'Yetersiz destek çiftçiyi tefecinin kapısına götürüyor'

Türkiye Avrupa Birliği (AB) ile tarama sürecinde en zorlu alanı oluşturan tarım konusunda yaptığı yeni düzenlemelerle bu zorlu...
Haber: NAZMİ BELGE / Arşivi

AYDIN/İZMİR - Türkiye Avrupa Birliği (AB) ile tarama sürecinde en zorlu alanı oluşturan tarım konusunda yaptığı yeni düzenlemelerle bu zorlu süreci kısmen de olsa rahatlatmaya çalışıyor. Bu amaçla yeni Tarım Yasası'na ilk kez konulan, dünya fiyatlarıyla üreticinin eline geçmesi planlanan hedef fiyat arasındaki farkın çiftçiye ödenmesini amaçlayan 'fark ödeme sistemi' üreticiler tarafından memnuniyetle karşılanıyor.

Her yıl tarımda verilen destek primlerinin dünya fiyatlarına bakılarak belirlenmesini sağlayacak olan sistemin genel olarak üreticilerin lehine olacağı düşünülüyor. Söz konusu düzenlemenin sağlıklı işlemesi durumunda sıkıntılarının azalacağını belirten sektör temsilcileri, bu konuda olası sıkıntının IMF'den kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Bütçe hazırlanırken, tarım ürünlerinin dünya fiyatlarının ne olduğu konusunun belirsiz olacağını belirten çiftçi temsilcileri, daha sonra saptanacak bir tutara da IMF tarafından 'bütçeye yük getireceği' gerekçesiyle karşı çıkılabileceği endişesini taşıyor.
Çiftçiler Birliği başkanı Hulusi Tanman, yeni Tarım Yasası'na ilişkin kuşkularını dile getirmekle birlikte, düzenlemenin çiftçinin elinde bir 'silah' olacağını söyledi. Destek sisteminin farklı yöntemlerle hemen hemen her ülkede olduğunu belirten Tanman, sermaye sıkıntısının da üreticiyi tefecinin kucağına ittiğine dikkat çekiyor.
Tariş Pamuk Birliği Başkanı ve Uluslararası Pamuk İstişare Kurulu Türkiye Temsilcisi Sabahattin Gazanfer de yasanın primleri belirleme konusunda gerekli esnekliğe sahip olmadığına dikkat çekiyor. Gazanfer, bu durumun da çiftçinin lehine veya aleyhine olabileceğini söylüyor. İzmir Ticaret Borsası Başkanı Tuğrul Yemişçi ise tarımın dünyanın her yerinde devletler tarafından desteklendiğine dikkat çekiyor.
Çiftçinin sermayesi eridi
Tarımsal desteklerin yetersiz olması nedeniyle pamuk üretiminde son sekiz yıl içinde ekim alanlarında ciddi daralma yaşandığını belirten Çiftçiler Birliği Başkanı Tanman, çiftçinin 2001 krizinden sonra sermayesinde ciddi kayıplar yaşadığını, bugün bile tarlasını sürecek finasmanı bulamayanın tefecinin eline düştüğünü söyledi.
'Devlet isterse bulur'
Tanman, kriz sonrasında Ziraat Bankası'nın da kredileri kesmesiyle üreticinin özel bankalara yöneldiğini ancak, söz konusu bankalara verecek ipotek bulamadıkları için de bu kez 'ayaklı banka' olarak bilinen tefecilerin eline düştüğünü belirtti. Tefeciye borcunu kapatamayan çiftçilerin tarlalalarının 'el değiştiğini' belirterek şunları söyledi:
"Böylece, 'ayaklı banka' tarla sahibi olur. Üretici de onun yanında ya ortakçı olur ya da ırgat olur kalır. Son üç dört senedir Türkiye'de böyle de bir gelişme var. Bu çok tehlikeli. Ama kim bunlar diye sorduğunuzda hiç kimse de çıkıp size, 'Ben tefeciden para aldım da böyle oldum' demeyecektir. Bir söz vardı ya, 'Rüşvetin belgesi olur mu?' diye. Devlet isterse bunu şöyle araştırabilir. Son üç dört yıl içinde büyük arazileri kimler almış, bakar. O insanlar daha önce ne iş yapıyormuş? Nasıl para kazanmışlar, arazilerin parasını neyle ödemişler? Ortaya çıkar. Söke'de değil sadece' Türkiye'nin her yerinde var. Ama isim veremem."



İşçi ücretten, üretici maliyetten dertli
En büyük sorunun yüksek maliyet olduğunu belirten Sökeli çiftçi Ahmet Öztepe (solda) prim düşük açıklandığında sarsıldığını belirtti. Dayıbaşı olarak anılan işçi simsarı Cuma Fırat, 'İşçinin en büyük sıkıntısı düşük ücret ve sigorta' dedi.


'Yeni Tarım Yasası esnek olmalı'
Tariş Pamuk Birliği Başkanı ve Uluslararası Pamuk İstişare Kurulu Türkiye Temsilcisi Sabahattin Gazanfer, yeni Tarım Yasası'na yönelik endişelerini yasanın hazırlanmasında katkısı olanlara da ilettiğini belirterek şunları söyledi: "Yeni Tarım Yasası'nda hedef fiyatla dünya fiyatları arasındaki fark verilsin deniliyor. Esnek olmayan prim sisteminin ülke için isabetli olmadığını düşünüyorum. Fiyatlarda fazla değişiklik olmazsa sorun olmaz. Ancak, desteğiniz sabit kalır, hedef fiyat dünya fiyatının altına inerse prim yetersiz kalır. Dünya fiyatları artarsa, hatta hedef fiyatı geçerse prime gerek kalmaz. Tersi olursa yani dünya fiyatları giderek düşerse, dolayısıyla bizim hedef fiyatımızla dünyada satabileceğimiz fiyat arasındaki açıklık büyürse, verilen prim yetersiz kalmış olacak."


'Kurala göre oyun yok'
Tarımın dünyanın her yanında devletlerin desteklediğini belirten İzmir Ticaret Borsası Başkanı Tuğrul Yemişçi AB'nin boş tarlaya bile ödeme yaptığını belirterek şunları söyledi:
"Çünkü dünyanın hiçbir yerinde oyun kuralına göre oynanmıyor. O yılki ürün elde kalacaksa, devletin buna çare bulması ya da elde kalmayacak şekilde ürettirmesi lazım. Bunu denetleyemediğinizde insanları sokakta mı bırakacaksınız? ABD'de üretici piyasa fiyatlarından olumsuz etkilenmişse farkını devlet karşılıyor. Yunanistan'da AB'nin ortak tarım politikası uygulanıyor. Onlarda da prim veriliyor. Bizimkinin adı prim. AB bu yıl üretim fazlası nedeniyle primi azalttı. Kilo başına değil dekara prim veriyor. Bir dekar pamuk ekene 90 avro, pamuk ekmeyene 50 avro veriyor. Hükümetlere diyoruz ki; Bir ürün Türkiye için ihtiyaçsa teşvik edilsin."
BİTTİ