TÜSİAD 'Teşvikler çok iyi' dedi ancak 'artacak bütçe açıklarına' dikkat çekti

TÜSİAD 'Teşvikler çok iyi' dedi ancak 'artacak bütçe açıklarına' dikkat çekti
TÜSİAD 'Teşvikler çok iyi' dedi ancak 'artacak bütçe açıklarına' dikkat çekti

Yalçındağ, ?Bu düzenleme, işsizliğin yaratacağı sosyal huzursuzluğu sınırlayacak? dedi. FOTOĞRAF: YAVUZ ÖZDEN

*TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, açıklanan 'Yatırım ve İstihdam Teşvik Paketi'ndeki aktif işgücü politikalarının son derece yerinde olduğunu söyledi
*Yalçındağ 'Teşvik paketiyle doğal olarak artması muhtemel bütçe açıklarının yönetimi önümüzdeki günlerin en önemli sorunudur' diye konuştu

ANKARA - TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Yatırım ve İstihdam Teşvik Paketi’nin bir süredir, hükümetin sivil toplum örgütleri ile paylaştığı ve geniş görüş alışverişi imkanı tanıyarak geliştirdiği bir düzenleme olduğunu belirterek, “Ekonomik krizle mücadele ile başlayıp, teşvik ve istihdam paketi ile doğal olarak artması muhtemel bütçe açıklarının yönetimi önümüzdeki dönemin en önemli sorunudur” ifadelerini kullandı.
Yalçındağ, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanlar Konseyi’nde yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından önceki gün açıklanan Yatırım ve İstihdam Teşvik Paketi’nin bir süredir, hükümetin sivil toplum örgütleri ile paylaştığı ve geniş görüş alışverişi imkânı tanıyarak geliştirdiği bir düzenleme olduğunu ifade etti.
Paketin uluslararası yükümlülükler, yani Türkiye’nin Gümrük Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü taahhütlerinin göz önüne alınarak şekillendiğini kaydeden Yalçındağ, şu mesajları verdi: 

Katkı sağlayacağını ümit edebiliriz: Özellikle aktif iş gücü politikaları uygulayarak yapısal işsizlikle mücadele, gerçekten son derece yerinde ve uzunca bir süredir tartışılan konuydu. Bu düzenleme işsizliğin yaratacağı sosyal huzursuzluğu sınırlayacak ve gençlerin edinmiş olduğu tecrübe ışığında iş bulma olanaklarını kolaylaştıracak. Paketin büyümenin önünde önemli bir yapısal engel oluşturan, bölgesel kalkınma farklarının azaltılması yönünde de katkı sağlayacağını ümit edebiliriz.

Sorun açıkları yönetmek: Krizle mücadeleyle başlayıp bu paketle doğal olarak artması muhtemel bütçe açıkları yönetimi, önümüzdeki dönemin en önemli sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Bir yandan daralmayı kontrol etmek, öte yandan bütçenin finansmanını, ekonominin itibarını koruyacak şekilde gercekleştirmek gerekecek. Bunun son derece güç olduğunun farkındayız. Bu aşamada yeni büyüme sürecinin finansmanı konusunda iç ve dış tasarrufların ne şekilde oluşturulacağı konusunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 

Teşvikler çok iyi: Bu teşvikler çok iyi. Krizi atlatmak için maliye politikasının biraz genişletilmesi TÜSİAD olarak bizce de doğrudur. Olağanüstü durumlar, olağanüstü önlemler gerektirir dedik. Ancak bu sürdürülebilir mi? Nereye kadar varır? Bankacılık sektörü, kamu açıklarını finanse ederek 90’lara mı geri döneriz? Eğer bankacılık sektörü Hazinenin borçlarını finanse ederse, reel sektöre nereden kaynak verecek? sorularına bir cevap bulmamız gerekir. Yapısal olan iç tasarrufun azlığını da göz önünde bulundurduğumuz da yüksek büyüme için, kaynağa nereden ulaşacağız? Bunlar cevaplamamız gereken ana sorular.”

Kriz sonrası da ihmal edilmesin: Kısa vadede krizin atlatılması için atılacak adımları tartışırken, kriz sonrasının da ihmal edilmemesi gerekir. Krizin ardından şekillenecek dünyayı doğru anlamak ve bu dünyada Türkiye’nin nasıl bir yer alacağını tartışmak da bu nedenle gündemin birinci maddesi olmalıdır. Bu hazırlıkları yapmadığımız taktirde, geleceğin fırsatlarından potansiyelimiz ölçüsünde yararlanmamız çok olacak. 

Kredi mekanizması sağlıklı çalışmıyor: 2001 yılındaki yeniden yapılanmanın ardından, sağlam temellere oturan ve zehirli varlıklara pek bulaşmamış olan Türk bankacılığının, krizden fazla etkilenmediği de söylenebilir. Ancak krizin heybeti karşısında kredi mekanizmalarının çok sağlıklı çalıştığını söylemek pek mümkün değil. 

Kamu açığı önemli sorun: Bugün için en önemli sorunlarından biri kamu açığıdır. Kriz öncesi hissedilmeye başlanan kamu dengesizliğinin krizle birlikte kontrol edilmesi daha zor bir şekle ulaştı. Bu gevşek maliye politikası tercihinin sonuçları ile bir süre daha yaşamak durumundayız gibi. Bu sorunun aşılamamasının tercümesi de Türkiye’nin uzun dönemde düşük büyüme hızlarına mahkum olmasıdır. 1990’ların ikinci yarısında olduğu gibi, bankacılık kaynaklarının kamuyu finanse etmesidir, özel sektör yatırım kaynaklarının kurumasıdır.

Terör bitmeden Kürt meselesi zor tartışılır: 21. yüzyılda hala Türkiye’nin terörizm ile uğraşmak zorunda olması bir diğer talihsizliktir. Toplumumuz terör ve şiddet ile muhatap olmaktan bitap düşmüştür. Demokratik sistemin her şeye rağmen derinleştiği bir ortamda şiddet yolu ile siyasi mücadele yapılmasının kabul edilmesi mümkün değildir.

Erdoğan: Özel sektöre de gayret düşüyor
Öte yandan Moldava dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Tayyip Erdoğan da, bir gazetecinin önceki gün açıklanan teşvik pakediyle ilgili olarak TÜSİAD’ın ‘bütçe açığı’ uyarısını hatırlatması üzerine, şunları söyledi:
“Açıklanan teşvikle ilgili kanaatler genelde olumlu. Şu anda bütçe açığı noktasında tabiiki sıkıntılarımız var. Bizler de bu bütçe açığının daha aza indirilmesi noktasında gayretlerimizi ortaya koyacağız, çalışacağız. Bu noktada devlet olarak elimizden gelen gayreti gösterirken, temenni ederim ki özel sektörün de aynı gayreti göstermesi suretiyle ülkemizin büyüme hızını artıralım ve buna katkıda bulunalım. (Radikal)