'Türkiye'de taklit markaların cirosu milyar dolarlara ulaştı'

'Türkiye'de taklit markaların cirosu milyar dolarlara ulaştı'
'Türkiye'de taklit markaların cirosu milyar dolarlara ulaştı'

Kahveci, ?Göz önünde bulunan kişilerin taklit ürün kullanmaları ve bunu açıkça dile getirmeleri de taklitçiliği körüklüyor? dedi.

Sadece yazın sahillerde 300 milyon dolarlık tekstil ve aksesuvar taklidi dolaştığını belirten TMD Başkanı Vehbi Kahveci, 'Marka taklitleri dünyanın her yerinde var ancak, Türkiye'de ciddi şekilde görüntü kirliliği yaratıyor' dedi

ADANA - Tescilli Markalar Derneği (TMD) Başkanı Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit ürünlerin cirosunun milyar dolarları bulduğunu, sadece yaz aylarında sahil bandında 300 milyon dolarlık tekstil ve aksesuvar taklidi bulunduğunu söyledi.
Kahveci, taklit ürünlerin, Markalar Kanunu çıkıncaya kadar oluşan yasal boşluk ve kanun çıktıktan sonra ise firmaların yeterince duyarlı olmamasından piyasada alabildiğince arttığını savunarak, şunları söyledi:
“Markaların taklitleri dünyanın her yerinde var ancak, Türkiye’de ciddi şekilde görüntü kirliliği yaratıyor. Kanuna rağmen taklit ürünlerin piyasada cirit atmasının temelinde bana göre, birçok marka sahibinin hakkını aramaması yatıyor.  Türkiye’de taklit ürünlerin cirosu milyar dolarları buluyor. Marka sahibi ya da yetkilisi çıkıp da ‘bu ürün taklit, toplatın’ demediği sürece hiçbir otorite, toplama hakkına sahip değil. Oysa, savcılığa başvurulduğu takdirde çıkarılacak arama izniyle ürünü toplatmak, sorumluları hakkında cezai işlem uygulamak mümkün oluyor.”

‘Bazı cezalar iptal edildi’
Kahveci, açıklamasında, 1995 yılında çıkarılan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin bazı cezai hükümlerinin 1 Ocak 2009 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiğini, bu nedenle Şubat 2009’a kadar olan yaklaşık 9 bin davanın düştüğünü, toplanan taklit ürünlerin de sahiplerine dağıtıldığını hatırlattı. Markalar Kanunu’nun 21 Ocak 2009’da çıktığını ifade eden Kahveci, “Oysa, Türkiye’de markaların korunmasının kanun hükmünde kararname ile sağlandığı 1995-2009 yılları arasında, Markalar Kanunu’nun çıkması gerektiğini sürekli gündeme getirdik. Çünkü, kararname caydırıcı olmadı. Nitekim Anayasa Mahkemesi de iptale gerekçe olarak, cezai uygulamaların kararname ile yapılamamasını gösterdi” diye konuştu.

‘Tazminat alabiliyor’
Kahveci, kanuna göre, bir parça taklit ürünle bin parça taklit ürün yakalatana verilen cezaların aynı olduğunu belirterek, “Buna göre, bir ile üç yıl arasında değişen hapis cezalarıyla 5 bin ile 20 bin TL arasında para cezası uygulanıyor” dedi.
Türkiye’de temsilciliği bulunmayan firmaların, markalarına sahip çıkamadıklarından taklitlerinin de daha çok satıldığını ifade eden Vehbi Kahveci, “Marka sahibi, taklit ürünü satan ve imal edenlerden tazminat alabiliyor ancak, alınan para ne kadar olursa olsun markaya verdiği zararı telafi etmez. Çünkü, taklit ürünü kullananlar çoğunlukla onun taklit olduğunu bilir ancak, bir başkası o ürünün yıprandığına tanık olduğunda markayla ilgili fikri olumsuz etkilenir” şeklinde konuştu.

‘Markaların satışı düşüyor’
Vehbi Kahveci, 100 liraya satılan markalı bir ürünün taklidi 10 liraya satılıyorsa, bundan markanın taklidin aslından 10 katı daha fazla satılıyor anlamının çıktığını belirterek, taklitle gerçeği arasındaki fiyat farkının yükseldikçe markalının satışının düştüğünü vurguladı.

Ekonomiye zararı büyük
Taklit ürün satışının, rekabeti bozmanın yanı sıra kayıt dışı istihdam ve vergi kaçağına da neden olduğunu savunan Vehbi Kahveci, şöyle devam etti: “Özellikle toplumda göz önünde bulunan kişilerin taklit kullanmaları ve bunu da dile getirmeleri de taklitçiliği körüklüyor. Aslında, taklit kullananların psikolojisini de sorgulamak lazım. O kişi mutlaka olmak istediği yerde değil ve o markayı kullananlara karşı özenti duyan bir ruh hali içindedir diye düşünüyorum. Bu kişiler ayrıca ülke ekonomisinin zarara uğramasına aracı oluyorlar.” 
(Radikal)