Yolsuzluğa davetiye

Ulaştırma hazırladı
AB'ye uyum için 2002'de çıkan Kamu İhale Yasası'nı sekizinci kez değiştirmek isteyen AKP'nin taslağı eleştiriliyor. İlgili bakanlıklar atlanıp Ulaştırma'ya hazırlatılan taslak, Başbakan Erdoğan'ın, 'İhaleler 15-20 şirkete kalmasın' fikriyle uyum içerisinde.
'İstediğine ihale ver'
Kamu İhale Kurumu'nun denetim yetkisi, KİT ve BİT ihalelerinde devre dışı bırakılıyor. Karne sistemine geri dönüşü de içerdiği belirtilen taslak, 'davetiye usulü'nün alanını genişleterek, 'iktidarın istediklerine ihale vermesinin yolunu' tekrar açıyor.
Müteahhitler endişeli
İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası Başkanı Şükrü Koçoğlu: Firmaların son 15 yıllık işlerinin değil, beş yılda yaptıklarının esas tutulması hatalı. Türkiye'de işler kamu yüzünden uzuyor. Bu hükümle, Türk müteahhitlerinin dörtte üçü iş alamaz hale gelir.
Haber: HANİFE ŞENYÜZ / Arşivi

ANKARA - Avrupa Birliği standartlarında bir ihale sistemi için 2002 seçimleri öncesi koalisyon hükümeti döneminde çıkarılan Kamu İhale Yasası'nı (KİY) 8. kez değiştirmek isteyen AKP hükümeti, tartışmalı bir taslak hazırladı. Başbakan Tayyip Erdoğan, yasa değişikliği için ilgili ana bakanlıkları devre dışı bırakarak Ulaştırma Bakanlığı'nı görevlendirdi. Ulaştırma'nın hazırladığı taslak, Kamu İhale Kurumu'nu ihale denetimlerinde, KİT ve BİT ihalelerinde devre dışı bırakıyor, kaldırılan karne sistemine geri dönüşü getiriyor.
Başbakan Erdoğan'ın 'ihaleler 15-20 müteahhitte kalıyor, yeni müteahhitler iş alamıyor' bakışı paralelinde, yeni firmalara da ihalelere girme kapısı açılması öngörülüyor. Ancak, bu düzenlemenin yenilere iş olanağı getirmeyeceği, Türk müteahhitlerini AB ülkelerinin taşeronu yapacağı öne sürülüyor. "İstediğine ihale vermenin yolu" olarak tanımlanan 'Davetiye Usulü' nün de KİT ve BİT'lerin kapsam dışı kalmasıyla ihale sistemine yeniden döneceği kaydediliyor.
KİY, AKP'nin tek başına iktidara gelmesinden sonra çok sayıda değişikliğe uğradı. Yasa bugüne kadar yedi kez değiştirildi. IMF ve AB'nin uyarıları, sektörden gelen eleştiriler sonucu değişiklikleri sınırlı tutan ve istediği sonucu alamayan hükümet, 2005 yılından bu yana yeni bir değişiklik için çalışma yürütüyordu. 2005 yılında Hazine'den sorumlu Devlet Bakanlığı, Maliye ve Bayındırlık ve İskân Bakanlıkları temsilcilerinden oluşan bir komisyon yeni bir değişiklik için görevlendirildi.
Ancak, Erdoğan komisyon tarafından yapılan çalışmalar sürerken, ocak ayındaki Bakanlar Kurulu toplantısında bu görevi Ulaştırma Bakanlığı'na verdi.
Taslak hazır, görüş yok
Ulaştırma Bakanlığı, görevlendirme kapsamında KİY'de yapılması öngörülen değişiklikleri bir taslak metinde topladı ve Bakanlar Kurulu toplantısında Erdoğan'a sundu. Taslağın ilgili bakanlıkların görüşlerinin alınmasından sonra tasarı haline getirilerek Bakanlar Kurulu'na sunulması benimsendi. Ancak, devre dışı bırakılan bakanlıkların taslak hakkında görüş vermekte isteksiz davrandıkları, Ulaştırma'nın da KİK gibi konunun direkt tarafı olan kuruluşlarından bile görüş istemediği öğrenildi.
Taslağın ana hatları basına yansıyınca, müteahhitlik sektöründe rahatsızlık yarattı. Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Başkanı Şükrü Koçoğlu, Ekonomik ve Sosyal Konsey toplantısında Başbakan Erdoğan'a, taslak çalışmalarda sektörün de görüşlerinin alınması gerektiğini aktardı.
İNTES ve Türkiye Müteahhitler Birliği de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a 7 Şubat'ta taslağın görüş oluşturulmak üzere kendilerine gönderilmesini istedi. Bakanlığın, sektör çatı kuruluşlarının bu talebine de bugüne kadar yanıt vermediği öğrenildi.
AB'nin '2005 Türkiye İlerleme Raporu'nda kamu ihale mevzuatında AB'ye uyum konusunda önemli bir ilerleme sağlanamadığı, aksine yapılan değişikliklerle müktesabattan uzaklaşma yolunda olduğuna dikkat çekilmişti. Raporda, Türkiye'nin müktesebat ile çelişen yeni deregasyonlar yapmaktan sakınması yönünde görüş bildirilmişti.
İNTES 'eskiye dönüş' olarak nitelendirdi
İNTES Başkanı Şükrü Koçoğlu, bu düzenlemenin yeni müteahhitlerin sektöre girmesinden çok, AB ülkelerinin müteahhitlerine kapı aralayacağına dikkat çekiyor. Koçoğlu, Türkiye'de bütçe ödeneklerinin yetersizliği nedeniyle yapım işlerinin 15-20 yıla sarktığını ve deneyimli müteahhitlerin bu düzenlemeyle devre dışı kalacağını söyledi. Sistemin yenilere kapı aralamaktan çok, ödenek sorunu olmadığı için yapım işlerini dört yıldan daha kısa sürede tamamlayan AB ülkesi müteahhitlerine yarayacağını belirten Koçoğlu, dört Türk müteahhidinden üçünün işsiz kalacağını, Türkiye'de AB firmalarına taşeron olacaklarını savundu. Koçoğlu bu sınıra AB'ye tam üyelik sonrası gelinmesi gerektiğini söyledi.
Ulaştırma Bakanlığı'nın tasarısında neler var?
Ulaştırma Bakanlığı tarafından hazırlanan İhale Yasası'nda değişiklik yapan taslak, ocak ayında Bakanlar Kurulu'na sunuldu. Yıldırım'ın slayt gösterimiyle yaptığı sunumda değişikliklerin ana hatları yer aldı. Ancak, bazı düzenlemelerin bu sunumun dışında tutulduğu, yalnız Başbakan Erdoğan'ın bilgilendirildiği ifade ediliyor. Kamuda yapım işleriyle ilgili alanlarda çalışan bürokratlara verilen ve parası olanın müteahhit olmasına yol açan 'karne' sistemine 'sertifika' adı altında geri dönüşün de öngörüldüğüne dikkat çekiliyor.
Yine bu çerçevede, yapım işlerinde 15 yıllık sürede aldığı işlerin yüzde 70'ini bitiren müteahhitlerin yeni ihalelere girmesine ilişkin düzenlemede süre AB müktesebatına uyum kapsamında beş yıla indirilmesi öngörülüyor. Erdoğan'ın, yapım işlerini üstlenen firmaların 15-20 ile sınırlanmaması, yeni müteahhitlerin de bu alana girmesine olanak sağlanması için sıcak baktığı bu düzenleme, sektör örgütleri tarafından benimsenmiyor.
KİT ve BİT'ler kapsam dışı
Yeni tasarıya göre, Kamu İktisadi Teşebbüsleri(KİT) ile Belediye İktisadi Teşebbüsleri( BİT) doğrudan üretime veya ana faaliyetlerine yönelik mal ve hizmet alımları İhale Yasası kapsamı dışına çıkarılıyor. Bu alımların toplam kamu alımları içerisinde büyük bir miktar olduğu, uygulamanın Kamu İhale Kurumu'nun yetki alanını daraltacağı ve kamu alımları uygulamasındaki bütünlüğü de bozacağı ifade ediliyor.
KİT ve BİT'lerin İhale Yasası kapsamı dışına çıkartılmasının yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin kaynağı olarak gösterilen 'davet usulü ihale' sistemine de geri dönülmesi anlamına geldiğine dikkat çekiliyor. Bugün davet usulü özellik arz eden (büyük ve spesifik) işlerde uygulanıyor. Örneğin nükleer enerji gibi az sayıda firmanın faaliyet gösterdiği alanlarda uygulanıyor.
Kurul yetkisine tırpan
Taslakta, Kamu İhale Kurumu'nun (KİK) ihale sürecindeki inceleme ve denetim yetkisine de sınır getiriliyor. İnceleme yetkisi 'şikâyet'e bağlanıyor. Bu düzenleme yürürlüğe girerse, kurum re'sen inceleme yapamayacak. İncelemeler de şikâyet konusuyla sınırlı tutulacak.
İhale sonucuna itiraz ederek şikayet ise teminat yatırılarak yapılabilecek. Kurum itirazın reddine karar verirse teminat geri alınamayacak. Bakanlık, ihale sürecinin tıkanmasına yol açan şikâyet müessesesini bu yöntemle sınırlamayı hedeflerken, İNTES bunun hak arama özgürlüğüne aykırılık oluşturacağına dikkat çekiyor.
Taslağa göre, KİK'in idareler tarafından iptal edilen ihalelerle ilgili inceleme yetkisi de kaldırılıyor. Taslakta ayrıca, Kamu İhale Bülteni ilan ücretlerini belirleme yetkisi kurumdan alınarak Bakanlar Kurulu'na bırakılıyor. Aciliyet arz eden işlerde pazarlık usulü ile gerçekleştirilecek ihalelerde davet için beklenmesi gereken süreler tasarı ile kaldırılıyor. Aciliyet arzeden ihalelere karşı yapılan başvurularda, KİK inceleme süresi 20 günden 10 güne indiriliyor.
İlan süreleri daralıyor
Taslakta, 40 gün olan ilan süresi 24 güne düşürülerek 16 gün, şikâyet, başvuru ve inceleme süreleri ise 105 günden 35 güne indirilmek suretiyle 70 gün; toplamda 86 gün kısalma öngörülüyor. Ancak bu kısalma AB direktifleriyle uyumsuzluk yaratacak. Taslak ile yıllara sari ihale olanağı getirilirken, kurumların sürekli ihtiyaç duyduğu alımları da üç yıllık sürelerde yapma olanağı getiriliyor.