"Kadına yönelik her kötü muamele, terör suçu sayılmalı"

"Kadına yönelik her kötü muamele, terör suçu sayılmalı"
"Kadına yönelik her kötü muamele, terör suçu sayılmalı"
- Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Özben: - "Kadına yönelik her türlü kötü muamele, taciz, şiddet, tecavüz ve öldürme vakaları 'cinsiyetçi terör' ve yerine göre 'nefret suçları' biçiminde düşünülmeli ve terör suçu kapsamında değerlendirilmelidir"

ERZURUM (AA) - Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mevlüt Özben, Özgecan Aslan'ın öldürülmesine tepki göstererek, kadına yönelik her türlü kötü muamele, taciz, şiddet, tecavüz ve öldürme vakalarının terör suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özben, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Özgecan Aslan vakasının tüm yurtta büyük bir infiale neden olduğunu ama ne yazık ki birkaç gün sonra Özgecan'ın da ismi unutulan diğer kadın kurbanların arasındaki yerini alacağını belirtti.

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin her birinin ayrı ayrı vakalar olmadığını, kadın sorununun politik olduğunu vurgulayan Özben, şunları kaydetti:

"Kadına yönelmiş olan her türlü şiddet ve katletme temelde politiktir çünkü bu fiillerin altında kadını yönetmeye, belirlemeye yönelik ataerkil düşünce ve edimler yatmaktadır. Bir benzetmenin de ötesine geçecek şekilde, tıpkı terör olgusunda olduğu gibi kadına yönelik şiddet ve katletme vakalarında da belirleme-yönetme itkisinden hareketle açıkça, korkutma, sindirme, panikletme gibi amaçlar söz konusudur. Öyle ki ataerkil düzenin gözünde, 'kadın karnından sıpanın sırtından sopanın eksik edilmemesi gereken bir varlıktır'. Yani gözünü açmasına imkan verilmeden yönetilmesi, belirlenmesi gereken bir varlıktır kadın.

Kadına yönelik her türlü kötü muamele, taciz, şiddet, tecavüz ve öldürme vakaları 'cinsiyetçi terör' ve yerine göre 'nefret suçları' biçiminde düşünülmeli ve terör suçu kapsamında değerlendirilmelidir. Öyle ki gerek fiilin sahibi gerekse dolaylı, dolaysız fiilin sahibiyle ilişkilendirilecek herkes maddi, manevi hukuki ve belki de daha önemlisi toplumsal yaptırımlarla karşı karşıya kalmalarıdır" diye konuştu.

Söz konusu önlemlerin basit olmasına rağmen saldırgan ve şiddet eğilimli insan için bir "geri durma" nedeni olabileceğini vurgulayan Özben, şunları kaydetti:

"Bu önerilerim bazılarına çok sofistike gelebilir ancak benim iddiam şu hapishanelerde 'namus cinayeti'nden yatmak bir şeref meselesi olarak algılanmaya devam ettiği müddetçe biz kadına yönelik şiddet ve öldürme vakalarını yoğun bir biçimde yaşamaya devam edeceğiz. Nedeni ne olursa olsun kadını öldürmenin şerefe dayandırıldığı ve kadın katillerinin de saygı gördüğü bir düzeni sorgulamakla işe başlanmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Özgecan'ı katleden caniye en ağır cezanın verilmesini ummakla onun isminin açılışı yapılacak olan bir merkeze vermekle ya da birkaç medya şarlatanına linç kampanyaları düzenleyerek olup biteni sulandırmakla konuyu kapatmaktan, hatta üzerine bir bardak su içmekten öte bir şey yapmış olmayız."

Özben, Türkiye 'nin sosyal bir gerçeklik olan 'cinsiyetçi terör'le yüzleşmesinin vaktinin geldiğini, anayasaya, ceza kanunlarına, iç- güvenlik paketlerine, kısacası hukuki tanımlama çerçevelerinin içine "cinsiyetçi terör" olgusunun da eklenmesi, suç ve ceza yönetmelikleri bağlamında gerekli düzenlemelerin bir an önce yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.