Yenilmezler: Ultron Çağı, gittik, gördük, inceledik!

Yenilmezler: Ultron Çağı, gittik, gördük, inceledik!
Yenilmezler: Ultron Çağı, gittik, gördük, inceledik!
Marvel'ın son devi sinemalara teşrif etmeden izledik, yorumlarımızı aktardık. Olmuş mu?
Haber: Yiğitcan Erdoğan / Arşivi

Marvel filmleri, benim için ayrı bir yerde. Filmlerin eleştirilecek yönleri olduğunun farkındayım, bunları da sık sık eleştiren bir arkadaş çevresine sahibim. Ama daima pervasızca savundum bu filmleri. Çünkü her biri, farklı bir telden çalıp, farklı bir damak zevkine hitap ediyor; bu sırada da eğlence faktöründen hiç ödün vermiyordu. Bazı filmler tek cümlelik esprilere çok bel bağlıyordu; bazı filmler klişeleri çok kullanıyordu. Ama hepsi, bir noktada, kendi alanında çok farklı düşünen ve kreatif adamlara teslim edilmiş, iyi oluşturulmuş, adımları doğru kurgulanmış filmlerdi. Bugüne kadar hiçbir Marvel filminden boğazımda kekremsi bir tatla çıktığımı hatırlamıyorum.

Buradaki anahtar tümce de bu. "Bugüne kadar".

Avengers: Age of Ultron, şüphesiz 2015'in en merakla beklediğim filmiydi; kıyas kabul etmeyecek kadar. Ultron'un koparttığı iplerinden bahsettiği fragmanı, beklentimi yerden alıp fezaya fırlatmış; evde beni "no strings on me" diye gezdirtmişti. Gelen röportajlar, düşen detaylar, dolanan fısıltılar derken heyecandan patlayacak şekilde gittim filme. Film o fragmanda gördüğümüz tüm Avenger'ların koreografisi muhteşem hazırlanmış fırladığı karlı dövüş sahneleriyle açıldı. Giriş yok, girizgah yok, hazırlık yok. Direkt aksiyonun göbeğinde başladık filme.

Joker'i (sesle ya da bizzat) canlandırmış en iyi 10 aktör!

Ve ben o sahnelerden sonra takiben gelen tüm film boyunca aklımdan bir röportajı çıkartamadım. Filmin yönetmeni Joss Whedon, Buzzfeed'e verdiği bir röportajda filmin ilk kurgusunun yaklaşık 3 saat sürdüğünü açıklamıştı. Niyetinin karakterlere daha derin bir bakış atmak olduğunu; bu yüzden o kurgunun uzadığını dile getirmişti Amerikalı yönetmen. Elbette bir gişe filminin üç saat olması kabul edilemezdi, o yüzden de Age of Ultron o ilk kurgu süresinden yaklaşık 40 dakika kaybetti.

Filmin bu 40 dakikayı aradığı öylesine belli ki... Spoiler vermeden, şöyle izah edeyim. Filmin konusu gereği, karakterlerimizin hemen hemen hepsinin şahsi hayatları, korkuları ve geçmişlerine biraz daha derinlemesine bir bakış elde ediyoruz. Bu fikir aşamasında hikayeye çok, ama çok iyi yedirilmiş. Fakat filmin elinde mazilerine bakıp, derin korkularını analiz etmesi gereken beş karakter var. Ve üstelik derinleştirmesi gereken tek ekip de bu değil.

Daha önceden tanıdığımız bir karakterin şahsi hayatına, bu metodla değil, başka bir şekilde göz atma imkanı buluyoruz. Böylelike sayı altıya çıkıyor. İşin içerisine yeni dahil olan da ikizlerimiz var; üstelik onlar eski Marvel filmlerinde anlatılan bir orijine sahip değiller. Etti sekiz. İki de robotumuz var işin içinde, onlar da bu film için yaratılıyor ve karakter gelişimlerini tamamen bu filmde yaşamak mecburiyetinde bırakılıyorlar. Toplam sayı, onlarla beraber on.

Bu on karaktere birden daha derin bir bakış atmaya çalışıyor film. Ama süresi hem buna, hem epik dövüşlere, hem tatmin edici bir finale, hem de Marvel'ın gelecek filmlerine temel oluşturmaya yetecek kadar uzun değil. Bunu yapabilecek kadar uzun bir film olabilir miydi, inanın bilmiyorum. Kendimi filmi izlerken "keşke Infinity War yerine bunu ikiye bölselerdi" diye düşünürken buldum. Çünkü evet, ortada gerçekten de çok ilginç karakterler var. Ve Whedon, inanın bana elinden gelenin en iyisini yapıyor o karakterlere ışık tutmak, motivasyonlarını hakkıyla izah etmek ve her birine tatmin edici bir nihayet sunmak için. Ama yapamıyor.

Film devamlı bir şeylerin üzerinden geçiyor. Scarlet Witch ve Quicksilver'ın karakter gelişimleri kelimenin tam anlamıyla "Doğu Avrupa" öbeğiyle başlıyor ve "yetim" kelimesiyle bitiyor. Ultron James Spader'ın muazzam performansıyla delicesine etkileyici bir karakter olma potansiyeli taşıyor, ama o potansiyel enerji hiçbir zaman kinetiğe dönüşemiyor; çünkü karakterle onun yaptıklarını niye yaptığına ikna olacak kadar uzun süre münasebet kuramıyorsunuz. Neredeyse kelimesi kelimesine aynısı Vision için de geçerli. Orada da Paul Bettany neredeyse büyüleyici bir iş çıkartıyor çok kısa bir süre içerisinde. Ama sorun da bu işte, ortada çok kısa bir süre var.

En sonunda resmi fotoğrafıyla karşımızda: Yeni Nightcrawler!

Bakın bir şeyi net izah etmem gerekiyor; bunun altında bir yerlerde çok iyi bir film var. Görebiliyorsunuz. Hikayenin genel gidişatının kağıt üzerinde ne kadar sağlam durduğunu hayal etmek için senaryo okumuş olmak gerekmiyor. Neyin niye olduğunu anlatmaya çalıştığı sahnelerde film biraz daha vakit lüksüne sahip olsa, anlatacağı şeyler aslında çok kıymetli, fark edebiliyorsunuz. Her şeyi geçtik, Hulk vs. Hulkbuster dövüşü bile salonun kestiği bilet fiyatına tek başına değer zaten.

Ve kesinlikle. Marvel'ın bittiği nokta falan değil bu. Sizi MCU'yu deli gibi takip etmekten alıkoymayacak, koymamalı da. Ben de oturup yine de çarkları iyi kötü çalışan bir eseri sanki Sharknado 2'ymiş gibi kötüleyecek de değilim. Ama ne yalan söyleyeyim, dipte bir yerlerde de derin bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Çünkü ilk Avengers'tan nelerin mümkün olduğunu biliyorum az çok. Whedon'ın neyi başarabileceğini biliyorum.

İlk Avengers her karakterine eşit derecede spot ışığı tutan, herkesin en az bir komik lafı ve bir epik anının olduğu; ama bunları yaparken de bir yandan tutarlı ve nabzı, temposu pürüzsüz ayarlanmış bir başyapıttı. Age of Ultron ise herkesi parlatmaya çalışıp, hiç kimseyi yeterince yükseltemeyen; kendi kocamanlığının altında ister istemez ezilen bir film. Ve sahip olduğu potansiyelin çok altında olduğunu bilmek, biraz can yakıyor.

Marvel yeni Spider-Man filminin adını koymuş diyorlar, olmuş mu?

Çünkü parçalar orada, biliyorsunuz. Çok etkileyici olabilecek romantik hikayeler, şaşırtıcı karakter gelişimleri, koreografisi şahane yapılmış aksiyon sahneleri, konuşması bile tüyleri diken diken edecek bir kötü adamı ve bizi salondan mest dönmüş bir şekilde uğurlayabilecek bir final sahnesi var. Ama bunların hiçbirine hak ettiği vakti ayıramıyor ve sırf bu yüzden, sağlam bir seyirlik olamıyor, sizi tatmin edemiyor. Ne diyelim, üzdün bizi biraz be Marvel... Hâlâ sendeyiz, hâlâ hastanız, ama birazcık moralimiz bozuldu!