'YTL'deki değerlenme sürecek'

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, ters dolarizasyon ve liradaki değerlenmenin devam etmesini beklediklerini söyledi. İSO Meclis toplantısında konuşan Başkan Durmuş Yılmaz, döviz kurlarının enflasyon üzerindeki etkisinin ise kademeli olarak azalacağını vurguladı.

İSTANBUL - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, ters dolarizasyon ve liradaki değerlenmenin devam etmesini beklediklerini söyledi. İSO Meclis toplantısında konuşan Başkan Durmuş Yılmaz, döviz kurlarının enflasyon üzerindeki etkisinin ise kademeli olarak azalacağını vurguladı.
Mayıs ve haziran aylarında alınan parasal önlemler ile toparlanan mali piyasalarda son aylarda yaşanan liradaki değerlenme sürecinin devam etmesinin beklendiğini vurgulayan Başkan Durmuş Yılmaz, "Alınan faiz kararının etkisi 2007 yılının ilk yarısında güçlü şekilde hissedilecektir. Bu sayede 2007 enflasyonu üzerinde oluşabilecek baskı azalacak ve enflasyondaki düşüş süreci de devam edecektir" diye konuştu.
Yılmaz İSO'daki konuşmasında Merkez Bankası'nın ekonomiye ilişkin beklentilerini şöyle sıraladı:
Ek parasal tedbir alabiliriz: Dezenflasyon riskinin sürmesi nedeniyle kura ilişkin tavrımız sürecek. Merkez Bankası ek parasal sıkılaştırmaya gitmekten kaçınmayacaktır. Enflasyonun geçici düşüşlerinde ise tepki göstermeyeceğiz. Ancak enflasyonist yükseliş nedeniyle fiyatlandırma davranışlarında eskiye dönülmesi halinde gerekli tedbirleri alacağız. Önümüzdeki orta ve uzun vadeli gelişmelerde IMF ve Avrupa Birliği ile ilişkiler iki önemli çıpadır. Merkez Bankası her türlü riski değerlendirip öngörülerini buna göre değerlendirmektedir.
Amaç YTL'nin değerlenmesi değil enflasyon: Merkez Bankası olarak YTL'nin değerlenmesi ya da düşürülmesi yönünde bir politika uygulamıyoruz. Biz enflasyon hedefleyen bir merkez bankasıyız. Enflasyon hedefleyen bir merkez bankasının aracı ise kısa vadeli faizlerdir. Döviz ise bizim politika aracımız değil.
Amaç vatandaşın döviz büfesine gitmesin önlemek: Biz banka olarak hedef göstermiyoruz. Piyasa koşullarını belirliyoruz. Şu anda da başarımızın çelişkisini yaşıyoruz. Yaptığımız son müdahaledeki temel amacımız vatandaşın döviz büfesinin önüne gitmesini engellemekti.
2007, 2008'de enflasyon yüzde 4: Mali disiplinin ve yapısal reformların devamı koşuluyla 2007 ve 2008'de yüzde 4 olan enflasyon hedefine ulaşılabileceğini düşünüyoruz. Merkez Bankası olarak politikalarımızı bu hedeflere yönelik uyguluyoruz.
Kur taahüdümüz yok: Merkez Bankası'nın kurun seviyesine ilişkin bir taahhüdü yok. Kur bir politika aracı değil. Merkez Bankası kura rezerv biriktirmek ve aşırı oynaklığı önlemek için piyasaya müdahale edebilir. Merkez Bankası 2002'den beri 43.7 milyar dolarlık döviz alımı yaptı. Dövizi dikkatle takip ediyoruz. Son dönemdeki kısa vadeli piyasa hareketleri gereğinden fazla olumsuz algılandı. Dalgalı kur rejimi altındaki ülkelerde bu tür oynaklıklar yaşanır ve yaşanacaktır. 2002'den beri Türkiye bu anlamda sekiz defa dalgalanma yaşadı.
Dalganın boyu cari açık ve siyasetle büyüdü: Cari açık Temmuz 2006'da 29.6 milyar dolara ulaştı. Hiçbir söylemimizde cari açığın önemli olmadığını aktarmadık. Cari açığın boyutundan çok sürdürülebilir olup olmadığına dikkat çektik. Türkiye'de cari açık yatırımlardaki artıştan kaynaklanıyor. Petrol fiyatlarındaki artış da açığımızı artırmakta. Cari açığın sürdürülebilir olmasında finansman kalitesi önemlidir. Enflasyon, cari açık ve siyasi konular piyasalardaki dalganın boyutunu artırdı.
Özel sektöre çözüm üretmeye hazırız: Merkez Bankası olarak özel sektörün sorunlarına bulacağımız çözümler para politikamızın çerçevesinde olabilir. Merkez Bankası'nın yapabileceği bir şeyler varsa ve yapmadıysa bunu yapmaya hazırız. Ana hedef olan fiyat istikrarına ulaşmaktan bahsetmek için enflasyonun yüzde 2-3 seviyesinde kalıcı hale gelmesi gerekmektedir.
Eleştirilmekten gocunmuyorum: İSO'da eleştirel sorularıyla karşı karşıya kalan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, "Eleştirileriniz bizim yakıtımız, motorumuz. Eleştirildikçe doğruyu buluruz. Ben şahsen, eleştirilmekten gocunmuyorum" dedi.
AB'ye girmek için yüzde 8 büyümeliyiz: Türkiye'nin kişi başına milli geliri AB ortalamasının yüzde 32'si. Oysa Yunanistan, Portekiz ve İspanya AB'ye girdiklerinde bu oran yüzde 58-60'dı. Aradaki farkı yakalayabilmemiz için, AB'ye gireceksek, önümüzdeki 10 yılda her yıl yüzde 7.5-8 büyümeliyiz.
'Büyüme yavaşlar'
2006 yılının ikinci çeyreğinden sonra büyümenin yavaşlayabileceğine de dikkat çeken Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye ekonomisi 18 çeyrektir büyüyor. Reel büyüme toplam yüzde 36.9'a ulaştı. Bu büyüme kamu, değil özel sektör kaynaklıdır. Özel sektörün yatırım harcamalarından kaynaklanmaktadır. Bu harcamalar 2001 ve 2006'nın ikinci çeyreğini kapsayan dönemde yüzde 126.9 oranında arttı. 2006'nın ikinci çeyreğindeki finansal piyasalarda yaşanan dalgalanma nedeniyle 2006 üçüncü ve 2007 yılının ilk yarısında yurtiçi talebin olumsuz etkilenmesi yüzünden büyüme hızının bir miktar yavaşlayacağını öngörüyoruz."