'Umutsuz olmak için hiçbir sebep yok'

'Umutsuz olmak için hiçbir sebep yok'
'Umutsuz olmak için hiçbir sebep yok'

Başbakan Erdoğan konuşmasında, Türkiye?nin krizi en alt seviyede yaşadığını ifade etti. FOTOĞRAF: MURAT PAZARBAŞI

Başbakan Erdoğan 'teğet' lafına açıklık getirerek, 'Elbette kötü şartlar bize de dokunacak ama milletçe ayakta kalmayı başaracağız. Krizi en alt seviyede yaşıyoruz' dedi

ANKARA - “Kriz Türkiye’yi teğet geçecek” diyerek tepkileri çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘teğet’ten neyi kast ettiğine bir kez daha açıklık getirdi. Erdoğan, “Hamdolsun, batan bankalarımız yok, batan güçlü firmalarımız yok ve ben kriz Türkiye’ye teğet geçecek derken işte bunu kastediyorum; elbette bu kötü şartlar bize de dokunacak, elbette bizim de sıkıntılarımız olacak ama biz milletçe ayakta kalmayı, hedeflerimizi kaybetmemeyi başaracağız. Umutsuz olmak için sebep yok” dedi. Erdoğan, Ulus’a Sesleniş’te şu mesajları verdi:

Herkes sıkıntıdan payını alıyor: Bildiğiniz üzere küresel ekonomik kriz başta gelişmiş ülkeler olmak üzere bütün ülkeleri etkisi altına almış durumda. Dünya ekonomisi II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez daralma gerçeğiyle karşı karşıya. Şiddeti değişiyor da olsa, bugün bütün ülkeler krizin etkilerinden payına düşen sıkıntıları alıyor ve bunu yaşıyor. Küresel boyutta etkili olan bu çapta bir krizle mücadelede ülkeler arası işbirliğinin önemi de çok büyük.

Krizi en alt seviyede yaşıyoruz: Şundan her insanımız emin olmalıdır ki, Türkiye şu anda dünyada yaşanan kriz şartlarını mukayeseli olarak mümkün olan en alt seviyede yaşamaktadır. Dünyanın en gelişmiş ekonomilerini ciddi ölçüde sarsan, küresel finans kuruluşlarını, devasa uluslararası şirketleri iflasın eşiğine getiren bu çaptaki bir krizin elbette ülkemize de ulaşan etkileri vardır, olacaktır.

İlk günden tedbir aldık: Hükümet olarak kriz emarelerinin belirdiği ilk günlerden bu yana gelişmeleri dikkatle izledik, tedbirlerimizi günü gününe aldık, krizi, hem mali hem de psikolojik boyutuyla en iyi şekilde yönetmeye çalıştık. Türkiye ekonomisinin dışında gelişen olumsuz şartların ekonomimize, dolayısıyla da insanlarımıza vereceği zararı en aza indirmek için gecikmeden adımlar attık.

Sıkıntı yaşıyoruz ancak...: Altmış civarında somut uygulama başlatarak ekonomimizi özellikle dışarıdan gelen o şok dalgalarına dayanıklı hale getirdik. Piyasalardaki durgunluğu gidermek üzere devlet bütçelerinden bankalara ve büyük şirketlere milyarlarca dolarlık kaynak aktarılmıştır. Bu fatura o ülkelerin vatandaşların sırtına yüklenmiştir, bu bedeli o toplumlar ödeyecektir. Bugün, dünyanın en ileri ülkeleri arasında, bankaların, finans kuruluşlarının battığı, buna bağlı zincirleme iflasların yaşandığı, üretimin durma noktasına geldiği, dev markaların çöktüğü ülkeler vardır.

 Hamdolsun batan banka ve güçlü firma yok: Şunu çok açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, Türkiye’nin mutlu ve müreffeh yarınlara ulaşacağına dün ne kadar inanıyorsam, bugün de o kadar çok inanıyorum. Hamdolsun, batan bankalarımız yok, yine inanıyorum güçlü firmalarımız yok; ve ben kriz Türkiye’ye teğet geçecek derken işte bunu kastediyorum; elbette bu kötü şartlar bize de dokunacak ama biz milletçe ayakta kalmayı, hedeflerimizi kaybetmemeyi başaracağız.

Umutsuz olmak için sebep yok: Türkiye’nin sıkıntıları vardır ama umutsuz olmak için hiçbir sebebimiz yok. Herkesin dikkatli olması, bu ülkenin insanlarını ümitsizliğe, paniğe sevk edecek tavır ve açıklamalardan kaçınması lazım. Sıkıntılarımızın nerede olduğunu biliyoruz, imkânlarımızı azami derecede zorlayarak o sıkıntıları gidermeye gayret ediyoruz. Bilhassa işsizliği azaltacak çareler üzerinde hummalı biçimde çalışıyoruz, bunların olumlu sonuçları da görülecek. (Radikal)