Aşkımı Portofino'da buldum!

Aşkımı Portofino'da buldum!
Aşkımı Portofino'da buldum!
Dalida'nın kulaklardan silinmeyen şarkısı 'I found my love in Portofino'yu bir de yerinde dinlemek istemez misiniz? İşte size 'Golfo Paradiso' yani 'Cennet Körfezi' kıyılarında, muhteşem manzaralar ve makarnalarla dolu dolu geçebilecek 'uzun bir hafta sonu' önerisi!
Haber: ECE BAGATUR USLU / Arşivi

İstanbul’dan Cenova’ya direk uçuşlar mevcut; 3 saatlik bir yolculuğun sonunda Christoph Colomb havalimanına varıyorsunuz. Cenova, hem tarihi hem de kültürel zenginlikleriyle Unesco Dünya Mirası’na girmeye hak kazanmış bir şehir. Zamanımız dar olduğu için, Cenova’ya tekrar geleceğimize söz verip, masalsı İtalyan kasabalarına doğru hemen yola çıkıyoruz.


İlk durağımız Camogli, ilk gördüğünüz andan itibaren içinizi ısıtan bir kasaba. Güneşin ve sıcak renklerin tüm tonlarına boyanmış evleri, bu evlerden sarkan rengarenk çamaşırları ile sanki daha çok bir hikaye kitabının parçası gibi. Kasabanın içine doğru yürüdüğünüzde ilk olarak sizi Revello Focacceria adlı minik fırından gelen muhteşem kokular karşılıyor. Focaccia’nın bizde tam bir karşılığı yok, biraz ekmeğe biraz keke, biraz da pizzaya benziyor. Her çeşidi mevcut: Zeytinli, biberiyeli, domatesli, peynirli... Benim size tavsiyem, sıcacık focaccianı’zı alıp balıkçı teknelerin önündeki şirin kafelerden birine oturmanız ve kahvenizle beraber güzel manzarının tadını çıkarmanız.


Revello Focacceria
Şimdi sıra geldi daracık sokaklarında dolaşmaya...Camogli’nin kendisi küçük ama çevresi süprizlerle dolu. Ayrılmadan önce muhakkak lezzetine doyamayacağınız bir ‘linguine con vongale’ yani kum midyeli makarna yemenizi öneririm.


Trattoria do Spadin restoran
Bu makarnanın en lezzetli yapıldığı restoran ise Trattoria do Spadin ama bu ağaçların arasında saklanmış, muhteşem manzaralı restorana gitmek için minik bir deniz yolculuğu yapmanız gerekiyor. Camogli’den San Fruttuoso adası yönünde kalkan teknelere binip, 5 dakika sonra ilk durak olan Punto Chiappa’da iniyorsunuz ve Trattoria do Spadin hemen teknelerin yanaştığı iskelenin yanında sizi bekliyor. Yerinizi önceden rezerve etmeniz çok önemli, her ne kadar turistler tarafından henüz keşfedilmemiş olsa da, çevre kasabalarda yaşayan ailelerin sıklıkla ziyaret ettiği bir restoran. Denize vuran güneşin ışıltıları altında yediğiniz bu muhteşem yemeği taçlandırmanın en güzel yolu ise yemeğin sonunda çikolataya batırılmış vişnelerin muhakkak tadına bakmak olacaktır.


Camogli
Bu güzel öğle yemeğinden sonra tekneyle San Fruttuoso koyuna gidip, çakıl taşı sahilinde denize karşı uykuya dalabilir, ya da Camogli’ye dönüp kasabanın içindeki bir çok artizanal dondurmacıdan ‘gelato’nuzu alıp ara sokaklarda dolaşabilirsiniz. Biz dondrumalarımızı alıp yola devam ediyoruz ve 2 saat sonra, bu yolculuğun en şirin kasabalarından biri olan, Santa Margherita di Ligure’ye varıyoruz.


San Fruttuoso koyu
Bu pitoresk kasaba, komşusu Portofino’dan çok daha sempatik ve canlı olmasına rağmen, bir şekilde Portofino kadar ünlenmemiş, ama bence çok da iyi olmuş, böylece dünyanın dört bir yanından gelen turistler Portofino’ya akın ederken, siz çok daha kaliteli yemekleri ve konaklamayı Santa Margherita’nın yasemin kokan sokaklarında bulabiliyorsunuz. Biz aksam üstüne doğru vardık ve hemen denize bakan meydanındaki minik bir kafede, martinilerimizi ısmarlayarak keyifli bir şekilde güneşin batışını izledik. Bu capcanlı meydanın keyfini daha uzun çıkarabilmek için, akşam yemeğimizi de bu meydanı çevreleyen restoranlardan birinde yedik. Hepimizin ortak seçimi, buraya özgü bir lezzet olan, taptaze fesleğen ve parmesan peyniri ile hazırlanmış pesto soslu, ev yapmı makarna ’Trofie al Pesto’ oldu.


Santa Margherita di Ligure
Sabah, yollara serpiştirilmiş portakal ağaçlarından gelen muhteşem kokularla uyandık. Bu şirin kasabayı bir de gün ışığında görecek olmanın heyecanı ile bir anda kendimizi kilisenin önündeki kafelerden birinde kahvemizi yudumlarken bulduk. Şimdi sıra geldi, biraz etrafı keşfetmeye... Öğlene kadar Santa Margherita’yı, arnavut kaldırımlı dar sokaklarında kaybolarak kolayca gezebilir, arkasından da aşk şarkılarının vazgeçilmezi Portofino’ya doğru yola çıkabilirsiniz.


Portofino’ya giden yol muhteşem malikanelerle dolu.
Eğer çok yoğun bir zamanda buraları gezmiyorsanız, Santa Margherita di Ligure- Portofino arasındaki yolu arabanızla gidebilirsiniz, hem doğası hem de etrafa serpiştirilmiş inanılmaz güzellikteki malikaneleriyle çok şık bir güzergah ama eğer kalabalık bir zamanda gidiyorsanız bu yol kilitleniyor ve 5 km’lik yolu 1 saatte alabiliyorsunuz, Portofino’da otopark bulabilmek de ayrı bir dert oluyor. Bu durumda Santa Margherita di Ligure’nin limanından kalkan teknelere binip Portofino’ya gitmek daha iyi bir fikir oluyor. Portofino’da ise sizi muhteşem bir koy içinde yer alan devasa motoryatlar ve bu koyu çevreleyen onlarca şık restoran karşılıyor. Tabii ki fiyatlar pahalı ve her yer kalabalık, ama yine de keyifli. Her bir köşede ‘I found my love in Portofino’ şarkısını söyleyen sanatçıların melodileri eşliğinde, bu güzel manzaraya karşı lezzetli bir öğle yemeği molası verip, Cenova’ya geri dönerken, yolda kendinizi masmavi suların serinliğine bırakabilirsiniz.

Hem manzaraları hem yemekleriyle sizi büyüleyecek, bu romantik rotayı baharda ağaçlar çiçek açmaya ve güneşin ışıkları daha yeni yeni içinizi ısıtmaya başladığında yapmanızı öneririm, tadına doyamayıp tekrar tekrar dönmek isteyeceksiniz.