'Yurtdışında toz duman yatışmadı'

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, kısa vadeli faiz artırımı kararının etkilerinin görülmeye başladığını vurgularken, uluslararası piyasalardaki son gelişmelere dikkat çekerek, "Ortalıktaki toz-duman henüz yatışmadı" dedi.

ANKARA - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, kısa vadeli faiz artırımı kararının etkilerinin görülmeye başladığını vurgularken, uluslararası piyasalardaki son gelişmelere dikkat çekerek, "Ortalıktaki toz-duman henüz yatışmadı" dedi. "Ekonomi artık normalleşmeli" diyen Durmuş Yılmaz, bankacılık sektörünün sağlıklı ve sağlam bir yapıya kavuştuğunu, yabancı girişinden endişe duymadığını söyledi.
Durmuş Yılmaz, yeni atanan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Mehmet Yörükoğlu ve Bankacılık Genel Müdürü Rifat Günay ile birlikte 'İkinci Finansal İstikrar' raporunu açıkladı ve ekonomideki gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı. Yılmaz, politikalarının ekonomide normalleşmeyi hedeflediğini vurguladı.
Sermaye çıkışının etkisi
Merkez Bankası Başkanı, finansal istikrarın, etkin para politikasının olmazsa olmaz koşulu olduğunu vurgularken, "Güçlenen finansal yapımız bu (uluslararası piyasalardaki dalgalanma) olumsuz etkilerini en aza indirmiştir. Bu bize, riske duyarlı politikalar izleyen, etkin gözetim ve denetimle güçlendirilmiş sağlıklı bir finansal sistemin önemini bir kez daha gösterdi" dedi.
Kamu maliyesinde disiplin ve faiz dışı fazla hedefinin tutturulmasının finansal istikrar açısından önemini koruduğunu vurgulayan başkan Yılmaz, geçen yıl GSMH'nin yüzde 6.4'üne ulaşan cari işlemler açığına karşın yüksek büyüme ve uzun vadeli sermaye girişiyle doğrudan yabancı sermaye girişinin bu açığın sürdürülebilirliği açısından olumlu değerlendirildiğini söyledi.
'Artırımda gecikmedik'
Piyasalardaki dalgalanmanın sermaye çıkışına neden olduğunu da hatırlatan Yılmaz, "Güçlenen makroekonomik temeller, daha sağlam bir finans sistemi, sıkı para ve maliye politikası uygulamaları, dalgalı kur rejiminin şok emici işlevi, kısa vadeli dış borçların uluslararası rezervlere oranının düşmesi ve mevcut programın disiplinli bir şekilde uygulanıyor olması, söz konusu çıkışın ekonomimiz üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmekte" değerlendirmesini yaptı.
Yılmaz, Merkez Bankası'nın faiz artırımında geciktiği eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, "Ben geciktiğimizi düşünmüyorum" yanıtını vererek şöyle devam etti: "Bizim gelişmelere herhangi bir şekilde reaksiyon vermemiz gerekiyorsa, ki gerektiği zamanlar oldu, yaptık. Biz bunun nedenlerini, niçinlerini, nasıllarını öğrenmek durumundayız. Dolayısıyla bizim açımızdan faiz kararından herhangi bir gecikme söz konusu değil. Bugün itibarıyla sonucunun olumlu olduğunu görüyorum ama uluslararası piyasalardaki gelişmeler de hepinizin malumu. Aldığımız faiz kararının sonucu elbette uluslararası piyasalardaki gelişmeler tarafından da etkileniyor, ama bugün itibarıyla aldığımız kararın sonuçları olumlu. Bunu görüyoruz."
'Pardon demedik'
Faiz artırımının 'pardon' anlamına gelip gelmediği sorusuna ise Yılmaz, "Gerek fiyat istikrarı gerekse açık enflasyon hedeflemesi konusunda biz toplumumuza ve piyasa oyuncularına, katılımcılara pardon demedik ve demiyoruz" yanıtını verdi. Uygulamakla mükellef oldukları program esnasında, birtakım inişler ya da çıkışlar olabileceğini belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bu inişleri çıkışları hedefe yönlendirmek durumundayız. Aldığımız kararlar da, bu inişleri çıkışları azami ölçüde orta vadeli hedeflerle uyumlu hale getirmeye yöneliktir. Dolayısıyla herhangi bir şekilde pardon dememiz söz konusu değildir."
Yılmaz, cumhurbaşkanlığı seçimi ve İran ile ilgili gelişmelerin sorulması üzerine, her zaman bu tür gelişmeleri takip ettiklerine vurgu yaptı, "Artık ekonomimiz normalleşmeli, normalleşme sürecine girmeli. Aldığımız kararlar normal bir ekonomide nasıl çalışıyorsa, bizim kararlarımız da bu şekilde çalışmalı, bizim gayretimiz de buna yönelik... Ama bu riskler de bizim dışımızda görmemezlikten geliyor değiliz" dedi.
'Dün ve bugün farklı'
Yılmaz, son gelişmelerin elbette bir sonucu ve yansıması olacağını belirtirken şunları söyledi:
"Fakat bu yansımanın ne kadar olacağı, süresinin ne olacağı konusunu, bugün itibarıyla kestirmek pek mümkün değil. Çünkü henüz ortalıktaki toz duman yatışmış değil. Dünle bugün çok farklı. Dün evet, beklentiler vardı, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) ne yapacağı konusunda bilinmeyen şeyler değildi. Ancak yapılan açıklamalarla Fed'in faiz artışlarına devam edeceği ortaya çıktı ve bugün itibarıyla bunların piyasada fiyatlamaya yansıdığını görüyoruz. Dolayısıyla her gün bir diğerinden farklı. Etkinin boyutlarını ve kalıcı veya geçici olduğunu görmemiz gerekiyor."
Piyasa tepkisi aşırı mı?
Yılmaz, son ekonomik gelişmelerle ilgili, piyasaların tepkisinin aşırı bulunup bulunmadığı sorusu üzerine şunları söyledi:
"Bankaların açık pozisyon, faiz dışı fazlayla ilgili olarak ya da bütçe uygulamaları, yapısal reformlarla ilgili olarak, 9 Mayıs öncesi ve sonrası değişen ne? Makro temeller 9 Mayıs öncesi ne ise bugün de aynı. Ama piyasada bir gelişme oldu, bu da inkâr edilemez... Burada piyasa oyuncularının bu gelişmeyi dikkate alarak, elbette bir risk algılaması bir beklentisi vardı. Bu beklenti çerçevesinde de buna tepki verdi. Dolayısıyla, aşırı olup olmaması tamamen piyasanın bileceği bir iş. İkincil etkisi bizim için önemli, biz buna dikkat ediyoruz."
'Kur hesap ve yargı işi'
"Kura hangi seviyede müdahale edileceği" konusunda da Yılmaz, Merkez'in öncelikle piyasadaki dalgalanma ve oynaklığa bakarak, bunun hesabını yaptığını ancak dalgalanmanın ardında yatan saikleri de değenlendirdiklerini, kişisel ve kurumsal yargılarını da ekleyerek tavırlarını belirlediklerini söyledi.
Yılmaz, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) döviz satışına ilişkin soru üzerine, "TMSF'nin piyasa düzenleme gibi bir yetkisi yok. TMSF de zaten bir yetkisi olduğunu söylemiyor, ve öyle de davranmıyor" dedi. Yılmaz, TMSF'nin kendi nazarlarında, bir ticari bankadan farklı olmadığını da söyledi.
'Bankalarımız stres testini geçti'
Durmuş Yılmaz, bankacılık sektörünün kredi ve piyasa riskleri gelişiminin, stres testleri ve senaryo analizleriyle incelendiğini söyledi. Yılmaz, şunları söyledi: "Üstlenilen risklere karşı yeterli düzeyde sermaye bulundurulduğu ve olası şoklara karşı sektörün direncinin yüksek olduğu görüldü. Nitekim, mayıs ayında bir ölçüde sektörün dayanıklılığının testi gibi de algılanabilecek piyasa hareketleri yaşanmış, bankalarımızın güçlü sermaye yapıları sayesinde bu hareketlerden geçmiş yıllara nazaran daha az etkilendikleri gözlemlenmiştir."
Yılmaz, son gelişmelerin sektör etkisini de şöyle değerlendirdi:
"Bankalarımızın gerek kur gerekse kredi riskine karşı bünyeleri son derece sağlamdır ve sağlıklıdır. Dolayısıyla son gelişmelerin bankalarımızın gerek kur, gerek kredi riskinde çok önemli etkisi olmamıştır. Olmuştur, fakat çok önemli değildir."
'Yabancılardan endişe duymuyorum'
Yılmaz, kesinleşmiş hisse devirlerine göre, 2005 yılında Türk bankacılık sektörünün toplam aktifleri içinde yabancıların payının yüzde 12.4 olduğunu, izin süreci henüz tamamlanmayanlarla birlikte bu oranın yüzde 16'nın üzerine çıktığını söyledi. Yılmaz, Türk bankalarının yabancıların eline geçmesi endişesi taşımadığını, Türkiye'nin tasarruf açığı olduğunu ve doğrudan yabancı sermayeye ihtiyaç duyduğunu belirtti.
'Kart değil kredi kullanmalı'
Gelirdeki artış hızının düşüklüğüne karşın tüketim eğiliminin oldukça hızlı yükselmesine değinen Durmuş Yılmaz, hanehalkı borçluluğu açısından konut kredileri ve kredi kartlarının risk unsuru olduğuna işaret etti. Kredi kartı nakit kullanımlarına ve borçların ertelenmesine dikkat çeken Yılmaz, yüksek kredi kartı faizlerinin, kullanıcıların düşük faiz öneren bankaların kredi kartlarına yönelmeleri ile düşebileceğini söyledi. Yılmaz, kredi kartı kullanıcılarını, nakit ihtiyaçlarını kart yerine tüketici kredileri yoluyla karşılamalarının menfaatlerına olacağı uyarısı yaptı.
Yılmaz, bankaların faiz riski yönetimini kolaylaştırmak amacıyla, halen sabit faizli olarak kullandırılan tüketici kredilerinin, değişken faizli olarak da kullandırılabilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması gereğine dikkat çekti.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bir diğer risk unsurunu ise herhangi bir döviz geliri olmayan ancak döviz kredisi kullanan bazı firmalarda olduğunun altını çizdi. Başkan Durmuş Yılmaz, bu nedenle, firmalarca döviz kuru riskinden korunma tekniklerinin, İzmir Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası olanakları da dikkate alınarak etkin bir şekilde kullanılmasının önem arz ettiğini de sözlerine ekledi.
Yörükoğlu'nu bir arkadaşı önermiş
'Başkan yardımcılarının, kendisi mi yoksa hükümet tarafından mı atandığı' yönündeki bir soru üzerine Durmuş Yılmaz, başkan yardımcılıklarının nasıl atanacağının kanunda belli olduğunu hatırlattı ve şunları söyledi:
"Şu ana kadar atanmış olan başkan yardımcılarının tümü, benim tarafımdan hükümete yazılı olarak bildirilmiş ve hükümet de bu isimleri uygun gördüğünü bildirmiştir."
'Kendisiyle 45 dakika görüştüm'
"Merkez Bankası'nın yönetsel istikrarı açısından yapılması gerekenlerin tamamı tarafımdan yapılmıştır" diyen Yılmaz, yeni başkan yardımcısı Mehmet Yörükoğlu'nu bir ay öncesine kadar tanımadığını söyledi. Yılmaz, Fatih Özatay'dan boşalan göreve yine akademisyen kökenli birini aradığını, bir tanıdığının önerisi üzerine Mehmet Yörükoğlu ile makamında 45 dakikalık bir görüşme yaptığını, daha sonra bir yemekte yeniden konuştuklarını ve atama konusunda mutabık kaldıklarını söyledi.
'Üzerinizde test edilme baskısı duyuyor musunuz' sorusuna ise Yılmaz, "Ben test edildiğimi düşünmüyorum" yanıtını verdi. Yılmaz, Merkez Bankası bağımsızlığına müdahale olursa tepki verip vermeyecekleri sorusunu ise "İnşaallah duymayız. Bizim sorumluluğumuz, fiyat istikrarını sağlamak ve bunu sağlamak üzere kullanabileceğimiz enstrüman bağımsızlığımızı uygulamak ve kararlarımızı kendimiz oluşturmak, almak..
Eğer buna herhangi bir şekilde müdahale olursa elbette buna tepkimiz olacaktır" diye yanıtladı.