Kendini iyi hisset adası: Sakız

Kendini iyi hisset adası: Sakız
Kendini iyi hisset adası: Sakız
Eğer siz de yaz tatiliniz bir kısmını turkuaz rengi, bakir koylarda denize girip küçük kasabalarda lezzetli yemekler yiyerek geçirmek istiyorsanız Çeşme'nin karşısında Sakız Adası'na gitmenizi mutlaka öneririm. Adanın hem yemeklerinin hem de sıcak misafirperverliğinin yüzümüzde bıraktığı gülümsemeyle içimizden bir his Sakız Adası'na tekrar geleceğimizi söylüyordu.
Haber: ECE BAGATUR USLU / Arşivi

Çeşme’den kalkan feribotlara bindikten 45 dakika sonra Sakız Ada’sına varıyorsunuz. Limanda tüm araç kiralama şirketleri mevcut, biz de minik bir araba kiralayıp hemen masmavi sulara doğru yola çıktık. İlk durağımız volkanik siyah taşlarıyla ünlü Mavra Volia Plajı oldu. Plajda şemsiye veya şezlong bulunmuyor ama deniz tertemiz ve masmavi, siyah çakıl taşlarıyla tam bir tezat oluşturuyor, görülmeye değer bir koy.


Bu güzel deniz sefasından sonra Emprorios Köyü’nde, Maria’s Garden adlı minik bir tavernada yemek yedik. Mekan çok şirin olmakla beraber Yunanistan’da çok daha güzel mezeler yediğimiz yerler olmuştu. Ama yine de karınlarımız çok acıkmış olduğu için yediklerimizden hoşnut bir şekilde ayrıldık.


Maria’s Garden
Yemekten sonraki durağımız ise cam göbeği mavisi rengindeki deniziyle ünlü Vroulidia Plajı oldu. Plaja varabilmek için yüzlerce basamak inmek gerekiyor. Plaja varması çok kolay olmadığı için hem çok kalabalık değil hem de koy güzelliğinden ve temizliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Deniz pırıl pırıldı, saatlerce suda kalıp bu güzel koyun tadını çıkardık. Akşam üstü ise durağımız, geometrik siyah desenli evleriyle Pyrgi kasabası oldu. Sokak aralarında bir sürü yaşlı nine, dede oturmuş sohbet ediyorlardı. Hem bozulmamış tarihi dokusu, hem de tatlı insanlarıyla bu kasabayı görmenizi öneririm.


Vroulidia Plajı
Dönüşte çok yorgun olmamıza rağmen yine de rezervasyonumuzu haftalar öncesinden yapmış olduğumuz Taverna Roussiko’ya gitme kararı aldık... İyi ki de gitmişiz; tüm yolculuğumuzda yediğimiz en keyifli ve lezzetli yemeği burda yemiş olduk. Ahtopot ızgara lokum gibiydi, fırında peynir saganaki çok lezzetliydi, salatanın domatesleriyse tam yaz domatesi tadındaydı. Yan masadaki misafirler bizim Türk olduğumuzu anlayınca hemen bizimle sohbet etmeye başladılar, anneanneleri İzmir göçmeniymiş, tüm akşam tatlı tatlı sohbet ettik, yemeğin sonunda bir de büyük bir incelik yapıp Sakız Adası’nın geleneksel içkisi olan Sakız Likörü hediye ettiler, yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle otelimize geri döndük.


Taverna Roussiko
İkinci günümüzde hava biraz bulutluydu ama biz önceden hazırlıklı gelip dağ köylerini dolaşmak üzere planımızı yapmıştık. Oğlak çevirmesiyle ünlü Avgonyma’ya doğru yola çıktık. Kasabaya 1 km. uzaklıkta, tepeye kurulmuş müthiş manzarası olan Asteri adlı restorana gittik. Tadı hala bugün damağımızda olan bir oğlak çevirme yedik, daha çatalımızı değdirdiğimizde etler dağılıyordu, taptaze domatesler ve çıtır çıtır patateslerle birlikte muhteşem bir yemek oldu.


Avgonyma
Biz yemeğimizi bitirmeye yakın güneş yüzünü gösterdi, hemen güzel bir deniz sefası için Elintas Koy’una gittik. Koyda hem bol bol yüzüp hem de çocuklar gibi eğlendik, öyle ki yanımızda oturan aile, evlerinin bahçesinden incir toplayıp bize ikram ettiler, sadece Yunanca konuşabildikleri için dediklerini tam anlayamadık ama incirlerini kocaman bir gülümsemeyle bizimle paylaştıkları için bizleri çok sevmiş oldukları sonucuna vardık. Böylece, Sakız Adası boyunca her an hisettiğimiz bu sıcak misafirperverlik, bu ıssız koyda da bizi yalnız bırakmamış oldu.


Sakız ağacı
Bu güzel öğleden sonra sıra biraz da adanın en büyük geçim kaynağı olan Sakız Ağaçları’nı tanımaya geldi. Bu konuyla ilgilinen bir rehber bulup, onunla beraber ağaçlardan nasıl damla sakızı toplandığını öğrendik, tamamen geleneksel yollarla yapılan bu işlem hem gerçekten çok zahmetli bir işmiş hem de tek bir ağaçtan yıl boyunca 250 gram sakız çıktığını öğrenince bu işi yapanlara saygımız daha da arttı.

Sakız ağaçlarından sonra rotamız ise hem manzarası hem de yemekleriyle ünlü Apomero oldu. Gerçekten manzarası çok çok güzeldi, ızgara karides ve güveçte sunulan peynir saganaki ise muhteşemdi. Mutlaka gitmenizi öneririm.


Bu güzel akşam yemeğiyle beraber Sakız Adası’ndaki hafta sonumuzun da sonunda gelmiş olduk. Adanın hem yemeklerinin hem de sıcak misafirperverliğinin yüzümüzde bıraktığı gülümsemeyle beraber Çeşme’ye doğru yola çıktık ama içimizden bir his Sakız Adası’na tekrar geleceğimizi söylüyordu.