Zırnık para vermeden şu an oynayabileceğiniz 11 efsane ücretsiz oyun

Zırnık para vermeden şu an oynayabileceğiniz 11 efsane ücretsiz oyun
Zırnık para vermeden şu an oynayabileceğiniz 11 efsane ücretsiz oyun
Biraz çözünürlük düşmesinden rahatsız olmuyorsanız, muhtemelen henüz oynamadığınız şu 11 şahesere bir fırsat vermeye var mısınız?
Haber: Yiğitcan Erdoğan / Arşivi

"Abandonware", bir yazılım terimidir, kökeni de baya eskilere dayanır aslında. Bir yazılımla ilgili tüm haklar ve lisanslar bırakıldıktan sonra, yazılımın aldığı hâle verilir. O yazılım artık ücretsizdir ve dileyen dilediği gibi paylaşım yapabilir kendisiyle ilgili. Bu bazen kasti olur, bazen ise hukuki boşluklar geliştiricilerin elini zorlar. Biz bugün bu ayrımı hiç yapmayacağız. Derdimiz sadece ücretsiz efsane oyunları, bilgisayarınız iyiymiş, değilmiş, hiç umursamadan oynayabileceğiniz müthiş klasikleri şöyle bir listelemek. Bu oyunları biraz zorlasanız hesap makinenizde bile oynarsınız, emin olun!

Ama önceden söyleyelim, kriterlerimizi belirlerken, ekseriyetle oyunun en azından DosBox'ta çalışıyor olmasını aradık. Aşağıdaki oyunlar bizim Windows 8.1 cihazımızda pırıl pırıl çalıştılar. Bir de şuna baktık: Bu oyunun şu an oynanmasının bir anlamı var mı? Kötü yaşlanmış oyunları sildik attık, mevcut oyun dünyasında yaptıklarını daha iyi yapan örnekler varsa o oyunu da almadık. Elimize şöyle 11 maddelik bir liste çıktı. Buyurun!  

 

 

Beneath A Steel Sky  

Broken Sword'un yapımcıları Revolution Software'in 1994 tarihli bu cyberpunk macera klasiği, hiç yaşlanmadı! İnanın öyle. Oyunun piksel grafikleri bugün dahi hiç de fena gözükmüyorlar. Müzikleri kulağınız biraz retro müziklere alışıksa, hiç tırmalamıyor. Geri kalan her şey zamansız zaten. Eğer Cesur Yeni Dünya'yı sevdiyseniz, Beneath A Steel Sky'ın steril ve mekanik distopyasına bayılacaksınız, hiç şüphe yok. Şuradan kaptırın!  

 

Doom  

Doom, elbette Doom! Modern FPS'ler söz konusu olduğunda kendisinin etkilerini çok hissetmek mümkün değil, o yüzden iç rahatlığıyla "FPS türünün babası" diyemiyoruz. O paye daha ziyade Half-Life'a ait. Ama nihayetinde, Doom'dan önce FPS böylesine popüler olmayı tahayyül edebilecek bir tür değildi. O yüzden, FPS'lerin babası Half-Life'dır, ama dedesinin kim olduğu hiç tartışma götürmez. Edinin, oynayın!  

 

Jazz Jackrabbit 2  

Epic Games şu sıralar biraz sessiz, uzun süre kafamıza kahverengi dünyalarda geçen elektrikli testerelerle vurduktan sonra, işi biraz motor geliştirmeye vurmuşlar gibi gözüküyor. Ama ne yalan söyleyeyim, isterlerse Unreal Engine 125'i çıkartsınlar, benim gönlümde hâlâ Jazz Jackrabbit 2'yi yapan firma olarak kalacaklar. Kültürel göndermeleriyle, yağ gibi akan oynayışıyla, yan yana iki arkadaş oynarsanız deli keyif verecek multiplayer'ıyla, JJR2 bir başka! Buyurun, kendiniz görün.  

 

Life and Death  

Eski oyunlara bakınca, insan bir ürpermeden edemiyor. Çok garip bir deneysellik gitmiş oyun dünyasından. Video oyunu yapmak için gereken şeyin bir bilgisayar, bir de çok hevesli bir insan olduğu günlerde akla gelebilecek her fikir denenmiş: Ciddi bir cerrahi simülasyonu da dahil. Şimdiden uyaralım, burada bir Trauma Center ya da Surgeon Simulator beklemeyin. Life and Death, baya ciddi bir oyun. Çok hastanız masada kalacak, çok kılavuzlarda kafayı kıracaksınız. İnanmıyorsanız, şuradan deneyebilirsiniz.  

 

Micro Machines 2  

Ne hikmetse küçülüp devleşmiş gündelik eşyaların arasında dolaşmak bana çok cazip bir fikir gibi geliyor; sanırım Ant-Man'i de bu sebeple seveceğim. Keşke daha çok şey yapılsa bununla ilgili, en başta da daha çok video oyunu elbette. Eğer bu yazıyı okuyan bir oyun yapımcısı varsa, "e ama riskli?" diye düşünmesin. Bak, Micro Machines 2 ne güzel oturtmuş konsepti! Bu da arkadaşlarla oynayınca tadı katlanan yapımlardan. İndirin, kapışın.  

 

Ocean Trader  

Ocean Trader'ı bir süre oynadıktan sonra bir Excel dosyasına bakıyormuşsunuz gibi hissetmeye başlayacaksınız. Korkmayın. Bu çok doğal. Zira bu oyun, her şeyden önce bir "simülasyon" olmayı kafasına koymuş. Siz bir uluslararası gemi ticareti şirketinin başkanısınız. Farklı limanlarda depo alacak, ürün taşıyacak, ticaret yapacaksınız. Elbette bu bir noktadan sonra Excel dosyasına bakma hissi yaratacak. Ama Excel dosyaları da ucuza aldığınız bir malı iki katına başka bir limanda sattığınızda yaşadığınız tatminin yanından dahi geçemez, değil mi? Buyurun!  

 

Princess Maker 2  

Princess Maker serisi, Japonya'da 2007'ye kadar devam etti aslında, fakat nedense ikinci oyundan sonrası İngilizce'ye çevrilmedi. Elimizde olan tek şey bu anlayacağınız. Acayip bir oyun Princess Maker 2. Bir prenses var, ve hayatı sizin ellerinizde. Eğitiminden hobilerine kadar geliştiriyor, önemli virajlarda yaşanacakları kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Ve oyun sarıyor. Bir noktadan sonra, inanılmaz korkunç derecede sarıyor. O yüzden, oyunu şuradan edinin, ama kendinize de mukayyet olun. İşiniz gücünüz prenses büyütmek olmasın!  

 

System Shock  

Hemen bir şeyin izahını yapayım, evet, bu System Shock bugün dillerimize destan olmuş BioShock serisinin direkt atası. Ve itiraf etmek gerekirse ikinci oyunu kadar da iyi yaşlanmadı. Looking Glass Studios'un geliştirdiği kırma RYO-FPS, bugün kütük arayüzü ve sert detaylarıyla biraz fazla ağır gelebilir günümüz oyuncusuna. Ama şöyle sağlam bir mücadeleye varım diyorsanız, biz sizi hiç tutmayalım, şuraya alalım. Öteki tarafta sizi baya epik bir hikaye bekliyor zira.  

 

The Elder Scrolls: Daggerfall  

Daggerfall'ın, o dönemki hâliyle ne kadar büyük olduğuna inanmak çok zor. Eğer Elder Scrolls serisiyle haşır neşir olmaya -pek çoğumuz gibi- Morrowind ile başladıysanız, bu oyuna da bir şans vermenizi tavsiye ederiz. Emin olun, şaşkınlıktan küçük dilinizi yutacaksınız. 160 bin kilometre karelik bir alanı var Daggerfall'ın. Keşfedecek tonla gizli kapısı, öldürülecek tonla sıçanı da dahil. Deneyin, kaçırmayın.  

 

Volfied  

Ben şuna inanıyorum, bir gün biri Türkiye devleti okullarına, iş yerlerine ve dairelerine bilgisayar kurarken, toplu bir işlem öncesinde "çocuklar da sıkılmasın bari" diye düşündü, hayrına bir oyun kurma kararı aldı. Çünkü bir oyunun, bir nesil tarafından böylesine net bilinmesinin başka bir izah olamaz. Volfied bu işte. Daha neyi anlatalım? Hiç oynamadıysanız, sakın kaçırmayın. Oynadıysanız da ıska geçmeyin, indirin, nostalji rüzgarıyla çağlayın!  

 

Where In The World Is Carmen Sandiego?  

En sona kaldı, ama benim gönlümdeki yeri çok özel. Where in the World is Carmen Sandiego, bir şekilde bu listenin en zamansız oyunu. Çünkü tüm yaptığınız, dünyayı dolaşarak suçlu aramak. Lima'dan İstanbul'a, Rio'dan Sydney'e uzanan bir skalada gezip, insanlarla konuşup; hem suçlunun bir sonraki varış noktasını bulmaya çalışıyorsunuz, hem de kendisini yakalayacak kadar bilgi edinmeye. Bir yandan eğitici olmayı başarıp, bir yandan da bu kadar eğlenceli olabilen bir oyun daha görmedik biz. Şuradan indirin, ne dediğimizi bizzat görün!