'İnce belli' mi alırsınız yoksa...

'İnce belli' mi alırsınız yoksa...
'İnce belli' mi alırsınız yoksa...
Çay demleme ve içme ritüelleri ülkeden ülkeye değişir ama Türkiye'de çay içme kültürü toplumsal ilişkilerin de katalizörüdür...
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Çay köklü ve güçlü bir geleneğe sahip, kendi ritüelleri olan bir içecek. Ülkelere göre çay kültürü, hazırlama ritüelleri, hatta içme saatleri bile farklılık gösterir. 

İngilizlerin porselen fincanlarda sütle servis yaptıkları ünlü beş çayı filmlere romanlara konu olmuştur. Ruslar çayı semaverle demleyen, sert şekerle ‘kıtlama’ içen ilk kültürdür.
Fas’ta bir kutlama asla buharda kızgın servis edilen naneli çay olmadan düşünülemez, ya tatlı ya da çok tatlı olarak servis edilir.

Japonya’da genelde her şeyde olduğu gibi çay içilmesi de ikramı da törenseldir. Çay içileceği zaman, çayın sunulduğu bardaktan, hangi sezonda içildiğine kadar her ayrıntı önemsenir. Adeta bir seremoni gibi sunulan çay içilirken, yalnızca o ana ve çayın tadına konsantre olunur.

Kazaklar hem yemek öncesi hem yemek sırası hem de sonrasında çay içerler. Balkan ülkelerinde kahve gibi ‘Türk çayı’ denir ve çayın yanında gül lokumu ikram edilir.
Hindistan, Türkiye gibi çayı hem üreten hem de çay tüketiminin yoğun olduğu bir ülkedir. Assam, Darjeeling gibi çayın yetiştiği bölgelere göre isimlendirilmiş özel türleri vardır. Genel olarak güçlü bir çay tadı vardır ama deminin hafiflemesi için süt ile tüketilir, şeker, bal veya palmiye şekeri ile tatlandırılır, tarçın, zencefil, anason, rezene, karabiber, Hindistan cevizi ve karanfille aroma verilir.

Kimselere benzemez çay geleneğimiz

Çayı ne biz keşfettik ne de en çok üreten ülkeyiz ama çay konusunda kimselere kaptırmayacağımız bir birinciliğimiz var. Nüfusun %96’sı çay içiyor ve dünyanın en çok çay tüketen ülkesiyiz. Çay neredeyse 200 yıldır yeme-içme kültürümüzün vazgeçilmezleri listesinin başında yer alıyor.
Tabii ki bu kadar ilgi çay demlenmesinden sunumuna kendine özgü ritüelleri ve literatürü beraberinde getiriyor. “Yap bir tavşan kanı çay”, “Çay bahçesinde buluşmak”, “Çay molası vermek” nice dostlukların, dertleşmenin temelidir. En güzel sohbetler onun eşliğinde yapılır. “Hadi gel çay demledim” deyince akan sular durur.

“Çocuklara paşa çayı” yapılır, tiryakileri ‘kıtlama’ içer. Mutlaka bardakta ‘dudak payı’ bırakılır. Zamanı gelir içimizi ısıtır, zamanı gelir efkar dağıtır.
Çay ocağı olmayan bir iş yeri, çaydanlık, demliği olmayan bir ev ve ince belli cam bardağı olmayan bulmak zordur bu topraklarda. Çay demleme geleneğimiz de kimselere benzemez. Çay demlemesini iyi biliriz, arada kantarın topuzunu kaçırır ‘tavşan kanı yerine’ ‘katran karası çaylar’ da yaparız...
Hangi çayı nasıl demlemeli, nasıl bardakla içmeli ise bir sonraki yazının konusu...