Zengin sporuydu, halka yaydılar

Zengin sporuydu, halka yaydılar
Zengin sporuydu, halka yaydılar
- Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı Karaca: "Eskiden dağcılık dendiği zaman hep zenginler ve üniversiteliler akla gelirdi. Zenginlerin sporu olarak bilinen dağcılığı halka yaymak için eğitim programlarımızı yeniden düzenledik ve bugün bizim branşımızda her meslekten, her gelir grubundan, her makam ve mevkiden insanlar var" - "Dağcılık faaliyeti yaparken, halk sizi gördüğü zaman 'hello' deyip, selamlıyordu ya da elimizdeki kazmaları görünce, 'dağda altın mı arıyorsunuz' diye sorularla muhatap oluyorduk"

ERZURUM (AA) - AYŞE YILDIZ -  Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı Alaattin Karaca, eskiden dağcılık dendiği zaman hep zenginlerin ve üniversitelilerin akla geldiğini belirterek, "Biz bunu halka yaymayı başardık. Artık her meslekten, her gelir grubundan, her makam ve mevkiden insanlar dağcılık yapabiliyor" dedi.

Karaca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dağcılığın dünyadaki oluşumunun 18. yüzyılda Avrupa'da zenginlerin hafta sonlarında doğaya giderek, stres atmalarıyla başladığını söyledi.

Dağcılığın gerçek anlamda 1931 yılında Dünya Dağcılık ve Tırmanma Federasyonu'nun kurulmasıyla sportif anlamda başladığını vurgulayan Karaca, Türkiye'de ise dağcılığın 1924'lerde başladığını ancak 1938'de Kış Sporları Federasyonu, 1939 yılında Dağcılık ve Kayak Federasyonu ismi altında federasyon oluşturulduğunu anımsattı.

Karaca, 1966 yılında ise dağcılık ve kayağın farklı alanlarda hizmet vermeye başladığını ifade ederek, sporun ülkelerin ekonomisiyle paralel olduğunu vurguladı.

Ülkenin ekonomisi çok iyi olduğu zaman sporda da sosyal ve kültürel faaliyetlerde de başarılı olunduğuna dikkati çeken Karaca, "Göreve geldiğimiz zaman Türkiye'de 919 lisanslı sporcu vardı, şu an 35 bin lisanslı sporcumuz var. Kulüp sayımız o dönem 25'ti,  bugün 960 civarında kulüp var. Sadece 23 ilde aktiftik, artık 79 ilde aktifiz" diye konuştu.

- "Eğitimlerimiz bilimsel olarak verilmeye başlandı"

Dağcılık branşında istenilen sayıda antrenörlerin olduğunu belirten Karaca, "Eğitimlerimiz bilimsel olarak verilmeye başladı. Eğitim talimatlarımız, eğitim yönetmeliklerimiz var. Federasyon kurumsallaştı" ifadesini kullandı.

Karaca, "Görevde güzel faaliyetler yapmışız ama biz bu sporu hala halka anlatamamışız. Çünkü dağcılık faaliyeti yaparken, halk sizi gördüğü zaman 'hello' deyip, selamlıyordu ya da elimizdeki kazmaları görünce, 'dağda altın mı arıyorsunuz' diye sorularla muhatap oluyorduk. 'Biz halkımıza sporumuzu tanıtamamışız dedik' ve yönetim olarak toplanarak, çalışma yaptık" şeklinde konuştu.

Bir yerde faaliyet düzenleyecekleri zaman bir gün önceden gidip, kortej yürüyüşü düzenlediklerini, ilgili birimleri ziyaret ederek, faaliyeti anlattıklarını belirten Karaca, "Bunun büyük faydalarını gördük. Bundan sonra kulüplerin sayısı artmaya başladı. Genellikle eğitim amaçlı faaliyetlere ağırlık verdik" dedi.

Federasyon olarak eğitim programını da gözden geçirdiklerini belirten Karaca, yaz ve kış eğitimleri olarak iki kategoriye ayırdıklarını, arama kurtarma eğitimleri gibi eğitim talimatlarını çıkardıklarını söyledi.

Daha çok katılımla daha çok elit sporcu yetiştirmeyi amaçladıklarını ifade eden Karaca, şöyle devam etti:

"Eskiden dağcılık dendiği zaman hep zenginler ve üniversiteliler akla gelirdi. Zenginleri sporu olarak bilinen dağcılığı halka yaymak için eğitim programlarımızı yeniden düzenledik ve bugün bizim branşımızda her meslekten, her gelir grubundan, her makam ve mevkiden insanlar var. Hepsi rahatlıkla gelip bizden eğitim alıyorlar. Halk tarafından kabul edildi, benimsendi, faydaları görüldü. Tornacısı, oto tamircisi bile var."