Maliye Bakanı Şimşek: (2)

Maliye Bakanı Şimşek: (2)
Maliye Bakanı Şimşek: (2)
- "(Yerli otomobil) Efendim, bilmem neyin kopyasıymış. Biraz da takdir edin yahu. Bu ülke sizin zihniyetinizle 60 yıl daha mı beklesin? Dünyayla aynı yarışta olmak için bazı hakları satın almamızda ne yanlışlık var?" - "Dünyanın en gelişmiş ülkeleri, her şeyi kopyayla başladı. Sonra ne yaptı, başkalarının birikimi üzerine, tasarımı ve yenilikçiliği kurguladı. Türkiye de bunu yapacak. Türkiye kendi otomobilini üretecek. Kendi markalarını yaratacak" - "Bizim Suriye politikamız olmasaydı, Suriyeli misafir sayısında azalma olmayacaktı. Çünkü Ürdün'ün, Lübnan'ın Suriye politikası yok ve hiç karışmadılar, bu gelişmelere hiç taraf olmadılar. Fakat Ürdün'deki Suriyeli göçmen sayısının, ülke nüfusuna oranı Türkiye'nin 4-5 katı, Lübnan'ınki de farklı değil. Bunu bir kenara yazın" - "Bakmayın siz koparılan yaygaraya. Yok Türkiye güvenilir değilmiş, diktatörlükle yönetiliyormuş, 'Türkiye'ye gidilmez, para kaçıyor' denilen bir dönemde, dünyadan 8 ayda 11,8 milyar dolar parayı getirip Türkiye'de ya şirket satın almışlar ya fabrika yapmışlar"

GAZİANTEP (AA) - Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yerli otomobil konusundaki tartışmalara ilişkin, "Efendim, bilmem neyin kopyasıymış. Biraz da takdir edin yahu. Bu ülke sizin zihniyetinizle 60 yıl daha mı beklesin? Dünyayla aynı yarışta olmak için bazı hakları satın almamızda ne yanlışlık var?" diye sordu.

Şimşek, Hasan Kalyoncu Üniversitesinin akademik yıl açılışı kapsamında öğrencilerle söyleşi yaptı.

Öğrencilerin sorularını yanıtlayan Şimşek, Türkiye 'de otomobil üretiminin gerçekleştirildiğini hatırlatarak artık Türkiye'nin kendi markasını oluşturması gerektiğini vurguladı.

Toyota, Fiat, Honda ve Renault gibi markaların yerli sayılabileceğini dile getiren Şimşek, "Çünkü bunlar da Türkiye'de üretiliyor, işçimiz ve mühendisimiz çalışıyor, bizim enerjimiz kullanılıyor. Ancak, bunlar Türk markaları değil. Böyle olunca karın bir kısmı Türkiye'de kalmıyor. Çünkü patenti bulan ve ar-ge'yi bulan, tescil sahibi başkası. Otomotiv sektörü inanılmaz bir dünya . Peki Türkiye bu yarışta olmalı mı? Tabii ki olmalı. Kendi markasını, otomobilini kendi üretmesi gerekir. Bunda hiç tereddüt yok. Dünyada ilk halka yönelik otomobil 1905 yılında yapılıyor. Devrim'i bir kenara bırakın, ilk montaj sanayimiz 55-60 yıl sonra gerçekleşmiş. Dünya 1900'lü yıllarda üretiyor, bize en ufak işi 50-60 yıl sonra geliyor. Biz yeni Türkiye'de, mesela elektrikli otomobilde 50-60 yıl sonra giremeyiz. Hemen yarışa girmeliyiz" diye konuştu. 

Şimşek, devletin otomobil konusunda özel sektörün önünü açması gerektiğine inandığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Devlet olarak biz bu yarışta olmak için özel sektörün önünü açmalıyız. Bunun için de hükümet olarak gittik başka ülkelerden hakları satın aldık. Sıfırdan bir şeyi geliştirmek kolay değil. Yarışın 60 yıl gerisinden başlamamak adına 3 yıl gerisinden başlamak için bir kaç basamağı atlamak lazım. Efendim, bilmem neyin kopyasıymış. Japonlar, Çinliler her şeye kopyayla başladı. Eskiden Çin malının algısı nasıldı? Berbattı. Şimdi nasıl? Şimdi kullandığınız her şey Çin malı.  

Efendim, bilmem neyin kopyasıymış. Biraz da takdir edin yahu. Bu ülke sizin zihniyetinizle 60 yıl daha mı beklesin? Dünyayla aynı yarışta olmak için bazı hakları satın almamızda ne yanlışlık var? Dünyanın en gelişmiş ülkeleri, her şeyi kopyayla başladı. Sonra ne yaptı? Başkalarının birikimi üzerine, tasarımı ve yenilikçiliği kurguladı. Türkiye de bunu yapacak. Türkiye kendi otomobilini üretecek. Kendi markalarını yaratacak. Biz şu anda kendi İHA'mızı, eğitim uçağımız ürettik. Kendi uydumuzu ürettik. 10 yıla kalmaz kendi uydu fırlatma platformumuzu da üretiriz. Bunu bilsinler. Milliyetçi geçinen çok kesim var. 2002 yılında bu ülkenin tüfek dahil olmak üzere teçhizatın yüzde 70'inden fazlası ithaldi. İnşallah bunu yüzde 20'lere düşüreceğiz."

 - Suriye politikası

Şimşek, Türkiye'de yaşayan Suriyeliler nedeniyle bazı kentlerde işsizlik ve ev kiralarının arttığının hatırlatılması üzerine, coğrafyanın bir kader olduğunu, Türkiye'nin de bulunduğu konum itibarıyla sıkıntılı bölgelere çok yakın bir coğrafyada yer aldığını anımsattı.

Türkiye'nin yakın coğrafyasında genellikle kan, gözyaşı ve insan dramının olduğunu dile getiren Şimşek, Suriye'nin tarihte Osmanlı toprakları olduğunu, 100 yıl öncesinde operasyonlar düzenlendiğini ve suni bir şekilde haritaların şekillendirildiğini, bundan dolayı da kan ve gözyaşının oluştuğunu vurguladı.

Bugünlerde de büyük oyunun ikinci sahnesinin yaşandığını aktaran Şimşek, şöyle konuştu:

" Ortadoğu 'da aynı hegemon güçler, Ortadoğu'yu küçücük aşiret devletlerine bölmek üzereler. Mesela Irak, 3 parça ama 4'e bölmek üzereler. Bu gidişle Irak'ın Kürdistan bölgesini de 2'ye bölmeye çalışıyorlar. Suriye'nin kaça bölüneceğini ne yazık ki bilemiyoruz bile. Libya'da iki tane hükümet var, kimse kimseyi dinlemiyor. Irak çok zengin bir ülke ama yol yok, elektrik yok.

Bu büyük resim. Peki neden? Peki şimdi bazı kesimler, 'Sizin Suriye politikanız bu sonuçları doğurdu' şeklinde düşünüyor. Bizim Suriye politikamız olmasaydı, bunlar olmayacaktı onlara göre. Bu teori şunu gerektiriyor, Yemen'i, Libya'yı, Irak'ı da biz karıştırdık. Türkiye zor coğrafyada yaşıyor. İstesek de istemesek de zorlu bir coğrafyada yaşıyor ve etkileri oluyordu. Bizim Suriye politikamız olmasaydı, Suriyeli misafir sayısında azalma olmayacaktı. Çünkü Ürdün'ün, Lübnan'ın Suriye politikası yok ve hiç karışmadılar, bu gelişmelere hiç taraf olmadılar. Fakat Ürdün'deki Suriyeli göçmen sayısının, ülke nüfusuna oranı Türkiye'nin 4-5 katı, Lübnan'ınki de farklı değil. Bunu bir kenara yazın."

Suriyeliler nedeniyle kira ücretlerinin ve belki de istihdamın etkilendiğini dile getiren Şimşek, bunun için Gaziantep'te 50 bin konutluk proje geliştirdiklerini ve sıkıntıyı çözebilmek için harekete geçtiklerini anımsattı.

- Yabancı yatırımcılar

Bakan Şimşek, son dönemlerde ülkede yaşanan sorunların yabancı yatırımcıları etkileyip etkilemediğine ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:

"Küresel doğrudan yatırım, yabancı yatırımcının bir şeklidir. Tabii ki geldiniz mi gidemiyorsunuz. Burada çok değişen bir şey yok. Hatta artış var. Türkiye'ye yılın ilk 8 ayında küresel doğrudan yatırım girişi 11,8 milyar dolar. Bakmayın siz koparılan yaygaraya. Yok Türkiye güvenilir değilmiş, diktatörlükle yönetiliyormuş, 'Türkiye'ye gidilmez, para kaçıyor' denilen bir dönemde dünyadan 8 ayda 11,8 milyar dolar parayı getirip Türkiye'de ya şirket satın almışlar ya fabrika yapmışlar. İyi para mı, şöyle düşünün: 1980 ile 2002 arasında Türkiye'ye gelen toplam yabancı yatırım 14,8 milyar dolar."

(bitti)