Marmara Depremi'nin 16. yılı

Marmara Depremi'nin 16. yılı
Marmara Depremi'nin 16. yılı
- TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Serindağ: "Doğu Anadolu Fay Zonu sessizliğini korumakta ve enerji birikmektedir. Üzerinde çok sayıda sismik boşluk bulunan bu fayın değişik kollarının yakın bir gelecekte yıkıcı depremlere kaynaklık etmesi kaçınılmazdır"

GAZİANTEP (AA) - Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Ali Serindağ, Doğu Anadolu Fay Zonu sessizliğini koruduğunu, enerji biriktirdiğini ve yakın bir gelecekte yıkıcı depremlere kaynak edebileceğini savundu.

Serindağ, Marmara Depremi'nin 16. yıl dönümü nedeniyle oda binasında düzenlediği basın toplantısında, 17 Ağustos Marmara depreminin, depremle yaşamayı öğrenebilmeyi anımsatan bir tarih olduğunu olduğunu belirtti.

Nurdağı ve İslahiye ilçelerinden geçen Doğu Anadolu Fay Zonu'nun bugüne kadar binlerce can kaybına ve maddi kayıplara yol açtığını ifade eden Serindağ, "Doğu Anadolu Fay Zonu sessizliğini korumakta ve enerji birikmektedir. Üzerinde çok sayıda sismik boşluk bulunan bu fayın değişik kollarının yakın bir gelecekte yıkıcı depremlere kaynaklık etmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle bölgedeki aktif zonların ihmal edilmemesi gerçeği önlemle dikkate alınmalıdır" dedi.

Serindağ, Türkiye 'nin deprem bölgeleri haritasına göre, yüzde 66'sının 1'inci ve 2'inci derece deprem bölgesinde bulunduğunu dikkat çekerek, konutların yüzde 44'ünün 1. derece, yüzde 25'nin 2. derece deprem bölgesinde yer aldığını, nüfusun yaklaşık 34 milyonun yani  yüzde 43'ünün 1. derece, 22 milyon kişinin de 2. derece deprem bölgesinde yaşadığına işaret etti.

Sadece deprem nedeniyle 1900 yılından bu yana yaklaşık 100 bin vatandaşın hayatını kaybettiğini ve 500 bine yakın yapının hasar gördüğü dile getiren Serindağ, şunları kaydetti:

"Farklı büyüklüklerde yılda ortalama 25 bin depremin meydana geldiği ülkemizde, geçen 16 yıl içerisinde 2002 yılında Afyon depremi, 2003  yılında Bingöl depremi, 2010  yılında Elazığ depremleri, 2011 yılında Simav ve Van depremleri, 2014 yılında Çanakkale depremleri, ülkemiz deprem aktivitesinin önemini bizlere sürekli hatırlatmaktadır. Çağdaş ülkelerde böyle bir gerçekle karşı karşıya kalan toplumun her kesiminin afet zararlarının azaltılması konusunda kendine düşen görevleri yapması gerekirken, ülkemizin gerçeği olan deprem konusunda bireyden kamu kurumuna, özel sektörden sivil toplum örgütlerine kadar çok paydaşlı bir yapıda oluşturulması gereken çalışmalar bu güne kadar maalesef ortaklaştırılamamıştır."

Serindağ, barajlar, demiryolları, okullar ve köprüler gibi yerlerde depreme karşı erken uyarı sistemleri, deprem gözlem sistemleri ve yapı sağlığı izleme sistemleri gibi tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizdi.

-  Mimarlar Odası

 Gaziantep Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sıtkı Severoğlu Marmara Depreminin unutulmaması gerektiğini ve olası bir depremler karşı tedbirler alınmasın önemliği olduğunu belirtti.

1999 yılı öncesinde projelendirilmiş ruhsatlı yapıların da tamamı günümüzde uygulanan ve 99 depremi sonrası çıkan yönetmeliklere göre depreme dayanıklı olmadığını belirten, Severoğlu, "Özellikle kaçak yapılaşma alanlarında afet riski adı altında. Bu yapıların yenilenerek sağlıklı yaşam koşullarına uygun hale getirilirken, insanlar yaşadıkları yerde kalmaları temel amaç olmalıdır. Başka yerlerde yeniden sağlıksız konut yapma arayışlarına gitmeleri önlenmelidir. 1999 depremi sonrası uygulamalara başlayan yapı denetim kuruluşları, mevcut yönetmeliklerle yeterli ve gerekli fonksiyon üstlenmemektedir" ifadelerini kullandı.