'Yoksulluk daha da artar'

Türk-İş, IMF'nin üç yıllık yeni programı onaylamak
için getirdiği ön koşullardan olan Sosyal Güvenlik Kurumu, Genel Sağlık Sigortası ve Emeklilik Sigortası Yasa tasarıları hakkında bir rapor hazırlayarak, düzenlemelere olan itirazlarını açıkladı.

ANKARA - Türk-İş, IMF'nin üç yıllık yeni programı onaylamak
için getirdiği ön koşullardan olan Sosyal Güvenlik Kurumu, Genel Sağlık Sigortası ve Emeklilik Sigortası Yasa tasarıları hakkında bir rapor hazırlayarak, düzenlemelere olan itirazlarını açıkladı.
Türk-İş'in raporuna göre devletin sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirerek, sosyal güvenlik sistemine yeterli oranda ve düzenli katkı sağlaması gerekiyor. Emeklilik sigortası yasa tasarısıyla devletin sisteme hangi oranda katkı sağlayacağının belirlenmesi gerektiğine işaret edildi. İtibari sigortalılık süresinden yararlanan sigortalılar için Sosyal Sigortalar Yasası'nda işçinin yüzde 9, işverenin yüzde 13 olmak üzere toplam yüzde 22 prim ödediği anımsatılan raporda, bunun tasarıyla kazanılacak fiili hizmet süresine göre her yıl artırılmasının öngörüldüğü savunuldu. Ayrıca, halen asgari ücretin 6.5 katı olan prime esas kazancın üst sınırının yedi kata kadar çıkarılmasının da işçi ve işverinin prim yükünün ağırlaşacağı belirtildi.
Emeklilik hayal
Türk-İş, yaşlılık aylığından yararlanma koşullarının ülke koşullarıyla bağdaşmayacak şekilde ağırlaştırıldığını savundu. Prim ödeme gün sayısının 7 bin günden, 9 bin güne, yaşın ise 1 Ocak 2036 tarihinden itibaren kademeli artırıldığına işaret edilen raporda, 9 bin güne yükseltilen prim gün sayısı şartının ilk defa sigortalı olarak 8 Eylül 1999 tarihinden sonra işe başlayan sigortalıları da kapsayacağı, ancak bu sigortalıların yaştan dolayı emekli aylığını hak etmelerine ilişkin düzenleme bulunmadığı vurgulandı. Raporda, "İş Yasası'yla getirilen esnek çalışma modelleri dikkate alındığında, belirli nitelikte sigortalılar dışındakilerin prim gün sayısını, ülkedeki yaşam şartlarına göre öngörülen yaşları tamamlayarak emekli olabilmeleri imkânsız" denildi.
'Kırılganlık artar'
Yaşlılık aylığı bağlama oranlarının prim gün sayılarına göre tespiti benimsendiğine, ancak tasarıda her 360 güne; ne oranda aylık hesaplanacağının gösterilmediğine dikkat çekilen raporda, "Yoksulluk sınırının çok çok altında olan aylık seviyelerini daha da düşürmeye yönelik bu düzenlemeler yoksulların sayısını ve sosyal kırılganlığını artırır" denildi. Türk-İş, tasarıyla iş kazası ve meslek hastalıklarına uğrayacakların hak kayıpları yaşayacağını da ileri sürdü. Buna göre, kısmi veya sürekli tam iş göremez duruma düşenlerin başkasının bakımına muhtaç olması durumunda geliri yüzde 50 yerine yüzde 10 artırılacak. İş kazasına uğrayıp meslekte kazanma gücünü yüzde 25 ve daha aşağı oranda kaybedene gelirlerinin peşin sermaye değerinin toptan ödenmesinden vazgeçilecek.
Koşullar ağırlaşıyor
Türk-İş'in diğer tespitleri şöyle:

  • "Prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın malullük aylığı bağlama oranı yüzde 60 iken, tasarıyla oranının prim gün sayısına göre hesaplanması esası getiriliyor.
  • Malullük aylığından yararlanma şartları ağırlaştırılarak prim ödeme gün sayısı 1800 günden 3 bin 600 güne yükseltiliyor. Beş yıl sigortalılık süresini doldurup ortalama her yıl için 180 gün prim ödemiş olma şartı kaldırılıyor.
  • Sosyal Sigortalar Yasası'nda korunan sakatların da emeklilik şartları ağırlaştırılıyor. Sakat sigortalılar için emeklilik hakkını elde etmede yaş şartı getiriliyor. Birinci derece sakatlar için 3 bin 600 gün olan prim ödeme gün sayısı 4 bin 320 güne yükseltiliyor ve 45 yaşını doldurmaları öngörülüyor.
    İkinci derece sakatların 4 bin günlük prim ödeme gün sayısı 5 bin 80 güne yükseltiliyor ve 50 yaşların doldurmaları, üçüncü dereceden sakatların ise 4 bin 400 gün olan prim ödeme gün sayıları 5 bin 800'e yükseltiliyor ve 55 yaşını doldurmaları ön görülüyor."
    'Sosyal güvenlik kurumu yasa tasarısı'nda genel kurula tavsiye
    amacıyla da olsa karar alma yetkisi verilmediği belirtilerek, şunlar kaydedildi: "Oysa ki sosyal güvenlik kurumlarının içinde bulundukları sorunların başında özerk yönetimden yoksun olmalarının geldiği tüm taraflar, siyasiler ve bilim adamlarınca kabul edilmiş bir gerçektir." Raporda, 'genel sağlık sigortası yasa tasarısı'na ilişkin olarak da 18 yaşını dolduran, ortaöğrenim görmesi halinde 20, yükseköğrenim görmesi halinde 25 yaşını dolduran kız çocuğunun hak sahibi olmaması eleştirildi.