Video Oyunları Tarihine Yön Vermiş 15 Efsanevi Yapımcı

Video Oyunları Tarihine Yön Vermiş 15 Efsanevi Yapımcı
Video Oyunları Tarihine Yön Vermiş 15 Efsanevi Yapımcı
Bizce video oyunlarının şanlı tarihinde bundan sıyrılabilen bazıları var. Şu aşağıda biz bireysel kararları ve yaptıklarıyla video oyunları tarihine yön vermiş 15 efsanevi yapımcıyı listeledik. Lise sıralıdır, 15'ten 1'e, etkileri en büyük olan yapımcıları derledik.
Haber: Yiğitcan Erdoğan / Arşivi

Oyun yapmak, metod olarak diğer sanatların icrasından pek farklı bir yerde duran bir iş. En azından çoğunlukla öyle. Video oyunları dışında kendi ulaştırma yöntemiyle beraber gelen bir sanat dalı daha yok. Edebiyatçılar kelimelerini taşıyacak ciltleri kendi elleriyle yapmak zorunda değiller, sinemacılar görüntüyü beyaz perdeye taşıyacak makine ve cihazları inşa etme yükümlülüğüne sahip değiller; plak yapma işiyle uğraşan müzisyenler yok etrafta. Fakat oyun yapımcıları aynı zamanda işin metasına da eğilmek zorundalar.

Bilgisayarlar, konsollar ve telefonlardan bahsetmiyorum. Onları yapan mühendisler başka. Oyunların kendi içlerinde oynanabilir olmaları gerekiyor. Görece sağlam çalışan bir motorları, üzerine kurulduğu sistemlerle anlaşan bir lisanları olması gerekiyor. Bu yüzden de iş ciddi anlamda bir mühendislik de gerektiriyor. Zaman zaman video oyunlarının fazla mekanik terimlerle anlamlandırılabilinen bir şeye dönüşmesinin sebebi bu zaten. Mevzunun çoğunlukla bir kalabalık ekip çalışmasına evrilmesinin sebebi de bu. Bu sebeple çoğu zaman - sinema , edebiyat ve diğer sanat dallarında olduğu gibi- bir vizyoner yaratıcıdan söz etmek zor.

Ama bizce video oyunlarının şanlı tarihinde bundan sıyrılabilen bazıları var. Şu aşağıda biz bireysel kararları ve yaptıklarıyla video oyunları tarihine yön vermiş 15 efsanevi yapımcıyı listeledik. Lise sıralıdır, 15'ten 1'e, etkileri en büyük olan yapımcıları derledik. Dikkat çekeyim, tekrar altını çizeyim, derdimiz video oyunları tarihine YÖN VERMİŞ yapımcılarla. Çok iyi oyun yapmış veya başarılı bir kariyer sürdürmüş olmayı kriter almadık. Burada sadece akıntının yönünü değiştirmeyi başaran adamlar var.

Eğer bunda anlaştıysak, buyurun, başlayalım!

 


15. Rob Pardo

Kilit Oyunu: World of Warcraft

Neyi Değiştirdi: Rob Pardo zaten Blizzard bünyesinde StarCraft ve WarCraft III gibi iki çok başarılı ve çok etkili oyunun mutfağında önemli bir yer teşkil etmekteydi 2004 öncesinde. Fakat dedik ya, kriterimiz başarı değil. O yüzden bu listeyi 2004'ün baharında falan yapmış olsak, muhtemelen Rob Pardo'yu düşünmezdik bile. Fakat gelin görün ki 2014'ün Aralık ayındayız. Rob Pardo'nun baş tasarımcısı olduğu küçük bir oyunun 10. yıl dönümünde. O küçük oyun ki, bugün hâlâ ufak çaplı bir Avrupa ülkesinden daha geniş bir kitleye seslenmekte. Adı World of Warcraft, belki duymuşsunuzdur?

WoW'un başarısında pay sahibi ilan edilecek isimler şüphesiz sadece Rob Pardo'dan ibaret değil. Alex Afrasiabi, Chris Metzen, Jeffrey Kaplan ve Tom Chilton'ın da büyük payları var. Fakat aslında ateşi yakan kişi Pardo. Onun EverQuest oynarken yaptığı tespitler sadece WoW'u alanında bir numara yapmakla kalmadı. Pardo MMO'ların giriş rampasını yeryüzü seviyesine indirerek, video oyunları dünyasına tonlarca "hardcore gamer" kişinin katılmasına da önayak oldu.

Çünkü Pardo'nun WoW'u, öğrenmesi kolay bir oyundu. Wii Sports oynayabiliyorsanız, muhtemelen WoW'un ilk 10 level'ında da hayatta kalabilirdiniz. Sonrasında ise oyun dozunu sizinle birlikte yavaş yavaş arttırıyordu. Önce o bağımlılık yapan eşya mekaniği yediriliyordu, sonra hafif ucundan PvP ve en sonunda dungeon / raid sistemleri. WoW'un giriş kapısı "normal" insanlara açıktı, ama o insanları tünelin çıkışında "hardcore gamer" olarak mezun ediyordu ve bu yüzden, pop kültürde "gamer" kavramının normalleşmesinde payı büyük oldu.

 


14. Will Wright

Kilit Oyunu: The Sims

Neyi Değiştirdi: Yukarıya The Sims yazdık, ama Will Wright'ın görkemli kariyeri sadece bu iki kelimeyle özetlenecek kadar basit değil şüphesiz. Buraya başında "Sim" geçen tüm şaheserlerini yığsak, siteden köye yol olur. SimEarth, SimAnt, SimFarm, SimCopter, SimGolf ve tabii ki unutulmaz, yeri tartışılmaz SimCity. Bunlardan bir bölümü zaman içerisinde önemini yitirmiş başlıklar, ama her biri kendi vakitlerinde büyük etki yaratmış, pek çok gelecek oyun yapımcısına ilham vermişlerdi.

Ama evet, Will Wright oyun dünyasına en büyük etkisini The Sims ile yaptı. Hem de ne etki! Eğer sadece başarı ile bu listeyi şekillendiriyor olsaydık, Will Wright kesinlikle daha tepelerde olurdu. Çünkü onun zihninden çıkıp dünyaya inmiş olan The Sims dünyanın en çok satan serilerinden biri olageldi. Bugün ilk Sims'in çıkışının 15. yılına yaklaşıyoruz ve hâlâ bir Sims oyunu duyurulduğu andan çıktığı ana kadar manşetlerden inmiyor, hâlâ yeri göğü inletiyor.

Fakat kriterimiz başarı değil. O yüzden de Sims ile Will Wright, biraz düşük listemizde. Bunun sebebi, The Sims'in yarattığı trendin pek karşılık bulamamış olması. Evet, bir ara dünya Sims klonlarıyla doluydu, fakat bu bir alt janra dönüşmedi. Bu yüzden 14. sıradayız zaten. Ama The Sims uzun süre "sadece PC'de oynanabilen oyunlar" başlığının bayraktarlığını yaptı. Ortaya "yaşam simülasyonu" diye bir tabir fırlattı ve her şeyden önemlisi, "gamer" denilen kitlenin içerisine kadınların da girmesi sürecinde oynadığı rol pek bir büyüktü. Bu yüzden de listenin dışında kalması mümkün değildi.

 


13. Sid Meier

Kilit Oyunu: Civilization

Neyi Değiştirdi: Çok, çok fazla şeyi. Aslında bunların hepsini anlatmaya nereden başlayacağımı bulmak bile büyük bir iş. Belki de önce üstadın yaptığı sayısız oyunu sıralamak lazım. Kariyerinin başında yaptığı ve döneminde çok büyük ilgi, alaka ve saygı gören uçuş simülasyonları; birkaç sene sonra giriştiği denizaltı simülasyonu Silent Service; özgün oyun yapısıyla dönemine damga vuran Pirates, Railroad Tycoon ve tabii ki, Civilization.

Ama aslında, Sid Meier'ın yaptığı en büyük değişiklik işin çok daha geri bir tarafında. Meier, modern oyun endüstrisi olarak sayabileceğimiz şeyle neredeyse yaşıt bir kariyere sahip. İlk oyununu 1982'de, yapımcılara henüz daha pay bile verilmediği; oyunlara yazılım muamelesi yapıldığı bir zaman diliminde yapmış. Bugün ise, 2014'ün sonunda hemen hemen her oyunun baş tasarımcısı, baş yazarı ve baş programcısı az çok biliniyor. Oyun basını sık sık yeni işleri duyururken, bünyesindeki yapımcıların önceki işlerine vurgu yaparak yazı yazıyor.

Bunda Meier'in payı çok büyük. Uçuş simülasyonlarıyla kendine nam yapan Meier, oyun yapımcılarının hak iddiası konusunda ciddi bir devrim yaptı. O ismi kutunun üzerinde yazan bir yıldızdı ve oyun yapımclarına da bu şekilde davranılmasının yolunu açtı. Üstüne üstlük, bir "yaratıcı" olarak kendi gibilerin işin "ticari" tarafını da başarıyla yönetebileceğini hem MicroProse hem de Firaxis ile kanıtladı. Ve onun kanatları altında yetişen Brian Reynolds, Soren Johnson gibi isimler sonrasında çıkıp, kendi küçük devrimlerini de yapageldiler...

 


12. Hironobu Sakaguchi

Kilit Oyunu: Final Fantasy VII

Neyi Değiştirdi: Sakaguchi Final Fantasy serisini yaratan adam. Yani J-RYO dendi mi California'dan Tokyo'ya herkesin aklına gelen tartışmasız ilk seri bu adamın bebeği. O besledi, o büyüttü. Yani zaten bu listede olmayı kendi başına hak ediyor. Çünkü Final Fantasy serisi, o sıralarda batmakta olan Squaresoft isimli küçük bir firmayı kurtardı. O firma sonra J-RYO'ların diğer başlıca üreticisi Enix ile birleşti ve oyun tarihinin en köklü türlerinden birine tek başına mühür koydu, tekel oldu.

Yani evet, J-RYO'ların külli başarısından ve uzun ömründen Hironobu Sakaguchi'yi mesul tutmak mümkün. Fakat oyun tarihini yakından incelemiş, kırılma noktalarını araştırmak için büyük vakit harcamış biri olarak bence onun akıntının istikametini en net değiştirdiği yer, ilk defa Final Fantasy fikrini ortaya atışından tam 10 sene sonra, 1997'de vuku buldu. Final Fantasy VII. J-RYO'lar için küçük, hikaye anlatımı ve bu konuda üstlenilen cesaret konusunda orta; ama oyun tarihi bakımından dev bir adım.

Final Fantasy VII iyi bir J-RYO'ydu. Mekaniklerinden söz ediyorum. Olumlu bir adımdı, ama küçük bir adımdı vesselam. Hikaye anlatımı ise bambaşkaydı. Oyunun ana karakterlerinden birini öldürmek, bunun üzerine bir hikaye şekillendirmek büyük bir cesaret timsaliydi o dönemde. Pek çoğumuzu ağlatan ilk oyundu FF VII. Ama oyun tarihindeki yeri çok, çok daha kritikti. Final Fantasy VII, önceki on beş seneye hükmetmiş olan Nintendo'nun tacı Sony'ye devredişinin sembolüydü. Nintendo topraklarında büyüyüp serpilmiş bir seri, tabiri caizse gemiyi terk etmiş, Sony'nin kucağına gitmişti; çünkü Sony'nin sistemi CD kullanıyordu; FMV yapma, güzel müzikler ekleme imkanı vardı. Zaman değişmişti ve FF VII, bunun her yönüyle mükemmel bir sembolüydü.

 


11. Markus Persson

Kilit Oyunu: Minecraft

Neyi Değiştirdi: Listemizdeki en yeni oyun Minecraft. Aslında biraz da o yüzden bu kadar aşağıda. İlerleyen senelerde kendisine ne olacağını gözlemlememiz gerek. Evet, Minecraft ciddi bir trend yarattı. Peşinden gelenleri de görmek zor değil. Takipçileri, klonları, o fikri alıp başka yöne kaçanları... Ama bunun uzun bir ömrü olacak mı? Minecraft bir kilometre taşı olacak mı oyun dünyasında? Onu henüz göremiyoruz, o yüzden de 11. sıraya yerleştiriyoruz Markus Persson'u.

Ama bir şeyden çok emindik ve hâlâ da eminiz. Minecraft'ı liste dışına bırakmamız mümkün değildi. Çünkü yarın bütün "yıkıp, inşa etmeli yordamsal keşif oyunları" sonlansa, Terraria tedavülden kalksa, No Man's Sky çıkmama kararı alsa, blok grafikli tüm oyunlar gerçekçi grafiklere dönse bile bir şey baki: Minecraft bir çığırdı. İnsanların daha önce görmedikleri bir şeyi yaratmak, eğer ki takvimde yıl hanesinde 2000'li bir şeyler yazıyorsa kolay değildir.

Ama Markus Persson bunu başardı. Minecraft hiçbirimizin daha önce görmediği bir şeydi. Daha önce hiçbir oyun, Creeper'lara, zombilere ve Ender Man'lere karşı mücadele ede ede, ter döke döke saatler süresince inşa edilmiş kulesinin tepesinden gece saati düşen yağmuru izlemenin keyfini vermemişti bizlere. Böyle bir şeyi vermesi mümkün bile değildi çünkü kimse Minecraft kadar "yaratıcı" pozisyonuna sokmamıştı bizi. Biz bu listeyi on sene sonra bir daha yaparsak, Persson'u daha yukarıya koyabiliriz diye düşünüyoruz. Ama şimdilik onun yeri 11.

 

10. Tim Schafer

Kilit Oyun: Maniac Mansion

Neyi Değiştirdi: Size tek bir kelimem var. Sadece tek bir kelime: SCUMM.

Tim Schafer'ın oyun dünyasına hikaye anlatımı bakımından kattıkları inanılmaz. Gerçekten. Schafer belki de oyun dünyasının ilk gerçek ozanlarından biriydi. Herkes ciddiyet sıçma planları içerisinde birbirini yerken Schafer gerçekten de olgun komedilerle donattı soframızı. Onun oyunları hep zeka dolu mizah anlayışlarına sahip oldu. Hikaye anlatımı konusunda hep çığır açtı ve -itiraf etmek gerekirse listemizdeki pek çok kişinin aksine- Schafer güncele ayak uydurmayı, inovasyon yapmayı da bildi.

Fakat SCUMM bambaşka bir şeydi. Tim Schafer'ın Maniac Mansion ile başlattığı görsel, anlatımsal ve oynanışsal lisan bir dönemi tek başına domine etti. SCUMM ile yapılan onlarca klasik PC oyunculuğu için 80'ler sonu, 90'lar başını tanımlayan işlerdi. Maniac Mansion'ın kendisi, Secret of Monkey Island, Loom, Indiana Jones oyunları, Full Throttle, Sam & Max... O yüzden, Schafer dendi mi önce SCUMM'a, sonra da onun muhteşem zekası ve yaratıcılığına bir şapka çıkartmak farzdır.

 


9. Richard Garriott

Kilit Oyun: Ultima Online

Neyi Değiştirdi: Yeni bir tür yaratmak herkese nasip olmaz. Hele ki oyun dünyasında. Bir alt-tür yaratabilirsiniz, belki bir oyun janrında öylesine başarılı olursunuz ki peşinizden gelenlere sizin oyununuzun adı verilir. Ama sıfırdan bir tür yaratmak? "Aksiyon", "Spor", "Yarış" gibi kafadan gelen janrlara sahip video oyunları dünyasında hiç de kolay bir iş değildir bu. Ama Garriott bunu yaptı. Hem de hiç hayal edilmeyecek bir şekilde.

Ultima Online'dan önce de "bir araya gelelim, herkes aynı oyunu oynasın" gibi bir fikir vardı elbette. Ama Garriott'ın Ultima Online'ını bambaşka bir şeydi. Burada insanlar sadece beraber bir oyun oynamıyorlardı; burada beraber bir dünya yaratıyorlardı. Olay sadece aynı düşmanı kesmekten ibaret değildi. Ultima Online'ın Britannia'sında bundan başka kurallar da vardı.

Garriott'ın şüphesiz en büyük izi, sonraları oyunculara dert olacak "PK"'lerdi. Bunlar bildiğiniz eşkiyadan fazlası değillerdi. Garriott ve ekibi Ultima Online'ın beta sürecinde oyuncuların beraber düşmanlara saldırmaktansa, diğer oyunculara saldırmayı tercih ettiğini fark etmişlerdi. Garriott orada oyun tarihini değiştirecek kararını verdi işte: Bırakınız saldırsınlar. Böylelikle Ultima Online'daki diğer oyuncular, gerçekten bir insana dönüştü. Onlar bir Monopoly tahtasında dönen pullardan farklılardı. İnsan gibi hareket edebiliyor ve insan gibi günah işleyebiliyorlardı. Siz de insan gibi kaçmak, saklanmak ve dikkatli olmak zorundaydınız. MMO türü böyle doğdu. İnsanlarla oynadığınız ve kendinizi yansıtma imkanı tanıyan bir janr...

 


8. Shinji Mikami

Kilit Oyunu: Resident Evil

Neyi Değiştirdi: Alone in the Dark, çoğunlukla oyun dünyasının ilk gerçek korku oyunu olarak kabul edilir. Bu benim de boyun eğdiğim bir tanım. Shinji Mikami'nin kendisi de Resident Evil serisinin aslen bir FPS olarak hayatına başladığını, fakat Alone in the Dark'ı gördükten sonra renk değitşirdiğini söylemiştir vaktinde. Fakat bu Mikami'nin başarısına halel getiren bir şey değil. Hatta hiçbir şey değilse, bu onu daha da yüceltiyor.

Sorun şu: Oyunlar çoğunlukla birer kaçış olarak görülüyor. Oyuncuyu bulunduğu koşullardan "daha iyi bir yere" götürmek, fantezi gerçekleştirmeye ciddi bir emek harcamak mecburi neredeyse. Mikami bunu kırdı. Eğer bugün The Banner Saga, This War of Mine gibi kaybetmenin de gerçek bir opsiyon olduğu, çaresiz kalmanın mümkün olduğu oyunlara sahipsek, bunun babası Mikami.

Çünkü kamerayı alıp, oyuncuya karşı bir engel olarak kullanan Mikami'ydi. Oyuncuyu kurşundan çok zombinin olduğu bir malikaneye kapatmak Mikami'nin fikriydi. Video oyunlarında bazen çaresizliğin de etkili bir duyu aracı olduğunu kanıtlayan Mikami oldu. Onun yarattığı "survival horror" janrının ismi bile buna delaletti. Siz bir şeyleri yenmeye çalışmıyordunuz. Derdiniz hayatta kalmaktı. Sadece bunun için bile Mikami tüm övgüleri hak ediyor.

 


7. Jonathan Blow

Kilit Oyunu: Braid

Neyi Değiştirdi: Braid'in kendisini konuşmayacağız burada. Gerçekten. Oyun şüphesiz ki efsaneler arasındaki yerini aldı oynanışıyla. Zamanda yolculuk konseptini kullanan muhtemelen en iyi oyundu kendisi. Harika puzzle mekanikleri, gerçekten çok güzel grafikleri ve dokunaklı bir hikayesi vardı. Braid'i tartışmaya gerek yok. Sadece kendi başına bile çağımızın en iyi oyunlarından biri.

Ama burada olmasının sebebi bu değil.

Jonathan Blow onca efsaneyi geçip, kendini yedi numaraya konuşlandırdı çünkü o tam anlamıyla bir devrim yarattı. Blow ve Braid olmasaydı indie devrimi yine yaşanır mıydı tespit etmek mümkün değil. Ama Blow vardı, Blow tek başına Braid'i yaptı ve onun bayraktarlığını yaptığı yolda çok fazla şey değişti. Büyük şirketlerin domine ettiği bir pazarda auteur'lara hâlâ yer olduğu ispat edildi. Dokunaklı ve anlamlı küçük oyunların pazarda bir payı oluştu birden. Ve insanlar bir sonraki Braid için ummadık taşların altına bakmaya, yaratıcılar da bir sonraki Blow olmak için canlarını ve terlerini ortaya koymaya başladılar. Devamı Limbo, Fez, Super Meat Boy gibi oyunlarla geldi. Sony, Microsoft, EA, Ubisoft, Activision gibileri repertuarlarında "küçük ama vurucu" oyunlara yer açmaya başladılar. Ve oyunlar tekrar, auteur'leriyle anılan şeyler oldular...

 


6. Hideo Kojima

Kilit Oyunu: Metal Gear Solid

Neyi Değiştirdi: Oyun dünyasında Kojima kadar kutuplaştırıcı bir figür daha var mıdır? Bir kişi daha söyleyebilir misiniz bana ki Kojima kadar hayrana sahip olsun ama bir o kadar da insan kendisini fazla abartılıyor bulsun? Yok. Peki bana Kojima kadar yaptığı işe hâkim bir oyun yapımcısı daha gösterebilir misiniz?

Metal Gear Solid, oyunların hikaye anlatımı tekniğinde bir devrimdi. Bugün kullanılan iki ana hikaye anlatım tekniğinden birini, diğeriyle birlikte 1998'de çıkarttı sundu önümüze. Kojima aynı zamanda bu listedeki pek çok isim gibi kendi oyun türünü kendi yaratanlardandı aynı zamanda. Stealth Action, onun bebeğiydi. Solid Snake, Big Boss, Raiden ve diğerlerinin hikayeleriyle oyun tarihinin ilk büyük mitolojilerinden birin de imza attı.

Kojima kadar kendi mitosuna hâkim bir yaratıcı daha yok. Metal Gear Solid onun ve o Metal Gear Solid'in bizzat kendisi. Sadece hikaye anlatımında çığır açması ya da kendi türünü yaratmasıyla değil, bununla da övgüleri hak ediyor kendisi. Zira 600 kişilik ekiplerin senede bir jenerik oyun çıkarttıkları şu iklimde, kendi yaratısına sahip olabilmek bile bir alkış sebebi.

 

5. Alexey Pajitnov

Kilit Oyunu: Tetris

Neyi Değiştirdi: Sovyet Rusya'da, dünyanın muhtemelen en çok oynanmış oyununu yaparsanız dahi telif hakları devlet-birey-şirket-yabancı şirket dörtlüsü arasında kaybolur gider yoldaş! Alexey Pajitnov'un başına gelen de bu oldu. Belki de hayırlısı olmuştur, zira Tetris Pajitnov'a ait bir oyun olsaydı hesap makinesinden televizyona, PS4'ten telefona kadar her yerde kopyaları karşımıza çıkmaz, dünyayı bu denli ele geçirmeyi başarmazdı.

Hayatımda hiç Tetris oynamadım diyeniniz var mı aranızda? Mümkün mü böyle bir şey? Peki daha da genişleteyim, hayatımda hiç Tetris oynamadım diyen bir anneniz, babanız var mı? Tetris nedir bilmem diyen anneanneler bile kaldı mı dünyada? Pajitnov'un basit ama ileri derecede bağımlılık yapan oyunu gerçekten de herkesin elinden geçti en az bir defa.

Oyun dünyasında değiştirdiği şey sadece bu değildi. Yani evet, gerçekten de kitleleri aşan bir şey oldu Pajitnov'un Tetris'i. Ama asıl yaptığı devrim, Nintendo'nun o oyunu Game Boy'uyla birlikte paketlemesinden sonra oldu. Bugün tuvalette Fruit Ninja oynuyorsanız, müsebbibi bu harekettir işte. Tetris + Game Boy kombosuyla bir anda mobil oyun oynamak yerleşti lügatımıza. Onu tabii ki Pokémon takip etti, sonra GBC, GBA ve Nintendo DS. Oradan da buralardayız işte, iPhone'lar ve Galaxy'ler diyarında meyve kesiyoruz, kuş fırlatıyoruz. Bugün durduğumuz yerde de Pajitnov'un payı çok büyük.

 


4. John Carmack

Kilit Oyunu: Doom

Neyi Değiştirdi: Bu listedeki hiç kimse, hiç kimse John Carmack kadar böbürlenerek "ben bir tür yarattım" diyemez. Nokta. Diyemez yani. Garriott'ın MMO'ları da, Kojima'nın stealth action'ları da artık bugün neredeyse bir "yan tür" hükmündeler. Fakat John Carmack'in yarattığı şey, günümüzün en popüler oyun janrı. Üstelik neresinden baksanız, bir yirmi senedir de öyle.

FPS. Bu kadar basit. John Carmack olayın teknik kısmını çözmese, programlamasını yapıp görüş açısını birinci kişi kamerasına almasa bugün böyle bir tür olmazdı. İşin sadece teknik kısmından anlayanların bilebileceği onlarca yenilik, bir oyuna sıkıştırılmış ve karşımıza çıkartılmıştı. Her ne kadar kendisi "video oyunlarında hikaye, porno filmlerde hikaye gibidir; orada olabilir ama ana odak noktası değildir" gibi talihsiz bir açıklama yapmış olsa da oyun dünyasında durduğu yeri inkar edebilir misiniz? Hikayeye önem vermiyor diye Carmack'i silebilir misiniz?

John Carmack bir mühendis. Bunu kimse yadsımıyor. Ama mühendisler de devrim yaparlar bazen. Carmack'in yaptığı yenilikler, oyunların tecrübe edilmesinde yeni bir boyut açtı birden karşımıza. Wolfenstein 3D, Doom ve Quake ile birlikte bir anda bir "First Person" peydah oldu. O gün bugündür de o birinci kişi perspektifinden milyonlarca dünya gördük, denedik, tecrübe ettik. Hepsi de Carmack sayesindeydi.

 


3. Dan & Sam Houser

Kilit Oyunları: Grand Theft Auto III

Neyi Değiştirdiler: Açtılar dünyayı. Hem de sonuna kadar. Grand Theft Auto serisi onların yaratısı değildi. Evet, orijinal adı Race 'n' Chase olan oyunu BMG Interactive'e alıp, dağıtımını sağlayan kişiler onlardı. Evet, Rockstar Games'i onlar kurdular. Ama GTA 1 ve 2 ile alakaları pek bir minimaldi. Onların asıl damga vuracakları yer, seneler sonra gelecekti.

Tam anlamıyla bir film hastası olan iki kardeş, DMA Design'ın adının Rockstar North olarak değiştiği andan itibaren oyun dünyasını derinden sarstılar. Artık A ve B noktaları arasında geçen oyunlar mübah değildi. Olamazlardı. GTA III, Liberty City ile birlikte belki de ilk "ya hiç görev yapmasam bile sıkılmam burada" denilen oyunu sundu önümüze. Üzerine Vice City'yi çaktılar, San Andreas ile ise çıtayı iyiden iyiye yükselttiler.

Artık bir oyunun "açık dünya değilim ben aslında" dediği an ayıplandığı bir dünyada yaşıyoruz. Bunun sebebi GTA III. 2001 senesinde çıkıp, 2000'lerin kalan 9 senesinde oyun oynama şeklini değiştirdi GTA III. Oyuncuya daha fazla seçim, daha geniş bir dünya ve bir kum havuzu vermek, GTA III'ün mükemmelleştirdiği ve pek çok halefi için mümkün kıldığı bir fikirdi. Bu yüzden isimlerini pek fazla yerde göremeseniz bile, Dan ve Sam Houser'a dev bir saygıyla eğilmeniz gerekir. Kaba tabirle, oyun dünyasının 21. yüzyılını onlar belirlediler.

 


2. Gabe Newell

Kilit Oyunu: Half-Life

Neyi Değiştirdi: Nereden başlasak? Önce herhalde şunu demek gerek, tartışmasız, sorgusuz ve sualsiz bir biçimde Half-Life oyunların "Citizen Kane" anıdır. Yani çelik çomaktan farksız bir "hobi" olmaktan sıyrılıp, ciddi bir sanat dalına dönüşmeye başladığı andır Half-Life. Anlatmaya değer bir hikayesi olan ilk oyun değildi şüphesiz. Ama bunu anlatış biçimi, oyunlar için devrimseldi ve bir öncül teşkil etti.

Çünkü Half-Life, oyunun oynanırken tecrübe edilen bir hikayeye sahip olması gerekliliğiyle yola çıkmıştı. Daha önceki gibi oyunu bölüp diyaloglar, ara sinematikler veya metinler aracılığıyla hikaye anlatma fikrini çöpe atmıştı. Half-Life'da kontrol hiçbir zaman sizden alınmıyordu. Hiçbir zaman oyunu oynamaya ara verip, hikayeyi izlemeye başladığınzı sekanslar olmuyordu. Oyun oynanıyordu, ve hikaye siz oynarken sizin başınıza geliyordu. Bugün Journey, Braid, Spec Ops: The Line, Call of Duty 4 gibi hikaye  anlatımında mihenk taşı kabul ettiğimiz oyunların hepsi Half-Life'ın örneğini takip ettiler.

Ama Gabe Newell bununla yetinmedi. Kendisini sonra tuttu, Valve ile birlikte Steam diye bir dükkan açtı. O dükkan ki, indie oyunculuğunda devrim yaptı. O dükkan ki, mod dağıtımı ve üretimi konusunda bir çığır oldu. Ve o dükkan ki, on sene önce ölüyor denilen PC oyunculuğunu diriltmekle kalmadı, tekrar tahta oturttu. Bugün neredeyse PC demek, Steam demek aynı zamanda. Bunlardan sen sorumlusun Gaben. İyi ki de sorumlusun ama ulan!

 


1. Shigeru Miyamoto

Kilit Oyunu: Super Mario Bros.

Neyi Değiştirdi: Öncelikle, Nintendo'yu. Nintendo dünyayı defalarca değiştirdi, ama bugün böyle bir şeyden söz edebiliyorsak bu Miyamoto sayesindedir. Nintendo'yu bir marka hâline getiren, Amerika'da ünlü bir isim yapan oyun onun eseriydi. Donkey Kong. Satmayan, elde kalan Radar Scope makinelerinin üzerine yazdı o oyunu. Ana karakterinin ismini Jumpman koydu, sonra Mario olarak değiştirdi. O oyun, Nintendo'ya ilk uluslararası başarılarından birini getirdi.

Burada durmadı Miyamoto. Nintendo'yu kurtarması yetmedi ona. O komple bütün oyun endüstrisini kurtardı. E.T.'nin başını çektiği 1983 video oyunları krizi, endüstriyi batırmıştı. Kimse oyun yapmak, konsol üretmek istemiyordu artık. Bu bir trenddi ve kimilerine göre son bulmuştu. Nintendo, o sırada küçük bir konsol yapıyordu Japonya'da. Amerika'da o konsolu kendisini oyun jargonlarından uzaklaştırarak "Eğlence Sistemi" olarak piyasaya sürdü. O küçük konsol, çıkış oyununun omuzlarında bir anda devasa bir başarı elde etti. Oyun sektörü, kıyıda köşede kalmış ve unutulmuş bir trend olmaktan kurtulmuş, tekrar canlanmıştı.

O çıkışı oyununun adı Super Mario Bros'tu. Yapan da Shigeru Miyamoto. Tarihin en popüler oyun karakteri onun ellerinden çıktı. Stan Lee çizgi roman endüstrisi için neyse, Shigeru Miyamoto da oyun endüstrisi için o oldu. Mario ile yetinmedi, The Legend of Zelda ile ilk defa tek oturuşta bitirilemeyen bir oyun yaptı, açık dünya sundu önümüze. F-Zero ile Mode 7 çipini kullandı, yarı-3D bir yarış oyunu yaptı. Star Fox ile poligonları soktu işin içine. Super Mario 64 ile 3D dünyalarda hareket etmenin raconunu, Ocarina of Time ile 3D aksiyon oyunlarının mekaniklerini hüküm gibi indirdi. Analog tuşu da onun fikirlerinden biriydi. DS'in dokunmatik ekranı ve Wii'nin hareket algılayıcı sistemi de öyle.

Shigeru Miyamoto, 1985'te dahiyane Mario'suyla oyun endüstrisini kurtarıp bıraksaydı da bir numarada kalırdı. Ama hayır. Miyamoto son 30 sene içerisinde defalarca oyun sektörünün yönünü değiştirdi. Defalarca. O yüzden bu listeyi yaptığımızda, bir numaradaki yeri çoktan hazırdı. Tebrikler Miyamoto... Uzun süre de bırakma bizi, olur mu?