Ufuk Tarhan: Geleceği hayallerini somutlaştıranlar şekillendirecek

Ufuk Tarhan: Geleceği hayallerini somutlaştıranlar şekillendirecek
Ufuk Tarhan: Geleceği hayallerini somutlaştıranlar şekillendirecek
Fütürist akımın Türkiye'deki temsilcilerinden olan Ufuk Tarhan, "Buluş yapmak ani, anlık, vahi gelir gibi bir şey değildir" diyor ve ekliyor: Hayalleri somutlaştıran ve "yapanlar", geleceği şekillendirecek.

Fütürizm kelimesi, “gelecek” anlamındaki İngilizce “future” kelimesinden geliyor. Gelecekle ilgili bir yaklaşım, bir düşünce platformu olarak tanımlanıyor. “Gelecek katlandığımız, katıldığımız değil, yapılandırdığımız, yaratabildiğimiz akışkan, değişken bir süreçtir” iddiasını sahiplenmeye çalışan, savunan bir kavram, bakış açısı. Başka bir deyişle; “olmasını istediğimiz yarınlar için bugünden kararlar almaya” yardımcı olacak çalışmaların toplamı, bir disiplin.

Fütüristler, fütürizmin amacını şöyle açıklıyor: Şimdiye kadar, sanki bir yerde bir gelecek var ve biz onu tahmin etmeye çalışıyor, o tahminlere göre hazırlık yaparsak başarılı, mutlu oluruz gibi düşünüyorduk. Oysa fütürizmin gelecek algısı ve savunusu şöyle; gelecek karşısında edilgen değil, aktif, müdahaleci, mücadeleci, bazen kabullenici, hibrid yaklaşan sorgulayıcı bir bakış açısı ile düşünmeliyiz, çalışmalıyız.

Fütürizme göre bilgi, teknoloji, akıl ve duyguyu kullanarak aslında istediğimiz geleceği tasarlıyor ve tercihlerimizle tasarladığımızı gerçekleştiriyor ya da gerçekleştiremiyoruz. Bunun farkında olmalıyız. Kuşkusuz geleceği (henüz) kimsenin bilmediğini, bilemeyeceğini, değiştiremediğimiz taraflarının olduğunu kabul ediyoruz. Ancak epeyce bir kısmını yapılandırmakta etkimizin olabileceğine inanıyoruz. Yani kader, kuantum, paralel evren gibi şeyleri reddetmiyor, yanı sıra şekillendirebileceğimize de vurgu yapıyoruz.

Fütürizmin bir ölçeği, kısıtı, sınırı yok. Bireysel, kurumsal, toplumsal hatta evrensel boyutta yararlanılabileceğimiz bir bakış açısı. Fütürizm “olumlu gelecek tasarımı”, fütürist ise “olumlu gelecek tasarımcısı” oluyor.

Fütüristler bu doğrultuda donanım ve farkındalık geliştirmek istiyor. Amaçları ‘gelecek bilgisi’nin tıpkı tarih bilgisinden yararlanmak gibi kullanılabilir olmasını sağlamak. Bunun için de fütürizmin bir bilgi, disiplin, araç ve en sonunda okullarda ders olmasını sağlamaya çalışıyorlar.

Gelecekçi, trendleri irdeleyen, analiz eden, işbirliği yaptığı şirketlere sürdürülebilir iş modelleri sunan, dijital iş stratejileri tasarlayan, uygulayan ve İş Avatarlığı yapan Ufuk Tarhan ile yaratıcılık, inovasyon, dijital dünya ve en önemlisi de fütürizm üzerine konuştuk.

Türk insanının inovasyona, iyileştirmeye ve adaptasyona açık olduğunu fakat buluş anlamında başarısız olduğunu siz de söylüyorsunuz. Bunun değişmesi ve daha fazla buluş yapılması için neyin değişmesi, ne olması gerekir???

Buluş yapmak öyle bizlere küçüklüğümüzden beri öğretildiği gibi ani, anlık, vahi gelir gibi bir şey değildir!

Yani Arşimet hamamda yıkanırken tesadüfen sabunu su dolu kurnaya düşürüp “suya daldırılan bir nesnenin hacminin, yapısal biçimi ne olursa olsun, taşırdığı suyun hacmi ile belirlenebileceğini” tesadüfen bulan ve hamamdan “eureka eureka! / buldum buldum!” diye fırlayan yaşlı bir amca değildir. Zamanının çok iyi eğitim almış, ünlü matematikçilerinden, mucitlerinden biridir…

Ya da Newton köyünde ağaç altında uyuya kalmış ve kafasına ağaçtan elma düşünce yer çekimini keşfetmiş bir meczup değil, daha o zamanlar Cambridge’in ünlü profesörlerinden, dünyanın en değerli düşünürlerindendir…

Kısacası “buluş, icat” yapmak son derece iyi eğitim almayı, sürekli öğrenmeyi, gelişmeyi ve odaklı, disiplinli, yılmadan çalışmayı gerektiren ciddi bir süreçtir. Kuşkusuz daha zeki olanlar daha hızlı, daha kolay mesafe alabilir. Ancak ister normal, ister üstün zekalı olsun herkes yaratıcıdır. Buluş yapma potansiyeline sahiptir. Herkes zaten doğuştan bir beyne (processor’e / işlemciye), yaratma, hayal kurma kabiliyetine, sorumluluğuna sahiptir. Önemli olan bu malzemeleri çok ama çok çalışarak buluşlara, icatlara, inovasyona dönüştürmektir.

Yukarıdaki tariflere ve eğitim, kültür, sanat, spor, bilim dallarındaki skorlarımıza ve yapımıza bakınca, ülkemizde bu süreci destekleyen kültüre, alt yapıya ve değerler setine sahip olmadığımız çok açık. Tersi olsa idi zaten böyle olmazdık. Peki alabilir miyiz? Kuşkusuz evet!

Gereklerini yaparsak… Ben eninde sonunda daha akıllı, daha iyi ve daha buluşçu insanlar olabileceğimize inanıyorum. Hiç yılmadan #GelecekGüzelGelecek diye azimle bunun için çalışıyorum. Herkese mızırdanmak, sızlanmak yerine bu tutumu benimsemesini, çok, etkin ve verimli çalışma disiplinini öneriyorum. Başka da yol yok zaten diyorum. Edison ne demiş? “Buluş= %1 hayal, %99 ter”…

 

'Maker’lar hakkında ne düşünüyorsunuz, geleceği onlar mı şekillendirecek?

Evet, kesinlikle!

Yukarıda değindiğim gibi, buluşlar için kuşkusuz hayal, fikir vb. işin başlangıç noktası. Ancak bu adım sadece ilk adım. Bir fikrin, hayalin, merakın, “nasıl?” sorusunun buluşa, inovasyona dönüşmesi için sürekli bilgi, düşünce, deneme, yapma, bozma, düzeltme, yeniden yapma, tekrar deneme, tekrar yanılma, bir daha bir daha yapma gibi çok disiplinli, müthiş çalışma, çaba gerektiren kesintisiz bir sürecin işlemesi lazım. Kısacası “yapmak” lazım. O yüzden “maker’lar / yapanlar” çok çok önemli ve geleceği kafasında fikirler ve hayallerle dolaşanlar ya da sırt üstü yatanlar, duranlar değil, hayalleri somutlaştıran “yapanlar” şekillendirecek.

Yeni neslin de hızla büyüttüğü yaratım çağı ve inovasyonla fütürizmin bağlantısı nedir?

Birbirinin içindedir. Hep, daima ve aktif bir bağlantı içindedirler…

Hayaller, buluşlar” hep daha iyi bir gelecek” içindir. “İyi” tanımı her ne ise kuşkusuz…

“O halde her şeyden önce gelecek ve onun istekleri üzerinde buluşçu, araştırıcı düşünebilmek, senaryolar üretebilmek ve ondan sonra da gereken adımları atabilmek gereklidir. Biri olmadan, diğeri olamaz. Geçmiş için buluş yapamazsınız. Ya da şimdi için. Şimdi aslında daima geleceği düşündüğümüz, gelecek için şimdi, şu an yaptığımız bir geçiş anıdır. Sabit değildir.

Örneğin ben bu yazıyı, gelecekte yayınlamanız için içeriğindeki fikirleri, anlatacaklarımı bularak şimdi yazıyorum. Ancak siz okuduğunuzda benim için geçmiş, sizin için şimdi, henüz okumamış okuyucu için gelecekte gerçekleşecek bir buluş olacak. Ve tüm bu süreci başlatan “gelecekte blog ve gazetede yayınlamak isteği ya da ortak hayalimiz” idi. Bu hayal için siz, ben ve okuyucu çalışmasa idik, sonuç olmayacaktı.

Sonuçta geçmiş, şimdi ve gelecek birbirini takip eden, birbirinin içine geçmiş akışkan, dinamik, çok boyutlu, ancak ve ancak “yaptığımızda” gerçekleşen süreçlerdir. Fütürizm bunun anlaşılmasını, kullanılmasını sağlamaya, yaymaya çalışan çok önemli, hayati, temel bir araçtır, vazgeçilmezdir…

Artık hepimiz dijital bir dünyada yaşıyoruz, siz de sosyal medya başta olmak üzere bu dünyada aktifsiniz. Peki bu uçsuz bucaksız her an başka bir şeyin olduğu dünyada imaj hakkı, telif, fikri sinai mülki haklar, marka ve koruma ve korunma konularıyla ilgili yorumunuz ne olur?

Bilinen tanımları ile fikri mülkiyet hakkı “ortada iktisadi değer taşıyan bir fikrî emek ürünü olması halinde” doğar. Bu durumda sosyal medyada, dijital dünyada ürettiğimiz şeyler eğer “iktisadi davranışlar, tasarruf, harcama, yatırım vb. oluşumları” açısından bir anlam ifade ediyorsa korunmalıdır diye düz bir sonuç çıkabilir.

Ancak teknolojik olanaklar, mobilite, kesintisiz, anlık bağlantıda olduğumuz bir dünyada da böyle bir korumanın, kısıtlamanın, kontrolün mümkün olamayacağı apaçık. O zaman tüm bu klasik tanımların, kuralların, kısıtlamaların, düzenlemelerin vb. değişeceğini, değişmek zorunda olduğunu düşünüyorum. Tam açık, tam paylaşım, tam şeffaf bir dünyaya doğru hızla gidiyoruz. Ok yaydan çıktı. Bunun tehlikeden çok, daha iyi insanlar olmamız için bizi zorlayacağına, yola getireceğine inanıyorum. Oyun kuramını benimsiyorum…

 

Son zamanlarda çokça konuştuğumuz ve kullanılan 3D printerlarla sizin de yakından ilgilendiğinizi hatta kendinize bir bileklik yaptığınızı biliyoruz. Sizce 3D printerlar hayatımızda neyi değiştiriyor/değiştirecek?

Her şeyi değiştirecek! Tıpkı her yeni buluşun aslında her şeyi değiştirdiği gibi…

Üç boyutlu yazıcılar buluşlarımızın somut ürünlere, uygulamalara dönüşmesi sürecini çok hızlandıracak, “mümkün kılma” kavramını yeniden anlamlandırmamızı sağlayacak dönüştürücü buluşlardan biri.

Bir ürün, aparat, uygulama vb. her ne ise hayal ettik. Bir sorunu çözeceğini düşünüyoruz. Bu düşüncenin olup olmayacağını görmek, yaşamak için “o şeyi” fiziksel olarak yapmamız, denememiz ve sahiden oluyor mu anlamamız lazım değil mi? Bunun için prototiplere, fikirlerin somut şeylere dönüşmesi lazım. İşte bu noktada eskiden çok zahmetli, maliyetli, zaman alan “model, tasarım, maket, örnek vb.” üretme aşamalarını devrimsel biçimde kısaltan ve kaliteyi, verimliliği müthiş arttıran bir icat 3D yazıcı meselesi.

Şu anda seri üretim için henüz daha yolun çok başındayız, ancak yaygınlaştığında baskıda, imalatta kullanılan malzeme çeşitliliği arttığında, maliyetler düştüğünde vb. “buluş, üretim, dağıtım, lojistik, satış, pazarlama vb.” tüm adımlar, süreçler ve her sektör için dramatik olarak değişecek.

Yedek parçalarımızı evimizde basacağız. İmalatçılar yedek parça stoku tutmayacak. Yedek parça değil, basmamız için gönderecekleri dijital modelleri satacaklar.

Pastacı pasta değil, pasta kodlarını 3D yazıcıdan çıkarabileceğim şekilde yollayacak.

Hayallerinizi zorlayın, internette biraz araştırın bakın daha neler bulacak, şaşacaksınız. 3 Boyutlu yazıcıların kendi içlerindeki gelişimini ve likit teknoloji ile baskı yapan teknolojiye geçişi, 3D Çizim kalemlerini, sadece 2 günde basılan arabaları, 3 Boyutlu üretim teknolojisi ile yapılan evleri vb. göreceksiniz… Hem de daha şimdiden…

Sizce, 3D printerlar ile yaratılan şekiller bugüne kadar elde edilmiş ya da uğrunda savaş verilmiş fikri ve sınai haklar açısından bir ihlal teşkil ediyor mu?

Neden etsin? Etmez, edemez, etmemeli. “İhlal” ne demek? Bu ve diğer tüm düzenleyici kavramları, olguları yeniden tanımlamamız gereken yıllara, yepyeni bir çağa geçiyoruz. Geçtik hatta. Ve bu durmayacak. Sürekli bir geçiş, değişim, dönüşüm, evrim içinde ilerleyeceğiz.

O yüzden hak, hukuk, tüm kurallar baştan aşağı yeniden tanımlanmalı, tanımlanacak. Merkeze “insan, canlı ve evren” haklarının konduğu çok ama çok farklı bakış açıları ile her şeyi yeniden ve daha akıllıca daha iyi bir gelecek için yeniden yapılandırmalıyız.

 

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Eğer istersek hala geleceğin daha güzel olma ihtimali var. Buna tüm kalbimle inanıyorum ve “Gelecek Güzel Gelecek” diyerek bu güzel iletişim fırsatı için teşekkür ediyorum. Herkese “Happy Future!” diyorum.

bigPara.com