''2. Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu''

''2. Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu''
''2. Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu''
- Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kürkçüoğlu: - ''Müslüman Türk insanı kendi coğrafyasını, toprağını müdafaa etmek için 7 ayrı cepheye koşmuştur. O günkü şartlarda kesinlikle Ermenilere yönelik katliamın, soykırımın olması mümkün değildir'' - Avrasya İnceleme Merkezi Onursal Başkanı Lütem: - ''Ermenistan, 24 Nisan'dan sonra çok daha fazla kişinin soykırımı tanımasını bekliyordu ancak bu sayı beklediği kadar olmadı. Çünkü Türkiye olaylara çok büyük tepki gösterdi''

ERZURUM (AA) -  Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, Türk tarihi, felsefesi ve kültüründe kesinlikle soykırımın bulunmadığını belirterek, ''O günkü şartlarda kesinlikle Ermenilere yönelik herhangi bir katliamın, soykırımın olması mümkün değildir'' dedi.

Atatürk Üniversitesi Kültür ve Gösteri Merkezi'nde düzenlenen ''2. Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri ve Büyük Güçler Sempozyumu''nun açılışında konuşan Prof. Dr. Kürkçüoğlu, merkezlerinin 1915-1918 yıllarında yaşananları aydınlatmaya çalıştığını söyledi.

Kürkçüoğlu, 1915 olaylarının 100. yılında bir ''soykırım sendromu'' yaşandığını belirterek, ''Bu konuda hepimize büyük görev düşüyor. 'Obama, soykırım kelimesini kullanacak mı, kullanmayacak mı', 'Hangi ülke parlamentosu soykırımı kabul edecek', bu sendromu her yıl yaşıyoruz'' ifadelerini kullandı.

Özellikle 24 Nisanlarda dünya kamuoyunun zihnine yerleştirilmek istenen fotoğraflar bulunduğunu dile getiren Kürkçüoğlu, Papa Franciscus, Avrupa Parlamentosu ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in tutumunu hatırlattı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da savaşla ilgisi bulunmayan 519 bin sivilin toplu mezarları olduğunu kaydeden Kürkçüoğlu, ''Keşke 3 bin Müslüman Türkün alçakça katledildiği Yanıkdere'yi gösterselerdi. Ardahan'da Müslümanların ibadet esnasında katledildiği Yanık Camisi'ni gösterselerdi'' diye konuştu.

Tek taraflı algı operasyonu yapılmaya çalışıldığını ifade eden Kürkçüoğlu, ''Kendi coğrafyamızda, atamızla, ecdadımızla geçmişin intikamını, kinini bu şekilde almaya çalışıyorlar'' değerlendirmesinde bulundu. 

Türk tarihi, felsefesi, kültüründe kesinlikle soykırım olmadığını, bunun ''insanlık ayıbı'' sayıldığını vurgulayan Kürkçüoğlu, Türk milletinin, zorda kalan herkese yardım eli uzattığına dikkati çekti.

Türk tarihçisi olarak Birinci Dünya Savaşı şartlarında Sevk ve İskan Kanunu'nu çıkaranlar ve altına imza atanlara çok büyük saygı duyduğunu dile getiren Kürkçüoğlu, şunları kaydetti:

''Bu kanun olmasaydı Doğu Anadolu'da 'Ermenistan' diye bir devlet kurulacak, başkenti de Erzurum olacaktı. Müslüman Türk insanı, kendi coğrafyasını, toprağını müdafaa etmek için 7 ayrı cepheye koşmuştur. O günkü şartlarda kesinlikle Ermenilere yönelik herhangi katliamın, soykırımın olması mümkün değildir. Bu şanlı mücadele verilmeseydi, Doğu Anadolu'nun akıbeti Dağlık Karabağ gibi olacaktı.''

- ''Bir millete sürülmek istenen leke var''

Avrasya İnceleme Merkezi Onursal Başkanı ve emekli Büyükelçi Ömer Engin Lütem, Türk-Ermeni anlaşmazlığının temel konularını anlattı.

Ermeni sorununun genel olarak tarihsel ve uluslararası ilişkiler yönünden incelenebildiğini belirten Lütem, özellikle tarihsel boyutun önem arz ettiğini söyledi.

''Uluslararası ilişkiler kısmında Ermeni sorunu, gayet yapay şekilde bugüne taşınmıştır'' ifadesini kullanan Lütem, ''Türk-Ermeni ilişkilerinde 6 temel konu görüyorum. Bunlar, soykırım iddiaları ile tazminat, Ermeni mallarının iadesi, toprak, Azerbaycan'ın desteklenmemesi ve kapalı sınırın açılması talepleridir. Soykırım iddiaları maalesef bugün dünyada yaygın şekilde inanılan bir olgudur'' dedi.

Soykırım iddialarını kabul eden parlamento sayısının 24'e ulaştığını kaydeden Lütem, şu değerlendirmelerde bulundu:

''Bunda Ermenistan Devleti'nin rolü çok fazla. Alınan kararların hukuki yaptırımı yok ancak bir millete sürülmek istenen leke var. Hukuki yaptırımı yok diye bunu basit göremeyiz. Ermenistan, 24 Nisan'dan sonra çok daha fazla kişinin soykırımı tanımasını bekliyordu ancak bu sayı beklediği kadar olmadı. Kamuoyunun çok daha fazla etki altında kalacağı ve Türkiye 'ye çok daha fazla baskı yapılacağı ümit ediliyordu. Bu durum gerçekleşmedi. Çünkü Türkiye olaylara çok büyük tepki gösterdi.''

Sempozyum, 8 Mayıs Cuma günü sona erecek.