TÜSİAD da sert: 19. yüzyıl zihniyeti

TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, ayrıcalıklı ortaklığı savunan AB'li politikacıların, zihniyet olarak 19. yüzyılda kaldıklarını, demokrasi ve refah ilkelerini iyi anlamadıklarını söyledi. Sabancı, "Tam üyelik perspektifinde ısrar konusunda hükümeti destekliyoruz" dedi.

İSTANBUL - TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, Türkiye için ayrıcalıklı bir ortaklığı savunan AB'li parlamenterleri zihniyet olarak 19. yüzyılda kalmakla suçladı.
Sabancı, Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefiyle yola çıkmayan, karar sürecinde yeri olmayan, alınan kararlara ortak olmayan bir Türkiye'nin AB'ye uyum sürecini bütünüyle yerine getirmesinin söz konusu olmadığını söyledi.
Ömer Sabancı, "Ayrıcalıklı ortaklık kavramıyla dile getirilmeye çalışılan bu seçeneği savunan AB'li politikacıların, zihniyet olarak 19. yüzyılda kaldıklarını ve aslında AB'nin demokrasi, refah ve barış ilkelerini çok iyi anlamış olmadıklarını söylemekte sakınca görmüyorum" diye konuştu.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç ise AB'yle müzakerelerin başlamasının, sorunların bitmesi anlamına gelmeyeceğini dile getirirken değişime ayak direyenlerin 'taviz veriliyor' çığlıklarının her gün duyulacağını söyledi. TÜSİAD'ın YİK toplantısında yaptığı konuşmada Sabancı, Türkiye'nin tam üyelik perspektifine ısrar etme konusunda hükümeti desteklediklerini, kırmızı çizginin 'ayrıcalıklı ortaklık' seçeneğinin reddedilmesinde yattığını vurguladı.
'Türkiye hazır olacak'
Sabancı, "Aslında sürecin ucu Türkiye için de açıktır. Önümüzdeki 7-8 yıl içinde Türkiye daha güçlü ekonomiyle, daha derinlemesini benimsenmiş demokrasi ve hukuksal düzenle toplum olarak AB üyeliğine hazır konuma gelecek. O noktada AB'nin de Türkiye için çekim gücünü koruyor olması gerekiyor" dedi. Sabancı konuşmasında, Türkiye gündemindeki son gelişmelere de değindi. Sabancı, "Oy depolarını taciz edeceği korkusuyla nasıl kayıt dışı ekonominin üzerine bir türlü gidilemiyorsa, aynı gerekçelerle sosyal güvenlik sisteminin yarattığı kanamayı durduracak operasyon da gerçekleştirilemiyor" ifadesini kullandı.
Ömer Sabancı, "Terörün başını yeniden kaldırma girişimleri, Başbakan'ın 'Kürt sorunu' ifadesini kullanması siyaset dünyasını yaz uykusundan uyandırdı. AB ile ilişkilerde zeminin her gün biraz daha ısınması hareketliliği artırdı" dedi. Ekonominin, istihdam yaratmaya başlamış olsa da işsizliği mutlak azaltacak seviyeyi yakalayamadığını, bunun ancak yeni yatırımların hızlı şekilde artmasıyla sağlanabileceğini kaydeden Sabancı, yabancı sermaye konusunda, "Bize birkaç şirket değil yüzlerce yatırımcı gerekli. Bu da ancak bizim gibi, yatırımcıları ülkesine çekmeye çalışan AB'nin yeni üyeleriyle ve diğer ülkelerle rekabet edebileceğimiz bir yatırım ortamı yaratmamızla mümkün olacak" açıklamasını yaptı.
Sabancı, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir yandan yeni yatırım ve istihdamla vergi oranlarını düşürüp vergiyi tabana yayarak bütçe gelirlerini artırırken, torbanın altındaki deliklerin de yamanması gerekiyor. Reformlar ile özelleştirmeler, bu açıdan kritik önem taşıyor. Oy depolarını taciz edeceği korkusuyla nasıl kayıt dışı ekonominin üzerine bir türlü gidilemiyorsa, aynı gerekçelerle sosyal güvenlik sisteminin yarattığı kanamayı durduracak operasyon bir türlü gerçekleştirilemiyor. Sonbahara kalan bu operasyon, sağlıklı bir şekilde yapılırsa bütçede orta vadede çok önemli bir yük azalması sağlanmaya başlanacaktır."
'Tepkiler abartılı'
Ömer Sabancı, özelleştirmelerde hükümetin kararlılığını tümüyle desteklediklerini, bu sürece bağlı olarak ortaya çıkan ve yabancı düşmanlığına kadar varan tepkileri ise abartılı bulmakla birlikte olağan karşıladıklarını, dünyanın her tarafında özelleştirmelerin dirençle karşılaştığını söyledi. Hükümetin, özelleştirmeleri doğru ve şeffaf bir biçimde yürüttüğünü belirten Sabancı, "Özelleştirmede bugüne kadar yapılanları devrim olarak nitelemek abartılı olmayacak" dedi.
Konjonktürel dengelerin çok iyi korunduğunu düşündüklerini ifade eden Sabancı, şöyle devam etti: "Öncü göstergeler olumlu sinyaller vermeye devam ediyor. Büyüme yavaşladı ama bu yıl da yüksek seviyesini koruyacak. Enflasyon hedefi tutacak. Cari açık büyümeye paralel olarak genişlemeye devam etse bile, kısa dönemde bir finansman sorunuyla karşılaşmayacak. Kısacası ekonomi, yapısal konulara el atmak için elverişli bir ortamda bulunacak."