'Türkiye ekonomisindeki toparlanma dünyadan erken başlayacak'

'Türkiye ekonomisindeki toparlanma dünyadan erken başlayacak'
'Türkiye ekonomisindeki toparlanma dünyadan erken başlayacak'

Başkan Yılmaz, ?Uluslararası piyasalarda gözlenen iyimserlik açıklanan verilerin toparlanma sinyali vermesinden ziyade bu verilerin beklenen ölçüde olumsuz gelmemesinden kaynaklandı? dedi. FOTOĞRAF: AHMET DUMANLI /AA

Türkiye'de yılın son çeyreğinden itibaren ekonomik büyümenin pozitif rakamlara dönmesini beklediklerini açıklayan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 'Ancak Türkiye ekonomisindeki toparlanmanın küresel ekonomilere göre daha erken başlayabileceğini düşünüyoruz' dedi

İSTANBUL - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, “Türkiye ekonomisindeki toparlanma dünyaya göre daha erken başlayacak” dedi. Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı Finans Kulüp tarafından düzenlenen ‘Küresel Mali Kriz ve Merkez Bankası’ konulu toplantıda konuşma yapan Yılmaz, politika faizlerinde ve devlet borçlanma faizlerinde gözlenen belirgin düşüşün kredi faizlerine aynı oranda yansımamasının finansal koşullardaki ek sıkılığın azalarak da olsa devam etmesine neden olduğunu kaydetti. Durmuş Yılmaz, “Son dönemde politika faizlerindeki indirimler ve alınan mali tedbirler sonrasında, içinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğinde ülkemizde yurtiçi talebin göreli olarak istikrar kazanabileceğini ve son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif rakamlara geçeceğini öngörmekteyiz. Türkiye ekonomisinde toparlanmanın küresel ekonomiye göre daha erken başlayabileceğini düşünüyoruz” dedi. 

Neden erken toparlanırız?

Finansal sistemin sağlam ve istikrarlı yapısının ve hanehalkının borçluluk oranının düşük bir düzeyde olmasının ekonomide hızlı toparlanma öngörüsünü önemli ölçüde destekleyen iki temel unsur olarak niteleyen Başkan Yılmaz, bu krizden çıkışın yavaş ve kademeli olacağını, kısa vadede toplam talepte belirgin bir ivmelenme yaşanmasını beklemediklerini söyledi.
Yılmaz konuşmasında, küresel krizin kısa sürede sone erebileceğine yönelik söylemlere ihtiyatla yaklaşılmasının daha gerçekçi olacağını söyledi. Son haftalarda finans piyasalarında göreli bir iyimserliğin yaşandığını ifade eden Yılmaz, “Ancak son dönemde uluslararası piyasalarda gözlenen iyimserlik, açıklanan verilerin bir toparlanma sinyali vermesinden ziyade, bu verilerin beklendiği ölçüde olumsuz gerçekleşmemesinden kayaklanmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

‘Belirgin toparlanma yok’

Küresel ekonomide toparlanmanın ne zaman başlayacağı konusunun belirsizliğini koruduğuna işaret eden Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, “Merkez Bankası olarak beklentimiz önümüzdeki dönemde dünya toparlanmasının kademeli ve yavaş olacağı şeklindedir. Mevcut ortamda uluslararası kredi piyasalarındaki sorunların devam ettiği ve küresel ekonomide henüz belirgin bir toparlanma gözlenmediğine ilişkin değerlendirmemiz geçerliliğini korumaktadır” diye konuştu. 

Hızlı toparlanma zor

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, özel sektörün yatırım harcamalarında önümüzdeki dönemde hızlı bir toparlanma beklenmediğini, işsizlik oranındaki olumsuz seyrin 2009 boyunca devam edeceğini, tarım dışı istihdam göstergelerindeki toparlanmanın toplam talebe kıyasla daha gecikmeli gerçekleşeceğini düşündüklerini söyledi. Türkiye ekonomisinde son dönemde yaşanan gelişmeler ve bu dönemde uyguladıkları para politikası hakkında da bilgi veren Başkan Yılmaz, politika faizlerinde (Merkez Bankası gösterge faiz oranları) yapılan 750 baz puan (yüzde 0,75) faiz indirimin iktisadi faaliyetteki aşırı dalgalanmaların şiddetinin hafifletilmesine önemli ölçüde yardımcı olduğunu gösterdiğini belirtti. 

‘Hedef revize edilmemeli’

Global enflasyon kaygılarına ilişkin yöneltilen başka bir soru üzerine de Yılmaz, merkez bankalarının hedeflerini revize etmemeleri gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi: “Merkez Bankaları belirledikleri hedefi revize etmeyecek şekilde politika uygulamalıdırlar. Merkez Bankası sık sık hedef revize ederse hiçbir güvenilirliği kalmaz.
Burada esas olan prensip hedefin revize edilmemesidir. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası eğer uyguladığı politikalarla enflasyonda hedefi çok altına çekerse, bu şu demektir. Ekonomiyi öyle sıkıyor ki bunun bedeli olacak. Milli gelir azalacak, işsizlik artacak. Herkesin kararını doğru, uygulanabilir alması için Merkez Bankası’nın önüne koyduğu hedefi tutturacak para politikasını uygulaması gerekir. Hedef şu anda 7,5 ama elimizdeki verilere bakıyoruz ve bu koşullar altında diyoruz ki enflasyon hedefin altında olacak. O zaman enflasyonun hedefin altında gerçekleşmesinin maliyetini artırmamak için para politikasını gevşetiyoruz.”
Bir soruya karşılık da Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde enflasyon riski yüksek ama Merkez Bankalarının tecrübesi bununla mücadele etmeye yeterli” yanıtı verdi.
Başkan Yılmaz, başka bir soru üzerine de, faiz indirimlerinin artık önümüzdeki aylarda talep üzerinde etkili olacağını düşündüklerini kaydetti. Bir gazetecinin ‘IMF ile anlaşma olmaması sonucunda faiz artırma ihtimali var mı?’ şeklindeki sorusuna Durmuş Yılmaz, “Kamu borcunun milli gelire oranı da önemli. Siz bunu kontrol altında tutabiliyorsanız bu ekonomiye olan güveni artırıyor. Merkez Bankası’nın, politika yapıcısının mutlaka bir ‘B’ planının olması gerekir” diye düşünüyorum yanıtını verdi. 

Kamunun borçlanması

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, “Kamu finansmanı giderek özel sektöre gidecek olan kaynaklara talip olur hale geldi. Bu devam ettirilebilir bir fenomen midir?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Sürdürülemez ve sürdürülmemelidir. Şu anda bankalarımızdaki mevduatın en uzunu üç ay. Bu kısa vadecilik Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Üç ay vadeli mevduatlara 15-20 yıllık kredileri finanse etmek pek kolay değil. O nedenle bankalarımız ne yapıyorlardı; yurtdışından döviz borçlanıyorlardı. Yabancıların Türk ekonomisine güvenlerinden dolayı içeride ihraç ettikleri uzun vadeli tahviller vardı. Bu tahvillerden elde edilen TL’lerini dövizle swap edip uzun vadeli kredi verebiliyorlardı. Şimdi bu piyasa uluslararası mali sistemdeki sorunlardan dolayı kurudu. Dolayısıyla bu kredi mekanizmasının tekrar harekete geçebilmesi için bu uzun vadeli kredi verebilecek mekanizmaların tekrar çalışır hale gelmesi gerekiyor. Özel sektörün dışlanmasını öngören, kamunun daha fazla kaynak kullanması, daha fazla borçlanması sürdürülemez sürdürülmemelidir.”

Aşağı gidişte azalma var

Büyümedeki revizyona ilişkin olarak da Yılmaz, 2009 yılı bütçesi için 2008 yılında öngörülen makro çerçevenin bir parçası olan yüzde 4’lük artı büyümenin, değişen koşullar çerçevesinde eksi 3.6’ya revize edilmesinin ekonomi için doğru olduğunu ve hükümete kredibilite kazandırdığını söyledi. Başka bir soruya karşılık da Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz şu örnekle yanıt verdi: “150 kilometre hızla yokuş aşağı giden bir otomobilin hızı 140’a düştüğü zaman aşağı doğru gitmiyor anlamına gelmez. Aşağı doğru gidişte bir azalma var. Söylediğimiz budur.” (aa)

Kredi faizleri olması gereken seviyede değil
Yılmaz, bankaların kredilerin maliyetini neden düşürmediğine ilişkin olarak da, “Kredi piyasasında sıkılık devam ediyor. Fakat faiz indirimlerinden sonra ortaya çıkan diğer konjonktür gelişmeleri dikkate aldığımızda şu anda gerek tüketici kredilerinde gerek şirket kredilerinin faizleri dünyada likiditenin kuruduğu dönemin oldukça altında, ama olması gereken seviyede değil. Bu işler zorlamayla olmaz. Bize düşen görev mümkün olduğu kadar bankaların kredi vermesini sağlayacak likiditeyi zamanında vermek. Biz de bunu yapıyoruz” diye konuştu. Merkez’in faiz indirimine ne zaman son vereceği şeklindeki bir soruya da Yılmaz, Merkez’in böyle bir soruya cevap vermeyeceğini, elindeki verilere bakacağını ve veriler ne söylüyorsa ona göre cevap vereceğini belirtti.

Erken faiz indirimi krizi derinleştirirdi 
‘Faiz indirimleri geç mi geldi?’ sorusu üzerine de Yılmaz, “Merkez Bankası politika faiz kararlarını elindeki verilere bakarak yapıyor. Merkez Bankası iddia edildiği gibi o dönemdeki verilerden hareketle yaptığı politikaların tersini yapsaydı, faiz indirimine başlasaydı biz bu günkü yaşadığımız krizi çok daha derin yaşayacaktık. Maliyeti çok daha yüksek olacaktı” dedi. Yılmaz, faiz indiriminin ekonomik aktiviteyi etkilemesinin 3 ay ile 9 ay arasında zaman alacağını, bugün indirdikleri faiz oranının en erken 3, en geç 9 ay sonra etkisini göstereceğini söyledi. Yılmaz, fiyatlara geçişkenliğin de 18 ay ile 24 ay arasında olduğunu vurguladı.