scorecardresearch.com

Türkiye'nin AB'ye ihracat kaybının sorumlusu Çin'in ucuz örme giyimi

Türkiye'nin AB'ye ihracat kaybının sorumlusu Çin'in ucuz örme giyimi

Çin ucuz işgücüyle kalitesi düşük ürünlerde Türkiye ye kıyasla rekabette daha avantajlı. Türkiye nin pazar kaybı ve Çin in pazar artışı büyük ölçüde örme giyimde oldu. FOTOĞRAF: REUTERS

Türkiye'nin AB'ye toplam ihracatını gerileten hazır giyimdeki kaybın ana nedeninin 'örme giyim' olduğu ortaya çıktı. Betam'a göre, örme ürünler, dokumaya göre daha az yatırım gerektiriyor ve üretimleri daha kolay. Bu nedenle Türkiye, örme giyim alanında ucuz işgücüne sahip Çin'e yenildi

İSTANBUL - Son günlerde büyük tartışma yaratan TEPAV’ın ‘AB pazarındaki ihracat kayıpları’ adlı araştırmasında Türkiye ’nin Avrupa Birliği’deki (AB) pazar payının kriz süresince düştüğü ve giyim, tekstil, otomotiv ve elektrikli makine alanlarında rakiplerine karşı pazar kaybı yaşadığı belirtiliyor.
Betam’ın uzman araştırmacılarından Dr. Zümrüt İmamoğlu, TEPAV’ın notunu da dikkate alarak, Türkiye’nin pazar kaybının nedenlerini ve rakiplerine karşı performansını hem kısa hem de uzun vadede değerlendirdi. 

İhracat yüzde 19 geriledi
TEPAV’ın işaret ettiği dönemde, Ekim 2007-Mart 2008 ile Ekim 2009-Mart 2010 dönemleri kıyaslandığında, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yaptığı ihracat yüzde 19 azaldı. Bu azalmaya karşılık aynı dönemde Türkiye’nin AB’deki pazar payı yüzde 1.14’den yüzde 1.10’a geriledi. Ancak Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı beş sektöre bakıldığında, yalnızca bir tanesinde, giyim eşyasında, pazar kaybı oldu. Bu sektör dışındaki tüm önemli alanlarda Türkiye AB’deki pazar payını artırdı.
Daha uzun vadeli bakıldığında ise Türkiye’nin 2003’ten bu yana AB pazarındaki payını artırdığı görülüyor. Ancak yine giyim eşyası sektöründe uzun vadede de bir pazar kaybı belirgin. Türkiye’nin AB’ye ihracatı henüz tam olarak eski seviyesine ulaşamadı ancak AB’nin toplam ithalat talebi de kriz öncesi seviyesinin yüzde 15 kadar aşağısında kaldı. Krizlerde en çabuk kısılan tüketim harcamaları tekstil ve giyim ürünleriyle dayanıklı tüketim malları olan otomotiv ve elektrik makine ve cihazları olarak dikkat çekiyor.
Bunlar Türkiye’nin en çok ihracatını yaptığı ürünler. Türkiye ve rekabet ettiği ülkeler bire bir aynı ürünleri üretmediklerinden tam bir analiz yapabilmek için önce talebin eski seviyesine dönmesini beklemek gerekiyor.

Avrupalı ucuza yöneldi
Kriz sürecinde AB pazarında paylarını Türkiye’den daha fazla artırmış ülkeler var. Bunların en başında Çin geliyor. Özellikle giyim eşyası ve tekstil sektöründe rekabet halinde olduğumuz Çin, bu alanlarda pazar payını sırasıyla yüzde 3.79 ve yüzde 2.18 artırdı.
Giyim eşyası sektöründe Türkiye’nin pazar kaybı varken, Çin’in pazar payı arttı. Bu durum kriz süresince talebin nispeten daha az kaliteli ve ucuz mallara yönelmesi sonucu meydana gelmiş olabilir.
Nitekim pazar kaybı daha çok örme giyim eşyası sektöründe meydana geldi. Örme ürünler, dokumaya göre daha az yatırım gerektirdikleri ve üretimleri daha kolay olduğundan, bu alanda Çin ucuz iş gücüyle kalitesi düşük ürünlerde Türkiye’ye kıyasla rekabette daha avantajlı.
Türkiye’nin pazar kaybı ve Çin’in pazar artışı büyük ölçüde örme giyimde meydana geldi.



Türkiye sırasını korudu
Türkiye’nin AB pazarındaki 0.04 yüzde puanlık kaybının en önemli nedeni giyim eşyası kalemindeki kayıp oldu. Giyim eşyası sektöründe Türkiye’nin AB’deki pazar payı yüzde 7.73’ten 7.05’e düştü. İhracatımızda önemli yeri olan diğer kalemlerin pazar payları ise krize rağmen düşüş değil artış gösterdi. Tekstil sektöründe pazar payı 0.33 yüzde puan, otomotivde ise 0.20 yüzde puan arttı. Türkiye kriz süresince AB’ye en çok ihracat yapan ülkeler arasındaki sıralamasını da korudu. Pazar payı düşüşü olan giyim eşyası sektöründe dahi Türkiye, Çin ve Almanya’nın arkasından üçüncü sıradaki yerini kaybetmedi. Otomotiv ihracatında ise sıralamasını iyileştirerek, 12. sıradan 10. sıraya yükseldi.

‘Eksen kayması yok’
Betam’a göre, kriz sürecinde Türkiye’nin ekseninin Avrupa Pazarı’ndan kaydığını söylemek mümkün değildir. Türkiye, bu süreçte AB pazarındaki payını giyim eşyası sektörü haricinde korumuştur. Türkiye’nin dünyanın diğer bölgelerine olan ihracatını arttırması, krizin bu bölgeleri AB’den daha fazla etkilemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, kriz sürecinde AB’nin dış talebi (toplam ithalatı) yüzde 16 azalırken, Güney Amerika’nınki sadece yüzde 2 azalmıştır.
Türkiye’nin bu bölgeye ihracatı ise aynı dönemde yüzde 48 arttı. Yine krizden daha az etkilenen Ortadoğu bölgesine ihracatımız yüzde 17, Asya’ya ise yüzde 30 arttı. Bu bölgelerin Türkiye’nin ihracatındaki payı AB’ye göre hâlâ çok küçük ancak hızla gelişmekte olan ülkelerden oluştukları için (örneğin Çin, Şili ve Brezilya), kriz sonrası dönemde de Türkiye ile ticaret ilişkilerinin artması beklenmeli. Özellikle Çin’de tasarruf oranının zamanla azalıp tüketimin artması bekleniyor. ABD yaşanan son kriz sonrasında Çin’e bu gidişatı hızlandırması yönünde baskı yapıyor. (Radikal)

‘AB içinde eksen kayması olabilir’
Betam’ın arıştırmasında AB pazarında yapısal bir değişiklik olup olmadığını anlamak için sadece kriz dönemine bakmak yeterli değil, daha uzun vadeli değerlendirme yapmak gerekiyor. 2003-2009 yılları arasında Almanya AB pazarındaki payından 0.5 yüzde puan, Fransa ise 1.5 yüzde puan kaybetti. Türkiye, pazar payını 2003-2007 yılları arasında artırdı, kriz döneminde ise öncelikli olarak giyim eşyası sektöründeki kayıp sebebiyle az da olsa düşürdü (0.04 yüzde puan). Çin, Polonya ve Çek Cumhuriyeti ise kriz dönemi de dahil olmak üzere pazar paylarını genişletti. Buradan şu sonuca varıyoruz. Türkiye’nin pazar kaybı sadece kriz sürecinde oluştu ve göreceli olarak küçük. Ancak Almanya ve Fransa’da altı yıldır süregelen bir düşüş gözleniyor.
Bu ülkelerin AB’ye girmiş fakat henüz avroya geçmedikleri için işçi maliyetleri halen ucuz olan Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne karşı pazar paylarını kaybediyor olmaları mümkün.
Hatta üretimlerini özellikle bu ülkelere kaydırmaları da şaşırtıcı değil. Giyim eşyası dışındaki tüm sektörlerde Türkiye pazar payını kriz süreci de dahil olmak üzere 2003’ten bu yana artırdı. Dolayısıyla uzun vadede de bakıldığında Türkiye’nin AB’deki pazar payını kaybetmediği görülüyor.

Çin tüm ülkelerde karşımızda
Betam’a göre, her ülkenin coğrafi olarak yakın olduğu ülkelerle ticarette göreceli avantajı var. Fakat küreselleşen dünyada, Türkiye farklı bölgelerde dahi yine benzer rakiplerle karşı karşıya gelecek. Örneğin Avrupa’da rakibimiz olan Çin, dünyadaki hemen hemen her pazarda yine rakiplerimiz arasında. Türkiye’nin farklı bölgelere ihracatını artırması olumlu bir gelişme. Bu hem kriz süreçlerinde ihracatın tek bölgeye bağlı kalmamasını sağlarken hem de ihracat sektörlerinde toplam üretim ve istihdamı artırır. Ancak esas olan rekabette verimliliktir. Türkiye artık işgücü ucuz ve parası değersiz bir ülke değil. Çin, Hindistan, Kore gibi Asya ülkeleriyle ya da Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi AB ülkeleriyle sadece AB’de değil her pazarda uzun vadede rekabet edebilmek için verimliliği artırmaya yönelik çalışmalar yapılmalı ve/veya karşılaştırmalı üstünlüğü olan alanlarda büyümeye ağırlık verilmelidir.


http://www.radikal.com.tr/101201810120180

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.