Dededen toruna aynı kaderi paylaşıyorlar

Dededen toruna aynı kaderi paylaşıyorlar
Dededen toruna aynı kaderi paylaşıyorlar
- Şanlıurfa'dan Eskişehir'in Alpu ilçesine nisan ayında gelen ve mera alanına kurdukları yüzlerce çadırda yaşayan geçici tarım işçilerinin birçoğu kuşaklar boyunca bu işle uğraşıyor - İşçilerden Mustafa Onay: - "Doğduğumdan beri yani 46 yıldır çadırlarda yaşayıp tarım işçiliği yapıyorum. Dededen toruna geçen bu kaderi devletin bize sunacağı kalıcı imkanlarla değiştirmek tek arzumuz"

ESKİŞEHİR (AA) - EMRAH YAŞAR - Şanlıurfa'dan Eskişehir'in Alpu ilçesine gelen geçici tarım işçilerinin birçoğu kuşaklar boyunca bu işle uğraşıyor.

Nisan ayında ilçeye gelen ve mera alanlarına kurdukları yüzlerce çadırda yaşayan geçici tarım işçileri, yılın yedi ayı bölgede eşleri ve çocuklarıyla çalışıyor.

Aralık ayından itibaren maddi imkansızlıklar nedeniyle doğdukları topraklar Şanlıurfa'ya dönen işçiler arasında ise 40-50 yıldır aynı işi yapan da gözlerini ilk defa çadırda açan da bulunuyor. 

Tarım işçilerinden Mustafa Onay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğduğu günden bu yana hayatının tamamını geçici tarım işçiliğinde geçirdiğini söyledi. Onay, Şanlıurfa'dan Alpu'ya geldiğini, tarlalarda 7 ay çalıştıklarını belirtti.

Kadınların geceden hazırladığı yemekleri yanlarına alarak, sabahın erken saatlerinde tarlaya gittiklerini aktaran Onay, şöyle konuştu:

"Eşim, geceden tok tutsun diye bir kazan bulgur pilavı yapar. Bu bizim öğle yemeğimiz olur. Çadırda yaşam zordur. Yağmur yağar, kimileri sevinir ancak bizim için en kötü durumdur. Çamur içinde yaşıyorsunuz. Elektrik, su yok. Dünyadan bir habersiniz. Ülkede seçimler oldu, sadece oy verdik. Gerisini bilmiyoruz. Hükümet kuruldu mu kurulmadı mı? Benim 7 çocuğum var. İkisi evlendi. Onlarda benim gibi aynı kaderi paylaşıyor. Yanımda geçici tarım işçiliği yapıyor. Allah kısmet ederse 8'inci çocuğum olacak o da bu tarlalarda büyüyecek. Elimde bir sermayem, sırtımı yaslayacağım bir güç olsa, devletimiz bize yardım etse, ellerimizden tutsa, bu kadar çocuk ve malım bana yeter."

Onay, geçici tarım işçilerinin maddi imkansızlıklardan dolayı çocuklarını bile tarlalarda çalıştırdığını belirterek, sigorta, maaş gibi hiçbir güvencelerinin olmayışının kendilerini zor durumda bıraktığını aktardı.

İnsanın kaderini değiştirmesinin kendi elinde olduğunu anlatan Onay, "Kader insanın elinde. Sen kendin çabalarsan kaderini değiştirebilirsin ama imkan olacak. 46 yıldır tarlalarda çalışıyorum. Bizim amacımız insanca bir yaşam ve insani koşullarda Türk tarımına hizmet etmek ve kolay kazanılmayan bu topraklara sahip çıkabilmek. Sağlıklı bir tarım üretmek. Tabi bunun yanı sıra iş çok önemli" diye konuştu.

Mahmut Ova ise her aileden yaklaşık 10 kişiyle Şanlıurfa'dan yola çıktıklarını belirterek, zor koşullarda da olsa Türk tarımına hizmet ettiklerini söyledi.

Çadırlarda bir bakıma eziyet çekerek yaşam mücadelesi verdiklerini ifade eden Ova, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarım işçilerinin çoğu borç yükü içerisinde, çocuklarına doğru dürüst üzerilerine giydiremez, yeterince beslenmesini yapamaz. Belki de çocuğunun ayağına alacak ayakkabı parasını bile bulamaz. Çadırda yaşam zordur. Zor koşullar altında yaşamak zorundasınız. Bu işten bir kazanç yok. Devletimizden yardım bekliyoruz."

- "Yaşam mücadelesi veriyorlar"

Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Şen ise tarımda ki insan gücünün büyük bir bölümünün Güneydoğu'dan gelen işçiler tarafından karşılandığını, Eskişehir ve bölgesinde pancar, soğan, domates sökümünün yanı sıra çapa işlerinde bu kişilerin çalıştığını söyledi.

Tarım işçilerinin barınma şartlarının iyileştirilmesinin önemli bir konu olduğunu anlatan Şen, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Tarım işçileri genellikle boş arazilerde, mera alanlarında yaşam mücadelesi veriyor. Bu insanlar dönüm hesabı çalışıyor. Bir an önce işlerinin bitmesi için tarlalarda çocukları ve aileleri ile birlikte çalışmak zorunda kalıyorlar. Bunun yanı sıra gelecek kuşaklar için en önemli şey eğitim . Geçici tarım işçileri genellikle taşeron sistemi ile çalışıyor. Bedenen çalışan bu insanların sosyal haklarının verilmesi, bu konuda gerekli altyapının hazırlanması gerekiyor."