizasyon. Bu çok daha zor bir iş. TL cinsi 10 yıllık sendikasyonun maliyeti ise yüksek. Ama biz şu anda bunun üzerinde çalışıyoruz.
Sendikasyon daha kolay ama bugün Türkiye'ye TL cinsi borç vermek isteyen yabancı banka hâlâ yok. Daha ziyade yatırımcılar var. Ancak faiz istediğimiz düzeye inmiş değil. Bugüne kadar yapılmamış TL cinsi seküritizasyon ise üç türlü olabiliyor. Kredi kartlarına dayalı, otomobil kredilerine ve konut kredilerine dayalı. İkinci yeni ürün konut kredilerine dayalı tahvil ihracı. Benim TL seküritizasyonda vade beklentim beş-yedi yıl, konut tahvilinde 10-15 yıl. Ancak konutla ilgili borçlanma için mortgage yasasının çıkması gerekiyor. TL cinsi seküritizasyonlar üzerinde ise çalışıyoruz.
Şirketler için yeni dış borçlanmalar gündeme gelecek mi?
Şirketler için de yeni borçlanma aracı yurtdışına YTL cinsi tahvil ihracı olacak. Bu konuda biz de şirketler adına çalışıyoruz. Yabancı para cinsi tahvil ihraçlarında ise bu yıl ciddi artış yaşanabilir.
Cumhurbaşkanlığı seçimini izliyorlar
Türkiye'de siyasi ve ekonomik gündemin karıştığı Danıştay'a saldırı düzenlenen günlerde ABD'de temaslarda bulunan Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Tolga Egemen, görüştüğü büyük kreditörlerin ve Türkiye'deki son gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini şöyle özetledi:
Mayıs ayının ortasında sendikasyon kredisine imzamızı attıktan sonra New York'a geçtik ve bizim son aldığımız 900 milyon dolarlık 10 yıla kadar vadesi uzayan seküritizasyon kredisi anlaşmamızı sigortalayan kuruluşlarla görüştük. Bu kredileri bu kurumlar sayesinde alıyoruz. Ve bu nedenle onların bakış açısı Türkiye açısından önemli.
Ancak biz 15 Mayıs'ta bu kurumlarla görüşmelere başladık ve gündem biraz değişti.
Türkiye'de bu tarihlerde türban dahil günlük politikaya ilişkin bazı tartışmalar oldu. Hatta Danıştay'a saldırı oldu. Ancak saldırısı öncesin de gündemimiz cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Orada ilk defa genel seçimlerden çok cumhurbaşkanlığı seçimi ilgi topluyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde laiklik karşıtı bir aday olması duumunda ne olabilir diye... Herkes bunu izliyor ve sormaya başladılar. İnsanlar Türkiye'nin politik istikrarında sıkıntı olabilir mi diye izliyor.Ama iyi olan tarafı bunlar Türkiye'nin kredibilitesine bakışlarını etkilemiyor. Neden etkilemiyor. Türkiye'de bağımsız Merkez Bankası ve BDDK gibi kurum ve kuruluşlar sayesinde.
Türkiye'nin cari açık dışındaki tüm makro ekonomik rakamlarının çok iyi olması, IMF ve AB ilişkileri yüzünden yurtdışı son derece rahat. Cari açığında kurdaki düzeltme ile disiplin altına gireceğini düşünüyorlar. Herhangi bir endişeleri yok. Niye yok, bütçe disiplini iyi gidiyor, enflasyon iyi gidiyor. Tabii kur nedeniyle enflasyonda bir sıçrama olacaktır. Ama ne olacak yıl sonunda hedef beş olmayacak, beş ile sekiz arasında bir yerde olacak. Makro veriler, bütçe ve harcama disiplini IMF ile ilişkileri iyi gittiği sürece bu laiklikle ilgili tartışmalarımız onları çok fazla ingilendirmiyor. Ama cumhurbaşkanlığı seçimini dikkatle izliyorlar.
'Erken seçim krize yol açmaz'
Erken seçim belirsizliktir. Bu piyasaları olumsuz etkiler. Ama belirsizlik eski kriz öncesi dönemlerde ekonomik krizlere neden oluyordu. Bugünkü ekonomik modelde ise krize yol açmıyor. Bağımsız Merkez Bankası, BDDK, IMF ve AB ile ilişkiler sayesinde. Eskiden hükümetler seçim öncesi Merkez Bankası'na para bastırtıyordu. Şimdi kanunen bankanın para basması sınırlandı. Dolayısıyla erken seçim bile olsa tabii ki volatilite yaşanır, bir belirsizlik olur ama eskisi gibi krize yol açmaz.