Türkiye'nin Lüksemburg Büyükelçisi Şahinkaya'nın Ankara'ya çağrılması

Türkiye'nin Lüksemburg Büyükelçisi Şahinkaya'nın Ankara'ya çağrılması
Türkiye'nin Lüksemburg Büyükelçisi Şahinkaya'nın Ankara'ya çağrılması
- Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kürkçüoğlu: "Bu noktada Lüksemburg'daki elçimizi geri çekmemiz de doğrudan doğruya bir diplomatik tepki olarak ortaya çıkmaktadır. Gönül arzu eder ki Lüksemburg Parlamentosu bu yanlışından dönsün, meseleyi tarihçilere bıraksın"

ERZURUM (AA) -  Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, Lüksemburg Parlamentosu tarafından kabul edilen 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına destek veren karar tasarısına ilişkin, "Gönül arzu eder ki Lüksemburg Parlamentosu bu yanlışından dönsün, meseleyi tarihçilere bıraksın" dedi.

Kürkçüoğlu, 24 Nisan'ın Ermenilerin dünyayı aldattığı bir tarih olduğunu, en son Lüksemburg Parlamentosu'nda 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına destek veren karar tasarısının kabul edildiğini hatırlattı.

Van'da 10 bine yakın Müslümanın katledilmesi üzerine Osmanlı Devleti'nin Ermeni cemiyetlerini kapattığını dile getiren Kürkçüoğlu, "24 Nisan kesinlikle Sevk ve İskan Kanunu'nun çıktığı tarih değil. 24 Nisan 1915'te cemiyetler kapatıldı, yöneticileri tutuklandı. Anadolu'nun muhtelif yerlerinde ayaklanmalar, Ermeni isyanları devam edince 30 Mayıs 1915'te Sevk ve İskan Kanunu çıkarılmıştır. Sevk ve İskan Kanunu kesinlikle bir soykırım kanunu değildir" diye konuştu.

Kürkçüoğlu, 30 Mayıs 1915'te Müslüman halkı katleden Ermeni çeteleri üyelerinin o tarihte yine Osmanlı toprağı olan Suriye'ye yerleştirildiğini dile getirerek, bu meselenin siyasi platformda halledilecek bir konu olmadığını söyledi.

- "Siyasi platformdan ancak kin ve nefret duyguları ortaya çıkar"

Bazı parlamentoların sözde Ermeni soykırımını kabul ettiğini belirten Kürkçüoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu mesele tarihçilerin meselesi. Mutlaka iki tarafın tarihçilerinin bir araya gelerek bu meseleyi tarihi belgeler ışığı altında çözmeleri lazım. Siyasi platformdan ancak kin ve nefret duyguları ortaya çıkar. Tarihi gerçeklerin ışığı altında mesele çözümlenebilir. 2006 yılında ilk defa Viyana'da iki tarafın tarihçileri bir araya geldi. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu fakat ertesi sene Ermeniler bu bilimsel masaya gelmedi. Çünkü soykırım belgeleri yok. Bütün dünya bu gerçekleri bilmekte ve 1906-1922'de 519 bin, savaşla uzaktan yakından alakası olmayan Müslüman ahalinin katledildiği gerçeği ile karşı karşıyayız."

Kürkçüoğlu, 24 Nisan'ı dünyada sözde Ermeni soykırımı günü ilan edenlere, parlamentolara, siyasi organlara ve Ermenistan hükümetine asıl katliama uğrayanın Müslüman Türk insanı olduğunu hatırlatmak gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Kürkçüoğlu, şöyle devam etti:

"Bu noktada Lüksemburg'un bu sözde Ermeni soykırımı yasasını kabul etmesi Türkiye 'de gerçekten bilhassa biz tarihçiler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Türk insanı kesinlikle soykırım yapan bir millet değildir. Hatta tarihe baktığımızda darda kalan, zorda kalan her millete yardım elini uzatan bir millettir. Bu noktada Lüksemburg'daki elçimizi geri çekmemizde doğrudan doğruya bir diplomatik tepki olarak ortaya çıkmaktadır. Gönül arzu eder ki Lüksemburg Parlamentosu bu yanlışından dönsün, meseleyi tarihçilere bıraksın. Türkiye Cumhuriyeti devleti biz tarihçiler aracılığıyla atasının, ecdadının soykırım yapmadığını belgelerle anlatmaktadır."