Cumhurbaşkanı Erdoğan Erzurum'da

Cumhurbaşkanı Erdoğan Erzurum'da
Cumhurbaşkanı Erdoğan Erzurum'da
-Erdoğan: (3) -"Mesele yeni Türkiye'nin önünü kesmek olunca, bir anda aynı hizaya diziliyorlar" -"Hakkari'ye havalimanını yapan biz, Ağrı'ya, Iğdır'a, Kars'a, Muş'a yapan biz. Burada Kürt kardeşlerim var diye biz bu hizmetleri aksattık mı? Biz Kürdünü de seviyoruz, Zazasını da seviyoruz, Türkünü de seviyoruz, hepsini seviyoruz, Arabını da seviyoruz. Yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Ama beni bu Kürt kardeşlerim anlamayacak mı diye de dertleniyorum" -"Kürt kardeşlerime sesleniyorum; Kabesi Mekke'de olanlar mı beraber olacaksın yoksa Taksim'de olanlarla mı beraber olacaksın? 'Diyanet'i kaldıracağız' diyor. Sen Diyanet'in kalkmasını mı istiyorsun? Onu kaldırmak isteyenlerle beraber mi olacaksın?"

ERZURUM (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , yeni Türkiye'nin önünü kesmek isteyenlerin bir anda aynı hizaya dizildiğini belirterek,  "Hakkari'ye havalimanını yapan biz, Ağrı'ya, Iğdır'a, Kars'a, Muş'a yapan biz. Burada Kürt kardeşlerim var diye biz bu hizmetleri aksattık mı? Biz Kürdünü de seviyoruz, Zazasını da seviyoruz, Türkünü de seviyoruz, hepsini seviyoruz, Arabını da seviyoruz. Yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Ama beni bu Kürt kardeşlerim anlamayacak mı diye de dertleniyorum" dedi. 

Erdoğan, Erzurum'da halka hitap etti.

"200 tane şimdi aydın müsveddesi çıkmış destekliyorlarmış. Peki siz bu 50 kişinin ölümüne neden olanları mı destekliyorsunuz? Bunlarla mı berabersiniz? Sadece bu değil mesele..." diyen Erdoğan,  Taksim'i kabe ilan edenlerin bunlar olduğunu söyledi.

Bir zamanlar "Kabe Arabın olsun, bize Çankaya yeter "diyen bir CHP  zihniyeti olduğunu anlatan Erdoğan, "Ama bizim kabemiz Mekke'de. Farkımız bu...Ben şimdi Kürt kardeşlerime sesleniyorum; Kabesi Mekke'de olanlar mı berber olacaksın yoksa Taksim'de olanlarla mı beraber olacaksın? 'Diyanet'i kaldıracağız' diyor. Ey benim Kürt kardeşim, canım kardeşim; sen Diyanet'in kalkmasını mı istiyorsun? Onu kaldırmak isteyenlerle beraber mi olacaksın? Ben elimde Kürtçe mealli Kuran-ı Kerim gösteriyorum, çıkıyor o beyefendi...İyi saz çalarmış, yani çalabilir, takdir de ederiz, ayrı mesele de...Bu malum medya tarafından cilalanması anlamlı. Çok enteresan. Diyor ki 'bir tane bastırmış Diyanet', onu da bana göndermiş, ben de onu göstererek istismar yapıyormuşum. Halbuki Diyanet'in bastırdığı 10 bin Kürtçe mealli Kuran. 10 bin...Ertesi gün bunu Diyanet İşleri Başkanlığı gösterdi, depolarda gösterdiler. Bunlar hemen Güneydoğu, Doğu buralara gönderildi" diye konuştu.

Erdoğan, hemen ardından  Diyanet İşleri Başkanlığı'na saldırı başladığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kaynak...Neymiş,  bunların kaynağı Diyanet İşleri Başkanı'nın altındaki Mercedes'miş. Bu Mercedes'in bedeli 1 milyonmuş. Tabii ben Diyanet İşleri Başkanımıza sordum; dedi ki 320 bin lira. Dedim ki 'bunu bana sorsaydın, ben derdim ki hocam sakın böyle bir şey yapma, gönderme. Sana bu bile az.' Tabii o bir defa arabayı göndermişti. Ben de Cumhurbaşkanlığı havuzunda, bindiğim zırhlı Mercedeslerden bir tanesini Diyanet İşleri Başkanımıza gönderdim ve tabii bize bu dahi yetmezdi. Niye? Çünkü Diyanet işleri Başkanımız sadece Türkiye'nin Diyaret işleri Başkanı değil, bu coğrafyada saygın bir yeri olan makam bu. İtalya'da Papa Alitalia Havayolları'nın ona tahsis ettiği uçakla yolculuk yapar. Biz de havzumuzdaki uçaklardan yurtdışı seyahatlerde inşallah seçim sonrası Başbakanımız ile de bunları konuşacağız ve o uçaklarla göndereceğiz. O makama o yakışır ama işte bu terör örgütünün arkasında olduğu parti bunu hazmedemez. Kendisi o 320 bin liralık Mercedes'e takarken bir çoğunun altında inanın spor arabalarla geziyorlar. Bizim çocuklarımızın sağda solda, yurtdışında okumasını  eleştirirken, kendi çocukları İngiltere'de, affedersin Güney Kıbrıs'ta okuyor. Senin çocukların da okusun ayrı mesele. Bizim çocuklarımız yurtdışına niye gittiler? İki kızım başörtüsüyle bu ülkede okuyamadığı için gitti. Bir oğulum da katsayı engeline takıldığı için gitti ve dünyanın en önemli üniversitelerini bitirdiler geldiler, masterlerini de doktoralarını da yaptılar. Niye, işte başörtüsü....Şimdi çıkmış Kılıçdaroğlu ne diyor, 'Biz başörtüsünü kaldırmadık' veya 'böyle bir şeyimiz yok.' Nerede? Kayseri'de söylüyor. Ya Müslüman bir sokulduğu delikten, bir daha sokulmaz. Sen kime yutturuyorsun? Beyannamenin içinde 1+ 8+ 4 demişsin. 1+8 ne demek,  orta kısmın kapatılması demek. "

Alandakilerin "yalancı" demesi üzerine Erdoğan, "aynen öyle" karşılığını verdi. 

-"Sabrettiniz, zafere ulaştınız"

İmam hatip liselerinin 600 bin öğrencisi varken 60 bine düştüğünü, ancak şimdi bir milyona çıktığını anlatan Erdoğan, "Niye? Millet istiyor kardeşim. Millet, anne baba çocuğunu nereye isterse oraya gönderir ve buraya gönderiyor. Şimdi istediği üniversiteye  gidebiliyor mu? Danıştay bir karar aldı, 'düz liselere de başörtülü olarak kızlar gidebilir.' Aldı mı bunu? Bugün HSYK'nın bir kararını okudum; 'yargıda da başörtülü olarak görev yapabilirler' diyor. Alma mazlumun ahını....Ama işte sabrettiniz sonunda men sabara zafara. Olay bu. Sabrettiniz zafere ulaştınız" dedi.

Erdoğan, yeni Türkiye'nin önünü kesmek istiyenlerin nasıl  biraraya geldiğinin millet tarafından görüldüğünü kaydederek, "Yeni Türkiye'nin önünü kesmek isteyenler kimler, nasıl biraraya geliyor görüyor musunuz? Bunlara desek ki 'Erzurumlunun şöyle bir derdi var, gelin destek verin çözelim' inanın gelmezler. Ama mesele yeni Türkiye'nin önünü kesmek olunca, bir anda aynı hizaya diziliyorlar. Hakkari havaalanı iki yıl ertelendi, müteahhidi tehdit ettiler; iş makinelerini yaktılar. Bundan dolayı gecikti. Hakkari'ye bu havalimanını yapan biz, Ağrı'ya, Iğdır'a, Kars'a, Muş'a yapan biz. Burada Kürt kardeşlerim var diye biz bu hizmetleri aksattık mı? Ya seviyoruz ya...Biz Kürdünü de seviyoruz, Zazasını da seviyoruz, Türkünü de seviyoruz, hepsini seviyoruz, Arabını da seviyoruz. Yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Ama beni bu Kürt kardeşlerim anlamayacak mı diye de dertleniyorum, onu da söyleyeyim" diye konuştu.

-"Bunların milliyetçiliği lafta. İş başa düşünce hemen sıvışırlar"

Iğdır'dan geldiğini ve "tehdit ediyorlar" denildiğini ifade eden Erdoğan,  şunları söyledi:

"Affedersin koordinasyon merkezlerinin önünden geçerken hepsi malum sırtını dönüyorlar. Tabii ne anlama geldiği belli de bizim edebimiz buna müsaade etmez. Tabii bu onların ilk işbirliği değil. Tatile girmeden hemen önce Meclis'te Efkan Ala kardeşimin büyük emek ve katkı verdiği bir İç Güvenlik Paketi görüşüldü. Bu paket milletimizin huzuruna kastedenlere karşı daha etkili tedbirler alınmasını öngören düzenlemeler içeriyor. Yani milliyetçiyim diyen herkesin sevinçle, samimiyetle sahip çıkması gereken bir düzenleme ama milliyetçi olduğu iddiasındaki parti, bölücü örgütün güdümündeki partiyle bir olup, zorbalığa kadar varan her yola başvurarak bunu engellemeye çalıştı. Bu kadar da değil. Geçtiğimiz günlerde diğer bir çok atılan adımlar. Bir çok yerlerde maalesef kardeşlerimize yapılan saldırılar. Siirt'te üç bayan kardeşimize saldırıyorlar. Kardeşlerim bütün bunlar ortadayken,  özellikle bunların milliyetçiliği lafta. İş başa düşünce hemen sıvışırlar. Bakınız 1999 yılında millet bunlara iktidar verdi mi? Üç parti koalisyonu kurdular. 3,5 yıl kaldı kaçtılar gittiler. Bunlara sorun ya 'madem ki bu kadar başarılıydınız da niye 5 yıl görevinizi yapmadınız, 3,5 yılda bırakıp gittiniz?' Düzce, Bolu, Kocaeli depreminin altında kaldılar.  Biz geldik, Bingöl depremi oldu. Gecesinde oradaydım. Bir yılda yeni Bingöl'ü inşa ettik. Simav depremi oldu, bir yılda Simav'ı yeniden inşa ettik. Ardından meşhur Van depremi oldu, 1,5 yılda yeni Van'ı inşa ettik. Bunlar bunu yapamaz. Bunlara 5 koyun verin, kaybedip gelirler."  

(Sürecek)