'Yargı reformu şart'

TÜSİAD lideri Sabancı, yargı reformu istedi: "Yargı sorunları gündemi işgal ediyor. Bunda, yargı sisteminin ihtiyaç duyduğu reformun bir türlü yapılamamış olmasının rolü büyük."
Sabancı şöyle dedi: "Yargı bağımsız olmalı. Uzun yargılama itibar kaybettirir, adil yargılama hakkını zedeler. Yargı ve infaz hataları da soruşturulması gereken sistem sorunları."

İSTANBUL - Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) 36'ncı genel kurul toplantısına 'yargı' damgasını vurdu. TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, son zamanlarda yargıya ilişkin meselelerin ülke gündemini fazla işgal etmeye başladığını belirterek, "Bunda yargı sistemimizin çok uzun süredir ihtiyaç duyduğu reformun bir türlü yapılamamış olmasının çok büyük rolü var. Mevcut durum, hem yargının siyasallaşması görünümünü veriyor hem de Türkiye'nin uluslararası itibarını olumsuz etkiliyor" dedi.
Ömer Sabancı, yargının önündeki en büyük engelin yargı bağımsızlığı konusunun çözüme kavuşmaması olduğunu, kazanılmış hakların ihlal edilebildiğini, yargılama sürecinin uzun ve adil yargılama hakkını ihlal eder nitelikte bulunduğunu, 'yargı ve infaz sürecindeki' hataların soruşturulması gereken bir sistem sorunu olduğunu ifade etti. TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç da, 'yargı sistemimizi baştan aşağı reforma tabi tutmalıyız' uyarısı yaptı.
Ömer Sabancı, TÜSİAD'ın 36'ncı Genel Kurul toplantısında, bir ay önce Ankara'da yapılan YİK toplantısında, Türkiye'nin öncelikli gündemini ortaya koyduklarını, 2006 yılının muhtemel gelişmeleri karşısında, rotasının düzgün tutulması gereğine ilişkin görüşlerini dile getirdiklerini anımsattı. Söz konusu toplantıda, Türkiye'deki siyasal sistemin temsil ve istikrar açısından doğru dengeler üzerine oturmasını, demokrasinin uygulama hatalarından ve eksiklerinden arındırılmasını, ifade özgürlüğünün eksiksiz uygulanmasını istediklerini hatırlatan Sabancı, şunları söyledi:
"Yargı sistemimizdeki aksaklıkların, dış ilişkilerimizde pro-aktif bir tutum benimsenmesi gereğinin altını çizmiştik. Bu genel kurul toplantımızda da, bir ay önce dile getirdiğimiz görüşlerin bugün hâlâ geçerliliğini koruduğunu ve aralık ayında sarf ettiğimiz her sözcüğün altına imzamızı atmaya devam ediyoruz."
TÜSİAD'ın, gelişmiş bir ekonominin, siyasi ve ekonomik istikrarın, demokratik bir hukuk devleti olmaksızın tam anlamıyla tesis edilemeyeceği gerçeğini kamuoyuna anlatmayı, uzun yıllardan beri misyonunun temel unsurlarından biri saydığına işaret eden Sabancı, TÜSİAD olarak yargı reformunu uzun süredir gündemlerinde tuttuklarını, bu konuda bir dizi çalışma yaptıklarını anlattı. Sabancı, Kasım 1998 ile Aralık 2003'te yayımlanan raporlarında yer alan hızlı, adil ve istikrarlı bir yargı sistemi için hayata geçirilmesi gereken reformun önceliklerini ise 10 madde halinde sıraladı.
Ömer Sabancı, TÜSİAD Yönetim Kurulu'nun derneğin Türkiye'de hukuk devleti standartlarının yükselmesine ve Yargı Reformu'na verdiği önemin bir ifadesi olarak, 2006 yılından itibaren 'En İyi Genç Hukukçu Ödülü' vermeye karar verdiğini açıkladı.
Koç: Yargı reformu şart
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, "Siyasal sistemimizin yüksek demokratik standartları, temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı bir arada gerçekleştirebilecek şekilde reforma tabi tutulmasını sağlamalıyız. Bu, ekonomik istikrarı sürekli kılabilecek kalıcı siyasal istikrar için zorunludur. Bu çerçeveyi korumak üzere hukuk devleti olmayı başarmalıyız. Bunun için gerekli hukuksal ve idari altyapıyı kurmalı, yargı sistemimizi baştan aşağı reforma tabi tutmalıyız" dedi.
'Dünya takdir ediyor'
Sabancı Türkiye'nin enflasyonla mücadeledeki başarısının tüm dünya tarafından takdirle karşılandığını, 2005'te enflasyon oranını yıllık yüzde 7.7'ye indirmeyi başaran Türkiye için, uluslararası piyasalarda, Maastricht Kriterleri'ni 2008'de yakalayabileceği yorumları yapılmaya başlandığını belirten Sabancı, 2006'da bütçe açığının GSMH'nın 2.4'lük hedefle AB'nin yüzde 3'lük limitinin altına ineceğine işaret etti. Ömer Sabancı, faizler konusunda ise "Keskin düşüşler beklemek, talep etmek gerçekçi değildir" dedi.
Mustafa Koç, da yaptığı konuşmada, "2006, daha şimdiden iyi yönetilmesi gereken bir yıl olarak kendini gösteriyor" diye konuştu. Petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi eğilimini bir risk faktörü olarak gösteren Koç, 2006'da dünya piyasalarında likidite daralmasının beklendiğini, bu iki risk faktörünün Türkiye'nin enflasyon hedeflemesi, mali disiplin ve yapısal reformlardan oluşan sacayağını 2006'da titizlikle koruması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.
Genel kurul toplantısında TÜSİAD'a katılan 43 yeni üye tanıtıldı ve derneğin faaliyet raporu da açıklandı. 2005'te toplam gelirlerin yüzde 12.13, giderlerin ise yüzde 3.31 arttığı belirtilirken bütçenin 845 bin YTL fazla verdiği vurgulandı.
Üye aidatı geliri yüzde 19.25 arttı.
Sabancı: Hükümetle sorunumuz yok
Genel kurul sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ömer Sabancı, bir gazetecinin "Ankara'daki toplantıda da bazı atıflarda bulunmuştunuz. Yargı reformuna dikkat çekmiştiniz. Burada da aynı noktalara işaret ettiniz" değerlendirmesi üzerine şöyle konuştu:
"Biz hükümet ile TÜSİAD arasında bir sorun görmüyoruz. Ankara konuşmamız, hem benim hem Mustafa beyin konuşması çok detaylı incelenirse, orada büyük gerginlik yaratacak, ortamı gerecek konular yoktu. Bizim zaten böyle bir amacımız yok. Bizim amacımız, Türkiye'nin önünde çizdiği bir rota var, o rotadan sapmaması. Ekonomide başarılı adımlar atıldı. İşsizlik, yabancı sermayenin daha fazla çekilmesi, kayıt dışı ekonominin daha radikal kararlarla üstüne gidilmesi gibi konularda biz daha aktif bir tutum bekliyoruz. Yoksa bizim illa Türkiye'de aman bir gerginlik yaratalım, hükümetle aramız bozulsun-iyileşsin gibi arayışımız yok."
Ömer Sabancı, 35 yıldır yeri geldiğinde hükümetleri övdüklerini, yeri geldiğinde de eleştirileri gündeme getirdiklerini ifade ederek, TÜSİAD'ın bir sivil toplum örgütü olduğunu ve bundan kimsenin alınmaması gerektiğini söyledi.
Reform için 10 öncelik
Ömer Sabancı yargı reformu için yapılması gerekenleri 10 madde halinde sıraladı:

  • Yargının önündeki en büyük engel, yargı bağımsızlığı konusunun hâlâ çözüme kavuşmamış olmasıdır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı değiştirilmeli, kurulun sekretaryası Adalet Bakanlığı'ndan ayrılmalı ve atama taslakları kurul tarafından hazırlanmalıdır.
  • Yargıda kazanılmış hakların ihlali, hukuk güvenliği ilkesinin de ihlalidir. Devletin geçmişe yönelik sonuç doğuran tek taraflı işlemleri, yerli ve yabancı sermayeyi yatırımdan uzaklaştırdığı gibi toplumda da güvensizlik yaratmaktadır. Bu bağlamda Anayasa'daki kamu yararı ilkesi, yeniden düzenlenmelidir.
  • Yargılama süresinin uzunluğu, adil yargılanma hakkını ihlal ediyor. Dosya sayısının çokluğu kadar, ceza davalarında hazırlık soruşturmasının iyi yapılmamasının, hukuk davalarında ise bilirkişilik kurumu ve tebligat sisteminin de bu süreye olumsuz etkileri vardır.
  • Kopenhag Siyasi Kriterleri'ne uyum amacıyla mevzuatta yapılan değişiklikler uygulamaya yansımadıkça amacına ulaşmayacaktır. Özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü ile kültürel haklar gibi hassas konularda, yargının adeta kanunlar değişmemiş gibi yorum yapması, olumlu sonuçlar doğurmamaktadır.
  • Tutuklama kararlarının verilmesiyle, uzatılmasında hassas davranılmalı ve gerekçeli olmalıdır.
  • Sanık hakları uygulanmalı.
  • Af kanunları istisna olmalı.
  • Yargı ve infaz sürecinde hata, soruşturulması gereken bir sistem sorunu olarak ele alınmalıdır.
  • Yargının mali kaynak ve kadro sıkıntısı sonlandırılmalıdır.
  • Yargı mensuplarının eğitimi sürekli ve etkin olmalıdır.
    Kıbrıs açılımına tam destek
    Genel kurulda hem Sabancı, hem de Koç, hükümetin son Kıbrıs açılımını desteklediklerini söyledi. Ömer Sabancı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Kıbrıs konusundaki açılımı ve konuya Türk hükümetinin yapıcı bir şekilde yaklaşımının kendilerini çok mutlu ettiğini belirterek, "Kendilerini bu adımlarından dolayı kutluyor ve destekliyoruz" dedi.
    YİK Başkanı Mustafa Koç da, hükümetin son Kıbrıs açılımını, gerek inisiyatifi ele alması, gerekse iyi bir zamanlamayla yapılmış olması açısından desteklediklerini de söyledi. 2006 ile ilgili olarak Filistin, İran, İsrail, Irak ve Suriye gibi bölge ülkelerindeki çalkantıların artarak süreceğinin gözüktüğünü anlatan Mustafa Koç, şunları söyledi:
    "Bölgesel gelişmelerin bizim için potansiyel birer istikrarsızlık kaynağı olduğu düşünülürse, 2006 yılında Türkiye'nin hiç değilse kendi kendine sorun çıkarmamasının ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Genel seçimlerin zamanında yapılması, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin siyasal istikrarı koruyacak şekilde yönetilmesi de önemlidir."
    Türkiye'nin gündeminin, artık AB gündemini izlemeye ve ona paralel hale gelmeye başlaması gerektiğini anlatan Koç, daha fazla üretim, daha fazla istihdam, rekabet gücünün artırılması, geleceğe hazırlık yapılması gibi konuların AB'de de, Türkiye'de de gündemin üst sıralarını işgal edeceğine işaret etti. Koç, Türkiye'de eğitim reformuna da bir an önce el atılması gerektiğini de vurguladı.
    Ülke yönetiminin, dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmelere uygun politikalar belirlemesinin beklenen davranışlardan biri olmakla birlikte, hedefler ve idealler açısından önümüzdeki dönemde yetmeyeceğini vurgulayan Mustafa Koç, Türkiye'nin gelişmiş ülkeler arasında yer almak ideali doğrultusunda yürüdüğüne ilişkin en belirgin işaretin, AB sürecinde inişli-çıkışlı da olsa bir süreklilik sağlanabilmesi ve bu sürece paralel biçimde de bazı ekonomik-siyasal reformların gerçekleştirilmesi olduğunu kaydetti. YİK Başkanı Mustafa Koç, "Ancak, ülkemizde pek çok alanda reform ihtiyacı halen varlığını sürdürmektedir ve geminin öngörülen rotada yol aldığını asıl olarak bu reformlar ortaya koyacaktır" diye konuştu.