Eskiden staja bile kabul etmiyorlardı ama şimdi...

Eskiden staja bile kabul etmiyorlardı ama şimdi...
Eskiden staja bile kabul etmiyorlardı ama şimdi...
Mehmet Aksel'e göre bir zamanlar Türkiye'de aşçılık eğitimi alanlar yurt dışındaki restoranlarda staja bile kabul edilmezken bugün Michelin yıldızlı şefler tarafından işe alınıyor...
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Çok uzak değil, beş on yıl öncesine dek öncesine dek aşçılık eğitiminizi yurt dışında aldıysanız, üstüne üstlük yurt dışı deneyiminiz varsa hayata 1-0 önde başlardınız. Ancak günümüzde bu tablo yavaş yavaş değişmeye başladı. Gastronomi eğitimi veren çok iyi üniversitelerimiz, meslek okullarımız, kurslarımız var.

Tabii ki her meslek dalında, her alanda olduğu gibi yurt dışı deneyim çok önemli, ancak eskidenTürkiye’de eğitim görmüş bir şef adayının yurt dışında ünlü bir restoranda çalışması, hatta staja gitmesi bile kolay değildi.

Hafta içinde on yılı geride bırakan, Mutfak Sanatları Akademisi’nin kurucusu Mehmet Aksel ve Sitare Baras’la bir araya geldik ve Okulun Mutfağı’nda yemek yedik. Son zamanlarda kime nasılsınız desem ‘bir dokun bin ah işit misali’ hep sorunlardan söz edilmesine o kadar alışmışım ki, Aksel’in ‘Nasılsınız’ soruma “Harika, çok mutluyum, güzel haberlerimiz var” diye başlaması çok hoşuma gitti.

Bir insan işini bu kadar mı sever Aksel, on yılda yaptıklarını özellikle de öğrencilerinin başarılarını anlatırken gözlerinin içi gülüyor, heyecanlanıyor.

MSA’dan mezun altı öğrenci şu an ‘Dünyanın En İyi 50 Restoranı' listesindeki restoranlarda çalışıyormuş. Ceren Demireren Noma'da, Tolgar Mireli Johann Lafers Stromburg’da, Gürer Akgün Gordon Ramsay'in Londra'daki The Savoy Grill'nde, Tuhan Serbuğ Söztutar New York'ta Daniel Boulud Bistro Moderne'de, Özen Uyanık Brummel'deki üç Michelin yıldızlı De Leest'te, Mehmet Semet ise Oslo'daki Vaaghals'ta mutfak ekibine dahil olmuş.

Mehmet Aksel’e göre Hamburg’da Ali Güngörmüş’ün Le Canard adlı restoranında daha sonra da Le Gavroche, Hubertus gibi Michelin yıldızlı çalışan Tolgar Mireli hem yeteneği hem de yenilikçi tavrıyla gelecekte Mehmet Gürs’ün tahtına aday olacak gibi görünüyor.

Kısa bir süre sonra da tarhana üzerine hazırladıkları kitap iki dilde Türkçe ve İngilizce olarak raflara çıkacakmış. Türkiye’nin tarhanalarının nihayet hak ettiği yeri bulması beni de çok sevindirdi. Türkiye’nin dört bir köşesini dolaşarak kapsamlı bir araştırma yapılmış. Kitabın editörlüğünü ve araştırmalarını Nilhan Aras üstlenince başka türlüsü de beklenemez zaten.

Mehmet Aksel’den haberler bu kadarla sınırlı değil ama iki büyük projelerini şimdilik yazılmamak kaydıyla anlattığı için henüz yazamıyorum ama en kısa zamanda sizlerle paylaşacağım. Aslında sanıyorum tüm yeme-içme sektörünü ilgilendirecek güzel şeyler olacak önümüzdeki yıllarda...

OKULUN MUTFAĞI

Bu arada MSA’nın girişinde yer alan ve sabah ve öğle servisi sunan ‘Okulun Mutfağı’nın yaratıcı mönüsü ve tüm yemeklerin lezzeti ünlü şef restoranlarını aratmayacak denli başarılı. Özellikle doğada serbest yetişen tavukla yaptıkları ‘tavuk kanadı pane’ çok hoşuma gitti. Kanat tavuğun en lezzetli yeridir ama yemesi zahmetlidir, elinizle yemekseniz tat alamazsınız. Kanadın kemiklerini çıkarıp içine kendi etini doldurup kızartmışlar. Şekil ve lezzeti muhteşem ve yemesi de çok pratik olmuş.