Sarıkamış şehitlerinin cebinden çıkan şiirleri derledi

Sarıkamış şehitlerinin cebinden çıkan şiirleri derledi
Sarıkamış şehitlerinin cebinden çıkan şiirleri derledi
- Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gürsoy Solmaz, 32 yıl boyunca sürdürdüğü çalışmayla Allahuekber Dağları'nda 100 yıl önce şehit olan askerlerin cebinden çıkan 12 şiiri bir araya getirdi

ERZURUM (AA) - AYŞE YILDIZ - Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gürsoy Solmaz, Sarıkamış Harekatı'nda şehit olan askerlerin cebinden çıkan şiirleri derledi.

Harekatta şehit olan askerlerle ilgili 1982 yılından bu yana çalışma yapan Yrd. Doç. Dr. Solmaz, Sarıkamış'ta ve farklı illerde yürüttüğü araştırmayla şehit askerlerin defnedilirken cebinden çıkan şiirleri topladı.

Harekatta yaşanan ilginç anı ve öykülerin bulunduğu günlükleri de bir araya getiren Solmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1982 yılından bu yana yaptığı çalışma sonucu 12 şiire ulaştığını söyledi.

Solmaz, topladığı şiir, anı ve öykülerin gelecek nesillere ulaşması amacıyla böyle bir çalışma yaptığını belirterek, Sarıkamış'ta şehit olan askerlerin yakınlarıyla görüşüp o döneme ait çeşitli bilgiler edindiğini dile getirdi.

Şiir ve yazıların, defnedildikleri sırada şehitlerin cebinden çıktığını vurgulayan Solmaz, "Köylerinde kazı yapılırken, şehit cenazelerine rastlayanlar da olmuş. Ayrıca film olabilecek, senaryo olabilecek hikayeler mevcut. Ben yaptığım çalışmayla şehitlerimizin üzerinden çıkan 12 şiire ulaştım. Örneğin, Perizat Çakır'ın verdiği şiiri, sanatçı Erkan Uğur 'Dur Dağı' adıyla seslendirdi" diye konuştu.

-"7 çocuğunu askere gönderen analar var"

Solmaz, Sarıkamış'ı anlatan şiirlerin yanı sıra o dönem yaşanan ilginç olaylar da olduğuna değinerek, şunları kaydetti:

"Kolu kopan bir kişi, savaş döneminde kolunu bir yere gömüyor. Savaş bittikten sonra her yıl kolunu gömdüğü yeri ziyaret edermiş. Yine Ruslara esir düşen ve 20 yıl sonra kaçmayı başarıp tekrar memleketine dönenler var. Savaşa giderken evli olanlar, 2 çocuğuyla bırakıp gitmiş. 7 çocuğunu askere gönderen analar var. Kardeşiyle aynı birlikte olup açlık ve sefalet içinde savaşan, sonra kardeşini kaybeden askerler var. Yürürken, arkadaşının donduğunu gören askerler olmuş."

Şehitlerin cenazesini toprağa verenlerin o dönem yaşadıklarına da ulaştığını anlatan Solmaz, "Bardız yöresinden Halis Dumanlı ile görüşmüştüm. Kazdıkları kuyulara şehitleri sırasıyla koyuyorlarmış. 'Ben cenazeleri üstten veriyordum, arkadaşım altta diziyordu. Arkadaşımla yer değiştirdik. Baktım ki birinin parmağında yüzük var. Yüzüğü almaya çalışınca asker elimi sıktı, bırakmadı. Korktum, arkadaşla yer değiştirdim. Arkadaşıma dedim, onun de elini tuttu' diye anlattı" ifadelerini kullandı.

Solmaz'ın, şehitlerin kaleminden derlediği şiirlerden bazıları şöyle:

"Balkanları kar bürüdü/Balkanlardan kan yeridi/Tamamı genç vicdan idi/Karlı dağlar, kanlı dağlar, süngüden ormanlı dağlar. Sen Türkleri öz bilirdin/Düşmanlara geçit verdin/Geçsin fakat sen geçirdin/Kanlı Balkan, karlı Balkan, kan içinde yaka çalkan.

Arz eder sılayı divane gönül/Sılada zinnetli çamlar görünmez/Nice nazlı gelin sefil analar/Giyinmiş karalar allar görünmez/Seyreyledim Dur Dağı'nın taşını/Zalim avcı avlar keklik kuşunu/Lavü ümran poyraz aşmış düşünü/Her gelen avcıya ağlar, görünmez/Ezelden yazılmış bu kara yazı/Zehirden acıdır düşmanın sözü/Felek bize mesken kurdu Sivası/Laleli, sümbüllü bağlar görünmez."