Metal Gear Solid serisinin unutulmaz anları #18 - #38

Metal Gear Solid serisinin unutulmaz anları #18 - #38
Metal Gear Solid serisinin unutulmaz anları #18 - #38
Saymayı durduramadık. Efsaneler efsanesi bu serinin şimdi de üçüncü oyunu Snake Eater ve dördüncü oyunu Guns of the Patriots ile baş başayız.
Haber: Mert Günhan / Arşivi

Phantom Pain’in çıkışı dünyayı bir Metal Gear festivaline çevirirken, biz usulca Metal Gear Solid zaman tüneline devam ediyoruz. Geçtiğimiz yazıda Metal Gear Solid ve Metal Gear Solid 2: Sons of Liberty’nin en çok yükseldiğimiz anlarını yazmıştık. Şimdi sırada Metal Gear Solid 3: Snake Eater ve Metal Gear Solid 4: Guns of Patriots var.

 

Metal Gear Solid 3: Snake Eater
Bütün Metal Gear oyunları arasında, kesinlikle Snake Eater’ın bambaşka bir yeri var. Özellikle Hideo Kojima’nın MGS2’nin yarattığı tartışmalara cevabı olarak tamamen Snake odaklı bir oyun yaratması fakat bunu yaparken bile Snake’in aslında Big Boss olması gibi bir twist eklemesi, seriye bambaşka bir özellik katmıştı. Evet, bu oyunda Big Boss’un nasıl Big Boss olduğunu öğreniyoruz ve MGS tarihinin en önemli karakteri The Boss ile karşılaşıyoruz. İçerdiği 60’lar ajan teması ve camp öğeleri bağlamında gerçekten bambaşka bir yeri var MGS3’ün. Bu sebeple yükseldiğimiz anlar, belki de diğer MGS oyunlarından çok daha ayrı bir yere sahip.

1. O Muhteşem Giriş Sinematiği
Daha önceki MGS oyunlarında olmayan bir şekilde, Snake Eater’ın kendine has, harika bir müziği ve bu harika müzikle birlikte çok tatlı bir giriş sinematiği var. Kendisini daha önce gelmiş geçmiş en iyi sözlü oyun şarkılarından biri seçmişliğimiz de vardır.

2. The Boss’un İhaneti
Oyunun başından itibaren bize neyi nasıl yapacağımızı anlatan ve Big Boss’u yetiştiren efsanevi isim, Mother of Special Forces, namı diğer The Boss ile ilk tanışma anımızı kim unutabilir ki? Video oyunları tarihinde The Boss kadar karizmatik, The Boss kadar kendi kendini böyle sağlam taşıyabilen bir karakter daha yoktur sanırım. The Boss’un karizması hem Solid Snake’i hem de Big Boss’u katlayıp, bambaşka bir seviyeye getiriyor.

 

 

3. Ocelot ile Tanışma Anı
Metal Gear Solid tarihinin en önemli karakteri Revolver Ocelot ile, Revolver lakabını almadan önce tanıştığımız bu an kesinlikle en unutulmazlardan biri. Tabii Snake’in kendisine verdiği silah dersi de bir başka. Hatta bu sahne öyle bir sahne ki, Ocelot’un, Big Boss’a olan hayranlığının temelleri buradan başlıyor.

 

 

4. Snake Eater
Oyunun sonlarına doğru gelen ve yaklaşık olarak 2 dakikadan fazla süren bu sahne, oyuncuya tamamen karşılaştığı şeylerden sonra bir rahatlık anı veren, ufak bir mola aslında. Bu sahnede şaşırtıcı olan şey, uzunluğu ve müzikle birlikte gidişatı. Açıkçası merdiveni tırmanırken böyle bir şey ile karşılaşmayı beklemiyorsunuz.

 

 

5. The End
The End isimli bu yaşlı Sniper ile olan kapışmanızı, konsolunuzun tarihini tamamen ileri alıp geçebilmeniz mümkündü. Geçtiğiniz zaman ise, The End’in eceliyle öldüğünü görüyordunuz.

 

 

6. Guy Savage
İşkence odasında konsolu kapatıp oyunu tekrar yüklediğiniz vakit açtığınızda, Guy Savage isimli bu aksiyon oyununu oynayabiliyordunuz. Snake’in kabusu olarak yedirilen bu mini oyun gerçekten de MGS3’ün garip yanlarından birisiydi ve unutulmazlar arasındaydı.

 

 

7. “I Don’t Like Those Blue Eyes of His”
The Boss’un, Snake’in gözlerinden birini oyduğu bu sahneyi unutmamız mümkün mü acaba? Snake’i asker yapan kadının, ondan bu özelliği almak gibi hiç istemediği bir şeyi yapmak zorunda kalmasından acı bir şey daha var mı? Tabii ki ikonik göz bandı da bu olay sonrası geliyor.

 

 

8. EVA’nın Motor Şovu
Sahne kendi kendini anlatıyor zaten. Bu sahneden sonra neden biz de motor kullanamıyoruz diye kafayı yemiştik!

 

 

9. The Boss’un Hayali
The Boss’un hayali, savaşsız bir dünya, ideolojisiz bir dünya. Bütün ve tek. Hepsinin açıklandığı bu sahne, Metal Gear serisinin kalbini oluşturuyordu.

 

 

10. There Can Only Be One Snake
Metal Gear tarihinin en anlamlı, en duygusal ve en yoğun sahnelerinden biri, The Boss’un ellerimizde can verdiği bu sahne olabilir. The Boss’un, Philosophers Legacy’yi Snake’e vermesi ise bütün Metal Gear tarihini başlatan başlatan, yegane olay olabilir.

 

Metal Gear Solid 4: Guns of The Patriots
Solid Snake’in 2.oyunda yarım kalan hikayesini tamamlayan ve MGS evreninin günümüzde geçen etabını bitiren MGS4, çıktığı zaman olay olmuştu. Özellikle sinematiklerinin yoğunluğu yüzünden “Film mi izliyoruz, oyun mu oynuyoruz” eleştirilerine maruz kalan MGS4, hikayeyi bitirmesi ve pek çok yoğun sahnesiyle akıllara kazınan bir MGS oyunu olarak video oyunları tarihinde yerini almıştı.

11. War Has Changed
Bütün oyunun ana temasını oluşturan ve Love Theme’i ruhumuza işleyen MGS4’ün bu inanılmaz girişi. Bizlere oyunun umutsuz tonunu da ilk saniyeden itibaren veriyordu.

 

 

12. BB Corps
MGS4’ü oynarken insanın aklına gelen ilk şey, yaşlanmış ve dökülmüş bir Snake’in böylesine düşmanlara karşı ne yapabileceği idi. Özellikle B&B’nin tamamını gördüğümüz o ilk sahne bizi epey ürkütmüştü.

 

 

13. Big Mama ile Tanışma
Metal Gear Solid 3’ten EVA’yı hatırladınız mı? İşte MGS4’te Big Mama olarak karşımıza çıktığında, ne kadar şaşırmış olabileceğimizi şimdi bir de siz düşünün.

 

 

14. Raiden!
Metal Gear Solid 2’nin ana karakteri olmasından mütevellit, ağır MGS hayranlarının hışmına uğrayan Raiden, Metal Gear Solid 4’te Cyborg Ninja olarak o kadar yükselmişti ki, ilk karşımıza çıktığımız vakit tam olarak 9 dakika süren bu sahnede kilitlenip kalmıştık

 

 

15. Rat Patrol
İlk MGS’den hatırlayacağımız Meryl’ın da aynı Raiden gibi büyüyüp geliştiğini görebilmek gerçekten de insanı bir tuhaf yapmıştı.

 

 

16. I’m Lightning, Rain Transformed
Raiden’ın tamamen bambaşka bir şeye dönüştüğü bu sahne, kesinlikle sezarın hakkı sezara diyeceğimiz türden ikoniklikte bir sahne. Metal Gear Solid 2’den beri bir karakterin ne kadar gelişebileceğini ve ideolize ettiği kişiyi korumak için ne kadar ileri gidebileceğini görüyorsunuz. Yıllar sonra hala izlediğimde, “Rain Transformed” dediği an, tüylerim diken diken olur.

 

 

17. Mikrodalga Sahnesi
Video oyunları tarihinde gerçekten oynaması yürek burkan bir sahne varsa o da budur. Burada Snake ile bir mikrodalga koridorundan geçmeniz gerekiyor. Tek yapmanız gereken ilerleme tuşuna basmak fakat her şey o kadar zor ki, tüyleriniz diken diken oluyor, Snake ile birlikte o acıyı siz de çekiyorsunuz.

 

 

18. You Are Pretty Good!
Solid Snake, Liquid Snake ve Ocelot arasındaki kan davasının sonlandığı bu efsanevi sahne, oyuncu olarak içerisinde bulunduğunuzdan, bütün Metal Gear Solid serisini bir çırpıda oynamak gibi resmen. Üç fazdan oluşan bu dövüşün her noktasında çok büyük bir nihayete erme hissi gizli.

 

 

19. Düğün Dernek
Bir Metal Gear Solid oyununda hiç bir zaman bu kadar net sonuçlarla karşılaşamazsınız. Meryl’ın Akiba ile düğünü. Jack’in oğlu ile tanışması, ve tabii ki…

 

 

20. Big Boss
Bunu bir MGS fanı olarak böyle okumak yetmez, bunu yaşamanız lazımdı. Big Boss’un ete kemiğe bürünmüş bir şekilde Snake ile bir araya gelmesi, paha biçilemez bir sahneydi ve bundan sonra ne kadar yıl geçerse geçsin, Metal Gear Solid serisinin en yükseldiği yerlerden biri olarak kalacak.

 

 
Evet, Metal Gear külliyatının ana oyunlarını böylece geride bırakmış olduk. Fakat iş bunlarla bitmiyor, üçüncü bölümde MGS serisinin en önemli oyunlarından olan Peace Walker’ı yanında bir kaç sürprizle konuk edeceğiz ve hep beraber Phantom Pain’in çıkışına Ground Zeroes yazımız ile iyice gazlanacağız..

 


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Asker

    ,

    Oyun

    ,

    film

    ,

    karakter

    ,

    ,

    zaman

    ,

    silah

    ,

    Karşı

    ,

    lightning