Atiye Sokak'ın yeni gözdesi

Atiye Sokak'ın yeni gözdesi
Atiye Sokak'ın yeni gözdesi
Araç trafiğine kapalı, son birkaç yıldır yeme-içme merkezine dönüşen Nişantaşı Atiye Sokak'ta, kapanan Blush'ın yerine Wanda isimli yeni bir restoran açıldı...
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Eğlence dünyasının tanınmış isimlerinden Erhan Seven’in projesi olan Wanda’nın konseptini Sofia Didem Sözen oluşturmuş. Mutfağın başına ise ünlü şef Gabriele Sponza geçmiş.

Wanda’nın Atiye Sokak’taki diğer mekanlar gibi sokağa bakan teras bölümünde yalın ama özenli bir kaç masa var. İsterseniz öğlen saatlerinden itibaren tüm yemeklerinizi açık havada oturarak yiyebiliyorsunuz. Kapıdan içeri girdiğinizde de restoran  devam ediyor.

Ardından rahat koltukların sehpaların yer aldığı orta bölüm ise kafe bar olarak tasarlanmış Koridorun sonuna yönelenleri büyüleyici bakışlarıyla Wanda ve gösterişli bir bar karşılıyor.

Merdivenlerden yukarı çıktığınızda ise daha şık daha özel bir restoranla karşılaşıyorsunuz. Bu bölüm iki kişilik özel yemeklere de, ortadaki 12 kişilik masasıyla arkadaş buluşmalarına, kutlamalara da uygun.

Mönü kartında başlangıçlar, salatalar, ana yemekler gibi alışılageldik bir terminoloji kullanılmamış. Giriş, gelişme ve sonuç olarak bölümlere ayrılmış. Mönüyü bir kenara bırakıp kendini tamamen şefin ellerine bırakmak isteyenler ise önceden haber vermek koşuluyla ‘Şef’in masasına konuk oluyor.

Biz böyle yaptık. Üst kata çıkıp şefin masasın oturduk. Şef Gabriele Sponza bizlere Ege ağırlıklı bir mönü hazırlamıştı. Girişte sunduğu ‘Ballı şampanya sosunda dinlendirilmiş, deniz börülceli, avokadolu, ballı şampanya ve çilek sosunda dinlendirilmiş salata’, anneannesinden yadigar yanında köy ekmeğiyle ‘Levanten karides’, ‘Kırmızı şarap ve sebzeler eşliğinde üç buçuk saat pişirildikten sonra fesleğenli tereyağı ile sotelenen ahtapot’ birbirinden özenle hazırlanmıştı ve her biri çok lezzetliydi.
Şef Gabriele Sponza.

Sonra sıra ana yemeklere geldi. İlk tabağımız ‘adaçayı, zeytinyağlı cibez otu ve kısır eşliğinde somon tava’ da ardından gelen on saatte pişmiş, sonra kaburga sosu ile mühürlenmiş, pancarlı patates püresi üstünde gelen dana kaburga da teknik son derece başarılıyla hazırlanmıştı.

Dana kaburga
Ama seçimi şef değil de ben yapsaydım, mönüden somon yerine ‘El açması pappardelle eşliğinde Kuzu Sırtı’ ya da ‘Kırmızı şaraplı incir püresi, yaseminli pirinç pilavı eşliğinde çıtır kabuklu ördek göğsünü’ tercih edebilirdim. Tadım mönülerinde somonu sevmiyorum.

Şef Gabriele, taze ve mevsiminde malzemeler kullanmaya özen gösterdiğini söylüyor. Kendine özel marinasyon ve pişirme teknikleri de geliştirmiş. Nişantaşı’nın, özellikle de Atiye Sokak’ın bu tarz sade şık bir şef restoranına ihtiyacı vardı.

Ahtapot
Gabriele Sponza Amerika’da Johnson&Wales Üniversitesi Mutfak Sanatları eğitimini tamamladıktan sonra yurt içinde ve dışında farklı restoranlarda şeflik yapmış. Ardından da erken yaşta eğitmenliğe başlamış. İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları Yönetimi bölümünde, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu’nda şef eğitmenlik yapıyordu. Halen bir televizyon kanalında yemek programı hazırlıyor. Restoran mutfağına dönmesi bence yerinde bir karar.

Wanda’nın servis ve yemeklerinden memnun ayrıldım. İyi yemek, servis ardından müzik ve eğlence hepsi bir mekanda olsun oradan oraya dolaşmayalım diyenlere de ayrıca çok uygun. Müzik koordinatörlüğünü Burçak Çakıroğlu’nun üstlendiği mekana hafta sonları yerli ve yabancı DJ’ler de konuk oluyormuş.


Fiyatlara gelince başlangıçlar 22-44 lira; ana yemekler 38-48 lira aralığında. Tatlılar ise 26 lira. Zaten tüm mönüde toplam 24 çeşit yemek var. Yemekler istenirse şarap eşleşmesiyle de sunuluyor.

ÖĞLEN HAFİF VE HIZLI
Henüz denemedim ama mönüden baktığım kadarıyla Wanda’nın “giriş” ve “konu” olarak hazırlanan öğle menüsünde daha hafif lezzetler yer verilmiş. Çorba ve salata çeşitleri domates köpüğü ve taze sebze cipsleri eşliğinde ‘Kaburger’, ‘Hardal otu ve fesleğenli balık ekmek kısa sürede öğle saatlerinin favori yemekleri arasına girmiş.