Madde bağımlılığı gibi görülen tuz nasıl azaltılır?

Madde bağımlılığı gibi görülen tuz nasıl azaltılır?
Madde bağımlılığı gibi görülen tuz nasıl azaltılır?
Tuz, onlu da onsuz da olmuyor. Ancak günümüzde tuz kullanımını abartanlar madde bağımlısı gibi görülüyor. Ondan kurtulmanın yolu var mı?

Hangi konuda olursa olsun kısa ve özlü yoldan düşüncemizi anlatmak için “Tadı tuzu yok” dediğimizde fazla söze gerek kalmaz. 

Uğruna savaşlar yapılan, uygarlık tarihi içinde önemini yadsıyamayacağımız, onsuz neredeyse hiç bir şeyi saklayamayacağımız tuz aşırı tüketildiğinde zehre dönüşüyor. Birçok kronik ve ölümcül hastalığın ardında olan üç maddeden biri.

Oysa şeker ve yağ gibi milyonlarca yıl onu da hiç kullanmamışız. İlk çağlarda yaşayan insanların günümüz insanına göre dörtte bir oranında az tuz aldığı düşünülüyor. Günümüzde Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da yaşayan Maori’ler gibi kimi avcı toplayıcı toplulukların beslenmesinde halen tuz diye bir madde yok!

Günümüzde ise tuz kullanımı lezzeti arttırıldığı için abartılmış durumda. Bir zamanlar hiç 18. yüzyıla dek ise lezzet arttırmak için sınırlı kullanılan tuz günümüzde yaklaşık 15 bin çeşit ayrı ürünün imalatında kullanılıyor. Hatta kimi uzmanlara göre insanlar tuza karşı bir cins madde bağımlısı. Yapmamız gereken ise tuzu hayatımızdan çıkarmak değil, minimum düzeye indirgemek. Çünkü tuzu sıfırlamak bazen kan yağlarını arttırabiliyor.

Ancak öte yandan zaten yediğimiz sebzelerin, tahılların içinde ihtiyacımızı karşılamaya yetecek kadar tuz bulunuyor. Tuzun fazla kullanımı kan basıncını arttırıyor, tansiyonu yükseltiyor. Felç ve kalp krizi riski olışabiliyor.

Turşu, tuzlu balık, tuzlama, ayran, sucuk, pastırma, şalgam suyu, tuzlu kuruyemiş gibi beslenme alışkanlığımızdan dolayı tuzu Amerika ve Avrupa ülkelerine oranla çok daha fazla tüketiyoruz. Ülkemizde ortalama tuz tüketimi 15-18 gram arası. Oysa Dünya Sağlık örgütü tarafından önerilen miktar bunun üçte biri yani beş gram kadar.

Sofra tuzunun kimyasal adı sodyum klorür. Kimi hazır yiyeceklerin içinde gördüğümüz sodyum maddesi de tuz aslında. Tuzun yüzde 60’ı klor, yüzde 40’ı ise sodyumdan oluşuyor. Tuzun bir gramında 400 mg sodyum var.

POTASYUMA GELİNCE
Bir diğer mineral olan potasyum ise sodyumun aksine kan basıncını düşürüyor. Fazla sodyum, az potasyum alan kişiler üzerinde yapılan bilimsel araştırma sonuçlarına göre sodyum potasyum dengesizliği tansiyon yüksekliği, felç, böbrek taşı, kemik erimesi, astım, baş dönmesi gibi bir çok hastalığa neden oluyor. Sodyum klorürün fazla potasyum içeren besinlerin az tüketilmesi vücutta sodyum potasyum dengesinin bozulmasına yol açıyor.

Potasyum, beslenmede hayati önemi olan bir mineral. Vücuttaki su ve mineral dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Besinlerin hücre içine taşınması, sinir sistemindeki mesajların iletilmesi, kalp ve kaslar için önemli. Tansiyonu dengeliyor, beyne oksijen taşıyarak zihin faaliyetlerini destekliyor. Alkolün, vücuttaki fazla suyun, şekerin ve tuzun vücuttan uzaklaştırılmasında görev alıyor. Sebze, meyve, işlenmemiş tahıl ve ette bol miktarda potasyum bulunuyor.

SODYUM POTASYUM DENGESİ
Sodyumun fazlalığı kadar, potasyumun azlığı da sağlık açısından istenmeyen bir durumlar yaratabiliyor. Uzmanlara göre beslenmede sodyum/potasyum dengesinin istenilen düzeylerde olması kalp sağlığı açısından oldukça önemli.

Günlük potasyum ihtiyacı ortalama 4700 mg. Ve bu ihtiyacı karşılamanın en doğal yolu yenilen sebze ve meyve miktarını arttırmak. Çünkü geleneksel beslenmemizin temel maddesi unlu mamuller ve ekmekte potasyum eser miktarda bulunuyor.

Potasyumu zengin besinler arasında sırasıyla kayısı, bal kabağı, patates, kuru fasulye, yoğurt, kavun, muz ve mercimek başı çekiyor. Günde beş kayısı, bir orta boy patates, yoğurt, bir tabak kuru fasulye ve bir muz yendiğinde neredeyse günlük potasyum ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılanıyor...



Kırmızı Mercimek Salatası

Malzemeler
(4 porsiyon)

1/3 orta boy (20 g) közlenmiş kırmızı biber, küp doğranmış

1 çay kaşığı (2 g) pul biber

1 çay kaşığı (2 g) kimyon

1/3 en küçük boy (10 g) kırmızı soğan, piyazlık doğranmış

1 diş (2 g) sarımsak,dövülmüş

3 adet (60 g) cherry domates, dörde kesilmiş

1.5 su bardağı (255 g) kırmızı mercimek, haşlanmış

1\2 bağ (43 g) nane, yaprakları

2 yemek kaşığı (23 g) Becel Zeytinyağlı Margarin

2 yemek kaşığı (20 g) balzamik sirkesi

1.5 çay kaşığı (3 g) Becel Tuz

Hazırlanışı
      Soğan, baharatlar, sirke ve Becel Tuz’u bir kasede karıştırarak buzdolabında 15 dakika marine edin.

      Mercimekleri 3 su bardağı su ile haşlayın, suyunu tamamen çektikten sonra ateşin altını kapatın ve Becel Zeytinyağlı  Margarin’i ilave edin ve yağ eriyene kadar yavaşça karıştırın.

      Ocaktan aldığınız mercimekler oda sıcaklığına geldiğinde belirtildiği şekilde hazırlanan diğer malzemelerle harmanlayarak servis edin.

Enerji ve Besin Öğeleri (1 porsiyon)*

Enerji: 125 kcal (%6)

Protein: 6.6 g  (%10)

Karbonhidrat: 17 g  (%5)

Yağ: 4 g  (%7)

* Hesaplamalar Amerika Birleşik Devletleri Tarım Dairesi Besin Öğeleri Veritabanından (USDA National Nutrient Database for Standard Reference, Release 23 (2010) alınarak yapılmıştır. 

Tarifin 1 porsiyonunun, günlük toplam enerji gereksinimi 2200 kcal olan yetişkin, sağlıklı bir birey için Dünya Sağlık Örgütü‘nün besin öğeleri önerilerini karşılama yüzdeleri parantez içinde belirtilmiştir.
İLANDIR