93 Harbi'nin "tanığı" tabyalar, tarihe ışık tutuyor

93 Harbi'nin "tanığı" tabyalar, tarihe ışık tutuyor
93 Harbi'nin "tanığı" tabyalar, tarihe ışık tutuyor
- Ateşli silahlar icat edildikten sonra halkı ve şehri savaştan uzak tutmak amacıyla yapılan ve vatan topraklarının kazanılmasında büyük rol oynayan asırlık tabyalar, Birinci Dünya Savaşı'nın izlerini taşıyor - Atatürk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yurttaş: - "Erzurum'daki tabyalar, bir nevi 93 Harbi'nin canlı tanıkları. Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın tabyaları içine alan bir çalışması var. Tıpkı Çanakkale'deki gibi Erzurum'da da 93 Harbi'nin, Osmanlı-Rus Savaşı'nın bir anısı olarak bu bölüm değerlendirilecek"

ERZURUM (AA) - AYŞE YILDIZ - Dönemin Osmanlı padişahları tarafından, halkı ve şehri düşmandan korumak amacıyla yapılan tabyalar, Osmanlı-Rus Savaşları'nın izlerini taşıyor.

Özellikle Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz'den sonra ağırlıklı olarak Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit döneminde Erzurum'da inşa edilen ve Mecidiye, Aziziye, Uzunahmet, Palandöken başta olmak üzere çok sayıda tabya, günümüzde turizme ve doğa tutkunlarına hizmet ediyor.

Ateşli silahlar icat edildikten sonra surlar yetersiz kalınca şehrin giriş noktalarına inşa edilen ve vatan topraklarının kazanılmasında büyük rol oynayan asırlık tabyalar, 93 Harbi'nin yaşandığı mekanlar olarak tarihte yerini alıyor.

Tabyalar üzerine bilimsel çalışmalar yürüten  Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentteki tabyaların önemli bir bölümünün düşmanın güzergahı olan şehrin doğusuna inşa edildiğini söyledi.

Tabyaların bazılarının yüz ölçümü bakımından oldukça büyük olduğuna dikkati çeken Yurttaş, "Tabyanın bir tanesinin boyutu 125 metre uzunluğunda. Bir stadın büyüklüğünden daha da büyükçe bir alan. Düşman kuvvetinin gelişlerini engellemek için yapılan tabyalardır" dedi.

Yurttaş, tabyaların, ateşli silahların gelişmesiyle direkt bağlantılı olan yapılar olduğunu belirterek, önceki dönemlerde şehrin savunmalarının surlarla gerçekleştirildiğini vurguladı.

Surların halkın yaşadığı, çarşıların bulunduğu kesimi çevreleyen bir yapı olduğunu anlatan Yurttaş, şöyle devam etti:

" Bugün Tebrizkapı, Erzincankapı, Gürcükapı dediğimiz kapıların bulunduğu bölge taştan inşa edilmiş, surlarla çevrili bir alan. Şehir düşman saldırıları sırasında bu surların aracılığıyla korunabiliyor. Asker bunun içerisine çekiliyor ve gelen düşman saldırılarına bunun içerisinden müdahale ediliyor ama ateşli silahlar gelişince bu sefer şehri savunan sur yapılarının pek fazla önemi kalmıyor. Dolayısıyla şehri biraz daha geriden, geniş bir alan içerisinde koruma amacı ortaya çıkıyor. Bunun için de tabyalar inşa ediliyor."

- İlk Mecidiye Tabyası inşa edildi

Yurttaş, Erzurum'da ilk Mecidiye Tabyası'nın inşa edildiğini ifade ederek, şehrin yaklaşık 1-2 kilometre uzağında Top Dağı'nda daha sonra Aziziye ve ardından diğer tabyaların yapıldığını belirtti.

"Bunun amacı, düşmanı şehre sokmadan halkı daha sağlıklı koruyabilmek. Düşmanın yapacağı top ateşlerinde halkı uzaklaştırmak, onların zarar görmesini engellemek için kurulmuş tabyalar" diyen Yurttaş, söz konusu tabyaların içerisinde askerin kaldığı koğuşlar, yemekhaneler ve su sarnıçları olduğuna değindi.

Yurttaş, askeri birliklerin bu tabyaların içerisinde yaşadığını, gelecek düşman saldırılarını ilk bu tabyalarda karşılandığına dikkati çekti.

Doğu Anadolu Bölgesi'nde özellikle düşmanın gelebileceği bütün şehirlerde söz konusu tabyalar olduğuna işaret eden Yurttaş, şunları kaydetti:

"Tabyalar Erzurum'un tarihi açısından son derece önemli, bir nevi 93 Harbi'nin canlı tanıkları. Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın bir çalışması var. Bugünkü Aziziye ve Mecidiye tabyalarını da içine alan bir park, yani Nenehatun Milli Parkı olarak değerlendirilecek. Tıpkı Çanakkale'deki tabyalar gibi Çanakkale Savaşları'nın hatırasını yaşatabilme amacıyla Erzurum'da da  93 Harbi'nin, Osmanlı-Rus Savaşı'nın bir anısı olarak bu bölüm değerlendirilecek. Bu söylediğim üç, dört tabyayı içerisinde alan bir çalışma."