Bir restorandan ne bekliyorlarsa aynısını...

Bir restorandan ne bekliyorlarsa aynısını...
Bir restorandan ne bekliyorlarsa aynısını...
Lokanta Armut'un iki ortağı bir restorana gittiklerinde ne bekliyorlarsa o beklentileri karşılayan bir yapı kurmuş. Tabii bir de yemekler aşkla pişince tadı bambaşka oluyor...
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Bir tarafı Levent, bir tarafı Reşitpaşa diğer tarafı da Etilerle çevrili Küçük Armutlu yeni adıyla Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’nde dört ay kadar önce açılan Lokanta Armut, İstanbul’da beklentilerime cevap veren, hayalini kurduğum restorancılık anlayışına uygun ender yerler arasında.

İlki kentin cazibe merkezi bölgelerinden birinde yer almıyor. Sonra ‘manzarası’ yok, bir sokak arasında! Ve en önemlisi de 30 kişi kadar kapasiteleri var. Mönülerinde de sadece on kadar başlangıç, dört ana yemek ve üç tatlı yer alıyor.

Bu da şef Burak Zafer Kırmaçekici’nin tüm yemeklere şefkat gösterecek vakti olması anlamına geliyor! Zaten şef dokunuşuyla güncel Akdeniz mutfağı diye tanımlayabileceğim  yemeklerin lezzeti de bunu kanıtlıyor.

Reklam yazarlığı ve prodüksiyon yaparak çalışma yaşamına atılan Burak Zafer Sırmaçekici’nin gönlünde her zaman yemek pişirmek, mutfakta olmak yattığı için MSA’da şeflik eğitimi alır. Ardından New York’a gider, orada Michelen yıldızlı ünlü restoran Annisa’da  çalışır. Türkiye’ye dönünce de özel davetlere yemekler yapar, markalara tarifler hazırlar.

Sonra yolları şarap sektöründen tanıdığımız bir isim Tülin Bozüyük ile kesişir. Birliktelikleri ortaklığa da dönüşür. Bir lokanta açmaya karar verir, “Biz bir yere gittiğimizde ne bekliyorsak o beklentileri karşılayan bir yer yapalım” der ve yola koyulurlar.

Yemeğe dair her şey Burak’ın; müşteri ilişkileri, şarap seçimi ve kullanılan seramik tabakların yapımı Tülin’e ait olur. Ortaya Burak’ın son cheese cake’e son dokunuşlarını yaparken hayranlıkla izleyebileceğiniz açık mutfağı, Tülin’in inceliği ve renkleriyle şaşırtan seramik kaseleri, masalarda mekana adını veren armutlarıyla sıcacık bir mekan çıkar.

Lokanta Armut sadece akşamları açık ve tek rezervasyon çalışıyorlar. “İnsanların bir akşam yemeği var, onu da keyif içinde geçirmeliler, asla kalk vakit doldu demek istemeyiz. Yılda dokuz-on bin kişiye değmek bize yeter” diyor ikili. Pazar günleri de kapalılar.

YEMEKLERE GELİNCE...
Lokanta Armut’un mönüsü elinize aldığınızda ne ruhunuzu ne de gözünüzü yoruyor. Ancak mönü son derece zekice yapılmış. Ne başlangıçlarda ne de ana yemeklerde ne seçsem acaba o mu bu mu stresine girmenize fırsat yaratılmıyor.


Başlangıçları ortaya seçtiğinizde zaten en az yarısını denemiş oluyorsunuz. Ana yemeklerde ise elde yapılmış makarna, balık, kuzu eti ya da dana arasında karar verdiğinizde üzerine de zaten üç çeşit olan tatlıları ve tabii ki şarabınızı söylediğinizde mutlu bir şekilde arkanıza yaslanıp sohbetinize başlıyorsunuz.


‘Yerel tulum peynirleri’ tabağı Kars kerti, Erzurum göğermiş, Trabzon tuzsuz peynirleri ve fırından sıcacık çıkmış ekşi maya ekmekleriyle tam not alıyor. Tulum peyniri, ceviz ve balsamik soslu ‘çilekli semizotu salatası’, ‘kavrulmuş bademli enginar pate’ ve ‘kırmızı soğan reçeliyle servis edilen ‘ördek ciğer pate’ son derece lezzetli. Mönüden çok merak ettiğim ‘ahtapot, kalamar çeşitlemesini’ bittiği için deneyemiyoruz. Ağır ateşte pişmiş tandır şeklinde ince ince didilmiş gelen ‘dana antrikot’ da yanında sunulan patates püresi de muhteşem. ‘Minekop ve limonlu risotto’, ‘kızarmış iç pilavlı kuzu pirzola da hem pişme oranları hem de lezzetleriyle çok başarılı.


Tatlı mönüsünde ‘elmalı çıtır baklava’, ‘yoğurt panna cotta’ ve ‘baharatlı çikolatalı’ tart vardı ama biz bir doğum günü kutlaması yaptığımız için bizden duymasa da önceden öğrenen Burak şef abartısız bugüne dek yediğim en iyi ‘cheese cake’i yapmıştı. ‘Blueberry/ Yaban mersinli cheese cake’ o günden beri aklımdan çıkmıyor. Yeniden gitmek için yaz mönüsünü bekliyorum.

Yemeklere eşlik eden şaraplara gelince çok fazla çeşide gitmemiş, genellikle de küçük üreticilerin şaraplarını seçmişler. Listelerinde yer alan tüm şaraplar kadehte sunuluyor. Şişe fiyatlarıyla da İstanbul’daki en makul yer diyebilirim. Küçük Armutlu’yu onlar keşfetmedi ama ününü kalıcı yapacak gibi görünüyorlar...

Kişi başı ortalama fiyat 100 TL. Tel: 0212 229 22 25