Gelmiş geçmiş en iyi 10 Devasa Online oyunu

Gelmiş geçmiş en iyi 10 Devasa Online oyunu
Gelmiş geçmiş en iyi 10 Devasa Online oyunu
Bizi başka diyarlara uçuran, içimizden bambaşka orklar, elfler, dwarflar çıkartan oyunları listeledik. Sizin favoriniz hangisi?
Haber: Yiğitcan Erdoğan / Arşivi

Başlıkta yaygın kullanım olan MMO'yu tercih ettik ama, aslında biz onlara DVO demeyi daha münasip buluyoruz. Devasa Online oyunlar. Daha önce de "Gelmiş geçmiş en iyi 10" serimizde beynimiz yanmış, sırtımız terlemişti ama, sanıyoruz elimizi atıp atabileceğimiz en zor liste buydu. Önce DVO nedir, sınırı nerede çizilir onu belirledik. Bizim için şu iki kriter çok önemliydi: Dünya oyuncular olmadan da var olabilmeliydi ve aynı anda oynadığımız oyuncu sayısı devasa olmalıydı. Yani DayZ, Minecraft, Rust gibi, -nispeten- küçük kapasiteli sunucularda oynadığımız, kendimize sunucu açabildiğimiz oyunları böylelikle eledik.

Bu listeyi oluştururken, diğer tüm listelerimizde olduğu gibi, "tarihi" öneminden çok, safi kalitesini ele aldık. Yani ruhani ya da resmi bir devam oyunu gelip, asıl oyunun hatalarını düzelttiyse, sadece asıl oyunun tarihi önemi daha büyük diye onu listede tutmadık. Ama derdimiz yine bitmedi. O kadar fazla efsanevi oyunu, o kadar fazla kaliteli, iz bırakmış oyunu liste dışında bırakmak zorunda kaldık ki oturup ağlarsınız. Ya da daha yakın ihtimal, bize kızarsınız, ki, kızacaksınız sanırım.

Biz yine de listeye girişmeden önce mansiyon ödüllerimizi Lineage serisine, Asheron's Call'a, Planetside serisine, DC Universe Online'a ve Ragnarok Online'a verelim. Şapkamızı kendilerine saygıyla çıkartıp, listemize geçelim. Buyurun efendim!

 


10. A Tale in the Desert

Minecraft'tan önceki Minecraft'tı A Tale in the Desert. Antik Mısır döneminde geçen, hemen hemen her şeyi tamamen oyuncuların yönettiği muhteşem bir oyundu. Kanunlar oyuncu elinden çıkmaydı, kanunları değiştirmek, yine oyuncuların elindeydi. Köyler, kasabalar, büyük şehirler tamamen oyuncu yapımıydı, tabii onları denetlemek de öyle. O kadardı ki, bir noktan sonra oyunda firavun bile olabiliyordunuz. Başka oyuncuları banlama yetiniz bile vardı. Tabii bunu elde etmek çok, çok zordu, ama en güzel kısmı, eğer adaletli olmazsanız, isyan etme hakkı yine oyunculardaydı. Gelmiş geçmiş en kıymeti bilinmeyen MMO'lardandır A Tale in the Desert.

 


9. Guild Wars 2

Guild Wars 2, DVO'ların yıllar boyunca sıkı sıkıya bağlandığı bir klişeyi yıktı: Tank-DPS-Healer kutsal üçgenini. NCSoft'un ilk Guild Wars'ı da ciddi oyunculara hitap eden oynanışıyla gönlümüzde bir taht olmasa da, bir şezlong kurmuştu, ama ikinci oyun, adeta ilkinden aldığı bayrağı tuttu, Everest'in tepesine dikti. En güzeli de neydi biliyor musunuz? Bir anlamda DVO'ların artık sıkılmaya başladığımız tüm klişelerinin yıkımıydı, ama bir anlamda da en baba DVO olup çıkmıştı aradan. E ne de olsa piyasada artık çok az kalan DVO odaklı firmalardan biri var arkasında. NCSoft işini bilir.

 


8. Final Fantasy XI

Daimi Geekyapar kuralı "her seriden bir tane" gerektirdiği için alamadığımız Final Fantasy XIV: A Realm Reborn'a bir selam, bu kural olmasa da bu tip listelerin yanından dahi geçemeyecek orijinal Final Fantasy XIV'e de bir pis bakış atarak açmak lazım bu paragrafı. Sonra da Final Fantasy XI'e hayranlığımızı dile getirerek. DVO'lar uzun ömürleriyle ölçülürler. Final Fantasy XI'e bugün hâlâ ek paket çıkıyor, üstelik insanlar hâlâ oyunu PS2'de oynuyorlar. Yenilikçi sistemleriyle, eşsiz Final Fantasy atmosferiyle bambaşkaydı Final Fantasy XI ve insanlar bunu hâlâ bırakmak istemiyorlar. Haklılar da...

 


7. Dark Age of Camelot

Aah, Mythic. Hayatımıza Dark Age of Camelot ile girdin ve o kadar büyüledin ki bizleri. Sonradan Warhammer Online'da da kullanacakları "Realm vs. Realm" sisteminin ilk temelini burada atmışlardı. Çoğu DVO iki fraksiyonu dahi sağlam dengeleyemez, ama Dark Age of Camelot, üç fraksiyonu, muhteşem bir PvP sistemiyle, hakikaten insanı topyekün savaşta hissettiren bir havayla harika dengelemişti. Şimdilerde orijinal oyunun yapımcıları Kickstarter projeleri Camelot Unchained'in peşindeler. Ümidimiz var, yok değil, ama DAoC'nin yeri de gönlümüzde hep bir ayrı olacak.

 


6. City of Heroes

DVO'ların en kötü yanları nedir diye sorarsanız, size tek bir cevap veririm: Bir noktadan sonra onları oynamak imkansızdır. Bugün isterseniz 1990'da çıkmış tek kişilik bir oyunu tekrar bir şekilde oynayabilirsiniz. Ama bir DVO sunucuları kapattıktan sonra kaybolup gider. Seneler içerisinde pek çok DVO yitti gitti elimizden, ama sanıyoruz en çok City of Heroes'a üzülüyoruz. Şimdilerde Champions Online var, DC Universe Online var ama City of Heroes bambaşkaydı. İlk göz ağrımızdan da öte bir sevgimiz var City of Heroes'a, zira içimizdeki süper kahramanı çıkartıp, muhteşem bir şekilde DVO kurallarına sarmalamak konusunda harikaydı.

 

5. EverQuest

Yıllara meydan okumak böyle bir şeydir işte. Bugün EverQuest'in çıkışının üzerinden tamı tamına on beş sene geçti. EQ ilk çıktığında doğan çocuklar, şimdi lisede sevgili yapma derdine düştüler. Ama EverQuest'e hâlâ ek paket çıkıyor. Bildiğimiz anlamda DVO'ların babası EverQuest. Hatta bir babadan da fazlası. Ortada adeta bir Big Boss ve klonları durumu var. Evet, Solidus, Liquid ve Solid'in kendi kimlikleri var en nihayetinde, birini sevip diğerlerini de sevmeyebilirsiniz ama kaynakları aynı. DVO piyasasının Naked Snake'i, büyük patronu EverQuest. Yaşlanmayan efsane.

 


4. Lord of the Rings Online

WoW'un çıkışından sonra pek çok firma, "biz de bu pastadan pay almalıyız" niyetiyle sağa sola salça oldu, doğrudur. Hemen hemen her biri de bir lisans kapıp, hızlıca DVO'ya çevirmeye baktı. Matrix Online gibi özgün fikirler ama kötü uygulamalar da vardı, Age of Conan gibi düpedüz "olmamış" olanlar da. Fakat bu DVO patlamasının içerisinde bir oyun bambaşkaydı. Asheron's Call'dan tecrübeli Turbine'a verdiler Orta Dünya'yı, onlar da belki de hikayeye en fazla önemi veren, bulunduğu evreni en güzel yansıtan oyunu yaptılar. Sadece filmleri alıp, oyuna aktarmak değildi yaptıkları. Kitaplarda okuduğumuz, filmlerde farklı yansıtılan pek çok detay da Tolkien-vari bir şekilde karşımızdaydı. Siz zorlu bir dungeon'da kıçınızı Tom Bombadil'in kurtarması nasıl hissettirir, Bree'de hanın önünde sazla Fear of the Dark çalmak nasıl bir şeydir bilir misiniz? LotRO oyuncuları bilir.

 


3. EVE Online

Bu dünyada öğrenim eğrisi daha dik bir oyun yok. Yok işte. İndirip, kurup, sonra da tam manasıyla hakim olabilmek için bir haftanızı vermenizin gerektiği bir başka oyun daha yok, boşverin DVO'yu. Ama zaten bu dünyada bir tane daha EVE Online yok. Öğrenmesi zor, hakim olması vakit alıyor, eyvallah. Ama olduktan sonra da sizi gerçekten alternatif bir gerçekliğe alıyor oyun. İnsan doğasını bu kadar iyi yansıtması, oyununda temeli paraya dayandırmasından kaynaklanıyor. Önce size gerçekliğini kabul ettiriyor, sonra da bütün dürtülerinizi sınattırıyor size. Hırs, rekabet, kıskançlık, ihanet... Bütün bunları daha iyi anlatan bir oyun daha yok. Adamlar oyun içerisinde yaşanan olayları kitap yaptı diyoruz ya...

 


2. Ultima Online

Çocuktum. Yaşım ya 12, ya da 13 falandı. Bir arkadaş zoruyla internet cafeye, ilk defa ismini duyduğum "Ultima" diye bir oyunu oynamaya götürüldüm. Arkadaş bana uzun uzun kendisi ve grup arkadaşlarının bir iyileştiriciye ihtiyaç duyduklarını, gelip bandaj yapmam gerektiğini anlattı. Oturduk bilgisayarın başına, oyuna girdik. Kalabalık bir şehir merkezinin ortasındaydım. Arkadaşım şu cümleyi kurana kadar umursamadım kalabalığı. "Abi", dedi, "o insanlar var ya?". Evet? "Onlar gerçek insanlar". Böyle bir şeyin mümkün olabileceğini dünya Ultima Online ile öğrendi. Şimdinin lunapark DVO'ları elinizi bırakmama üzerine kurulu, ama hepsinin ağa babası Ultima, kasten elinizi tutmama üzerine kuruluydu. Bu bir dünya. Senin bazı yeteneklerin var geliştirebileceğin. Bunlar da diğer oyuncular. Ne yaparsan yap.

 


1. World of Warcraft

World of Warcraft, sevin ya da sevmeyin, tüm oyun dünyasının yönünü değiştirdi. Sadece DVO'ların değil. Popüler kültürü ilk penetre eden oyunlardan biriydi WoW. Oyunların artık online olmamaları gibi bir fırsatları yoktu. Eminim, tonla insanı "öylesine oyuncu" kategorisinden, "gamer" mertebesine de yükseltmiştir. Ama burada bulunmasının sebebi bu değil. World of Warcraft, DVO piyasasında neredeyse kimsenin tutturamadığı bir dengeyi kusursuzca bulmuş, yakalamıştı. Öğrenmesi kolay, ustalaşması ise zor. Listedeki ilk üç oyuna bakın. EVE ve Ultima, delicesine tatmin eden, doyurucu oyunlardır. Ama onları öğrenmesi çok zordur. DVO'lar WoW'a kadar hep böylelerdi. Niş bir kitlenin, ustalık dönemi oyunları. WoW bu bariyeri yıktı. Tutorial olmadan oynayabileceğiniz bir DVO'yu WoW.

Ama 60. seviyeye geldiğinizce derinliği tatmin ediyordu. Girişiniz kolay olduğundan, 60'a kadar işi öğrenmiş oluyordunuz. WoW sizi kendine bağlıyor ve sonra gerçek yüzünü 60'ta gösteriyordu. Raid'ler, "hardcore" dediğimiz tipten bir oyuncu değilseniz, yapılması mümkün şeyler değillerdi. PvP emek, zaman ve kafa gerektiriyordu. Bunların üzerine WoW zaman içerisinde farklı eşikler de koydu. İsterseniz günde bir saat çiftliğinizle ilgilenip, iki üç dungeon yapıp çıkabildiğiniz bir oyun, isterseniz saatlerinizi PvP'ye gömebileceğini bir kara delik, isterseniz de raid'lerle koordineli taarruz havasını yaşatan bir fenomen oldu.

Özetle, tek cümleyle şudur World of Warcraft: DVO oynamayanları bile DVO türüne alıştıran bir oyundu. Bunun için de bir numara olmayı hak ediyor.