İmamın hayatı "şarkı yarışması"yla değişti

İmamın hayatı "şarkı yarışması"yla değişti
İmamın hayatı "şarkı yarışması"yla değişti
- Eskişehir'de daha önce imam hatiplik yapan, bir televizyon kanalında yayınlanan yarışmada yarı finale kadar yükselen Özdal, eğitim almadan başladığı müzik kariyerini geniş yelpazede eserler seslendirerek sürdürmek istiyor - Özdal: "İlahiyat ve müziği, dinle musikiyi birleştirmeye çalışıyorum. Özellikle mistik ya da spiritüel anlamlar taşıyan şarkılar, türküler hatta Batı eserleri, bunları seslendirmeye çalışıyorum" - "Albüm çalışmamız olacak. MFÖ Grubu'ndan Mazhar Alanson ve Özkan Uğur, jüri üyelerimdi. Onlarla özel çalışmalarım, özel konserlerim olacak. Onların albümlerinde birkaç parçaya eşlik edeceğim, onlar benim albümüme katkıda bulunacak"

ESKİŞEHİR (AA) - YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ - EMRAH YAŞAR - Eskişehir'de yaşayan Osman Vahit Özdal'ın imam hatip olarak başladığı hayatı, müziğe olan sevdası ve katıldığı şarkı yarışmasıyla yeni bir boyut kazandı.

"O Ses Türkiye " adlı yarışmada yarı finale kadar yükselen Özdal, bu organizasyonda ekibinde yer aldığı jüri üyeleri Mazhar Alanson ve Özkan Uğur'un desteğiyle albüm çıkarmayı planlıyor.

Eskişehir Müftülüğünde 7 yıldır bilgisayar uzmanı olarak çalışan, zaman zaman camilerde ezan okuyan Özdal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan bu yana özellikle Türk tasavvuf musikisi, Türk halk müziği, kaside ve operaya ilgi duyduğunu söyledi.

Kentteki Ömer Ağa Camisi'nde 7 sene öncesine kadar 5 yıl imam hatiplik yaptığını, 2001'de ezan, 2003'te ise Kur'an-ı Kerim okuma yarışmalarında Türkiye birinciliklerini elde ettiğini aktaran Özdal, şöyle devam etti:

"Çocukluğumdan itibaren ezan, mevlit, kaside, gazel, uzun  hava , hoyrat, ağıt, bozlak, maya ve mehtere aşırı ilgi duyuyorum. Klasik Türk musikisi, Türk tasavvuf musikisi, Türk halk müziği ve Türk sanat müziğinden eserler ezberlemeye başladım. İmam hatipliğim sırasında da üniversite öğrencileriyle müzik terapisi şeklinde çalışmalar yaptık. Bu manada hem o dönem hem de sonrasında ilahiyatçılığımızı ve müzikal kısmımızı kullanarak birçok uyuşturucu, alkol bağımlısı ve kötü arkadaş kurbanı gencimizin, kızımızın kurtulmasına vesile olduk. Birçok aile kurduk ve bunların ayakta kalmasını sağlamak için çalışıyoruz. Onlara bu manada yardımcı oluyoruz. Yani ilahiyat ve müziği, dinle musikiyi birleştirmeye çalışıyorum. Özellikle mistik ya da spiritüel anlamlar taşıyan şarkılar, türküler hatta Batı eserleri, bunları seslendirmeye çalışıyorum. Aslında yapacağım müzik türü bu ruhani müzik.

Dünyaca ünlü pan flüt virtüözü Gheorghe Zamfir ve onun Türkiyede'ki tek masterclass öğrencisi ve Türkiye'nin en ünlü pan flüt virtüözü Aydın Yavaş ile birçok ilde ve salonda geniş kitlelere konserler verdim. Pan flütle kaside de okudum, opera eserleri de performe ettim. Bu büyük üstatlarla çalışmak bana çok büyük tecrübeler kazandırdı. Bu iki büyük sanatçıyla yine konserlerime devam edeceğim."

- Nota bilgisi yok, müzik eğitimi almadı

Nota bilgisi ve müzik eğitimi olmadığını vurgulayan Özdal, kısa süreli de olsa İnci Çayırlı, Aydın Yavaş gibi usta sanatçılarla çalıştığını ve onlardan çok şey öğrendiğini belirtti.

Eskişehir'de yaklaşık 15 yıldır bazı konser ve organizasyonlarda sahne aldığını anlatan Özdal, son olarak özel bir televizyon kanalındaki "O Ses Türkiye" adlı şarkı yarışmasına katıldığını ve yarı finale kadar çıktığını bildirdi.

Yarışmaya 70 binin üzerinde kişinin başvurduğunu, seçilen 208 kişi arasından finale kalan 6'sı arasına girdiğini dile getiren Özdal, "Bu bilinirliği, sanatsal, kültürel ve ahlaki anlamda halkımızın karşısında avantaja çevirmeye çalışacağım. Albüm çalışmamız olacak. MFÖ Grubu'ndan Mazhar Alanson ve Özkan Uğur, jüri üyelerimdi. Onlarla özel çalışmalarım, özel konserlerim olacak. Onların albümlerinde birkaç parçaya eşlik edeceğim, onlar benim albümüme katkıda bulunacak. Tasavvuf, halk ve sanat müziğinden seçmece örnekler koyacağız" diye konuştu.

Özdal, yarışmada Yunus Emre'nin "Adımız Miskindir Bizim" eserini seslendirdiğini hatırlattı.

Bu şiiri, Alanson'un 1970'te bestelediğini söyleyen Özdal, şunları kaydetti:

"Uşşak makamında, türkü formatında ve pop müzik olarak bu eseri albümümde seslendirmek isterim. Pop müziği ama Yunus Emre'nin sözleri ve doğal olarak içinde ruhaniyet var. Mistik bir mana, bir esinti var. İnsanları o manada kalbinden, gönlünden, ruhundan yakalıyor. İşte bu tip eserleri seslendirme niyetindeyim. MFÖ zaten 1970'ten bugüne bütün albümlerine bir tasavvuf müziğini ya da tasavvufi bir şiiri yorumlarına göre besteleyip koymuştur. Onların da böyle bir yapısı vardır. Yapı itibarıyla ilahiyatçı olmam sebebiyle özel olarak onları seçtim. Bundan sonraki hedefim; MFÖ'ye, ustalarıma ve onların sevenlerine her daim layık olmak ve gönüllerinde müstesna bir yer almaktır."

Özdal, ileride Eurovision'da kendi tarzında Türkçe bir eserle Türkiye'yi ve Eskişehir'i temsil etmek istediğini dile getirerek, yarışmada kendisini destekleyen Eskişehirlilere ve sponsorluğunu üstlenen giyim markası Sarar'ın yöneticilerine teşekkür etti.