Yıldız: Nükleer enerji ihalesini bir ay içinde karara bağlamalıyız

Yıldız: Nükleer enerji ihalesini bir ay içinde karara bağlamalıyız
Yıldız: Nükleer enerji ihalesini bir ay içinde karara bağlamalıyız

Taner Yıldız, ?Nükleer santralde yüzde 15, yüzde 20, yüzde 25 gibi bir oranda kamu hissesi gündeme gelebilir? dedi. FOTOĞRAF: DİLEK MERMER /AA

Rusya Başkanı Putin'in 'Nükleer ihalesini Rus-Türk ortaklığı kazandı' açıklamasını tercüme hatası olarak açıklayan Enerji Bakanı Yıldız, 'İhale süreci devam ediyor. Son bir ay içinde bunu karara bağlamalıyız' dedi

ANKARA - Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘Nükleer Enerji İhalesini Rus-Türk ortaklığı kazandı’ açıklamasının tercüme hatası olacağını söyleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız dün de “Nükleer santral ihalesine dönük süreç devam ediyor. Ağustos ayında önemli bir kısmını bitirmiş olmamız lazım, son bir ay içinde bunu karara bağlamak lazım” dedi.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nda (TPAO) düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldız özetle şu bilgileri verdi:
İhale süreci devam ediyor: İhale süreci devam ediyor. Ülkenin menfaat ve çıkarları doğrultusunda değerlendirmeler yapılıyor. En son Rusya ile yapılan görüşmelerde de Türkiye’nin fiyat beklentisi olduğu belirtildi. Bu konuda makul bir noktada birleşirse bu iş olur. Fiyatta makul bir noktada birleşilmesi ve bunun sıhhatli bir yapıda olması durumunda yüzde 15, yüzde 20 ya da yüzde 25 gibi bir oranda kamu hissesi konusu da gündeme gelebilir. Burada önemli olan nükleer santralla ilgili teknolojiyi ve santralı makul fiyatlarla ülkeye kazandırmaktır.
TEDAŞ’ın 15 yıllık alım garantisi söz konusu olmakla birlikte bu 60 yıllık bir yapıdır. Nükleer santralın, Türkiye’ye 60 yıl faaliyet gösterecek bir yapı olması noktasından bakıldığında bu konunun sık elenip sık dokunması ve enine boyuna tartışılması anlayışla karşılanmalıdır. Ağustos ayında bunun (ihale sürecinin) önemli bir kısmını bitirmiş olmak gerekir. Son bir ay içinde de bunu karara bağlamak lazım. İhalede makul bir fiyatta buluşulması önemlidir. Ancak sadece fiyata odaklanılmaması gerekir. Nükleer santralla alakalı ihale şartlarının değişmesi gibi bir şey söz konusu değil. Kamu hissesi konusu da kanunda yer alıyor, yani hukuki açıdan bir sorun  bulunmuyor.
Rusya ile doğalgaz pazarlığı: (Sözleşmesi 2011 yılında  sona erecek batı hattı aracılığıyla Rusya’dan doğalgaz alımında) Henüz bir netleşme yok, ancak Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla ya da diğer ülkelerle yapacağı anlaşmalar dikkate alınarak, 15 yıldan başlayıp 25 yıla kadar sürebilir. Batı hattından alınan gazın bir başka ülkede değerlendirilmesini teminen re-export talepleri de var. Bu olumlu da cevap bulabilir ya da bulmayabilir. Söz konusu hatta miktar yine 6 milyar metreküp civarında devam edecek. Görüşmelerde fiyatın ucuzlatılması konusunda talepleri yineledik.
Iğdır’dan Nahcıvan’a doğalgaz: Türkiye’nin Rusya ile gerçekleştirdiği görüşmeler ve anlaşmaların ardından Nahçıvan’a gittim. Nahçıvan’da da bir iyi niyet protokolü imzaladık.
 Iğdır’dan 500 milyon metreküp civarında doğalgaz verilmesi konusunda bir mutabakat zaptı imzaladık. Bu işe ticaret olarak bakmıyoruz. İki ülke arasındaki ilişkilerin, kardeşliğin pekişmesi olarak bakıyoruz.
Suriye ile anlaşma: Gelecek hafta sonu da Suriye’ye doğalgaz ve elektrik enterkonnektif sistemle alakalı bir anlaşma imzalamaya gideceğiz. Dolayısıyla bölgemizde bulanan enerji diplomasisiyle alakalı gelişmelerin önemli bir kısmını tamamlamış bulunacağız. Suriye’nin elektrik ihtiyacı van, bu kapsamda ilk etapta 250 megavat, daha sonra miktarı farklı olmak üzere ülkeye elektrik vereceğiz. Doğalgaz konusunda da Mısır’dan başlayarak Türkiye’ye uzanan Arap doğalgaz hattına ilişkin bir anlaşma imzalanacak.
Bu kapsamda 18 ayda tamamlanması planlanan boru hattında Türkiye kendi bölgesinde boru hattını tamamlayacak.
Talep düştü, havaya ödeme gündemde: Küresel krizin etkisiyle talep edilen miktar ve fiyatlardaki düşüşler nedeniyle petrol ve doğal gaz ithalatında bir düşüş oldu. Bu 2009 yılının ilk altı ayına göre petrolde yüzde 57, doğalgazda yüzde 32’lik bir azalmaya tekabül ediyor. Al ya öde yükümlülüğü altında ödenmesi gereken bir miktar çıkabilir. Bununla alakalı Rusya ve İran’la yapılan görüşmeler var. Biz bunun ertelenmesini isteyebiliriz miktar açısından değil, nakit açısından. Bunu istemek hakkımızdır olumlu ya da olumsuz sonuç alabiliriz ama istemek hakkımız.
Nabucco ve Güney Akım birbirini teyit ediyor: Türkiye’nin bütün bu son bir ayda yaptığı anlaşmalardan kesinlikle güçlü çıktığı tartışılmazdır. Son dönemde Güney Akım ve Nabucco projeleri birbirlerine alternatif projeler olarak tartışılıyor. Gerek Güney Akım gerekse Nabucco’ya Avrupa’nın artan doğalgaz ihtiyacı ve ithalata bağımlılık artışı dikkate alındığında orta ve uzun vadeli projeler olarak bakmak gerekir. Her iki proje de birbirini teyit ediyor ve Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik konumunu güçlendiriyor.
Artık AB Türkiye’yi gözden geçirir: Arz güvenliği noktasında AB ülkeleri ile Türkiye’nin çıkarları örtüşüyor. Bu doğrultuda AB ülkelerinin mutlaka Türkiye ile alakalı kritikleri, yorumları tekrardan gözden geçireceği kanaatindeyim. AB ister enerji başlığını açmış olsun ister açmamış olsun, Türkiye son bir aydaki gelişmelerle beraber enerjide özellikle Avrupa Birliği’nin tam merkezindedir. Enerji sektörümüz, ulusal siyasetimiz açısından bir katalizör göre-vi yapacaktır.
Bağımlılık kaçınılmaz: İster kamu, ister özel sektör kanalıyla olsun öncelikle Türkiye’nin çıkarlarını ve kazanımlarını düşünüyoruz. Rusya’ya bağımlıyız dersek bundan önce sorulması gereken soru şu, petrolde ya da doğalgazda bağımlılığın azaltılması konusunda ne tür teklifler var, bu teklifler nasıl değerlendiriliyor. Bize bir ülkeden teklif geldi de (biz bu teklifleri değerlendirmeyiz) diye mi düşünüyoruz yoksa bunları son derece realistik ve rasyonel şekilde Türkiye’nin büyüme hızına karşılık gelebilecek yapıyla karşılamaya mı çalışıyoruz.
Ben her yumurtanın aynı sepette olmasını istemem. Türkiye’nin çok önemli bir enerji politikası ve stratejisi vardır ancak Türkiye’nin aynı zamanda bire bir karşılaştığı gerçekleri de vardır. Türkiye bugün gazın 40’ta 39’unu dışarıdan temin etmektedir (Radikal’in notu: 39’un 30’u da Rusya’dan geliyor). O zaman bu gazı tedarik ederken ülke çeşitlendirmesine ve güzergâh çeşitlendirmesine dikkat ediyoruz ve varsa teklifleri fizibıl olması şartıyla bütün teklifleri değerlendiriyoruz. (Radikal)