O eski sofralardan eser yok şimdi ama...

O eski sofralardan eser yok şimdi ama...
O eski sofralardan eser yok şimdi ama...
Bilmiyorum, nostaljiye gerek var mı? "Her şey gibi günlük sofra düzenimiz de çağın gereklerine ayak uyduruyor" desek daha iyi olmaz mı?
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Erkeklerin işte, çocukların okulda ve kadınlar mutfakta bitap düştüğü rutin bir günün ardından akşam evde buluşulurdu. Eğer erkek mutlu bir günündeyse “Ne yaptı bugün bize annemiz, ya da sevgili karım” diye sorar; mutfaktan muhteşem kokular yayılırken herkes odasına yönelir, kıyafetler değiştirilir, eller yıkanır ve sonra neşe içinde sofraya oturulurdu.

20’inci yüzyıl, özellikle de İkinci Dünya Savaşı sonrası filmlerin, televizyon dizilerinin hangisine baksanız bu ve buna benzer sahnelerle karşılaşırsınız. Evlerdeki gerçeğe gelince onu herkes en iyi kendi deneyimlerden aile anlatılarından bilir, ama bizlere empoze edilmeye çalışılan buydu.

Zaten daha önceki yüzyıllarda ev ve mutfak yönetiminin kadını onurlandıran bir nitelik olduğunun felsefi ve sosyolojik temelleri de atılmıştı. Francesca Rigotti’nin ‘Mutfakta Felsefe' kitabında söz ettiği gibi; mesela Kant’a göre bir annenin kızlarına şan dersi yerine bir aşçıdan yarım saatlik bir yemek dersi aldırması kızlarının gelecekteki yaşamları için çok daha önemliydi.

Bu sayede kızlar ister bilim adamı ister iş adamı olacak müstakbel kocaları işten döndüğünde onlara muhteşem lezzette yemek sunar, kocaları da onlara daha çok sevgi ve şefkat gösterirdi. Tabii ünlü filozof cinsiyet ayrımcı düşünceleriyle biz kadınları biraz hayal kırıklığına uğratsa da toplumun genel düşüncesi de zaten bu yöndeydi. Kadınlar ailenin mutluluğunu ve bir arada olmasını büyük ölçüde masa başında sağlar, gücünü de yemeklerinden alırdı.

Yüzyılın sonunda tüm dünyada değişen ekonomik dengeler ve koşullarla kadınlar dışarıda kocaları gibi çalışmaya başlasa da yine onlardan mutfağa dönüp yemek yapmaları sofralar hazırlamaları beklendi.

Bir masa etrafında toplanmak uzun yemekler geleneği yaşamamalı mı derseniz, cevabım tabi ki yaşamalı. Ama geleneklerin de mutfak düzenin de içinde yaşadığımız çağın eğilimlerine göre kendini yenilemesi kaçınılmaz. Zaten yeniliyor da.

Mutfak yeni kuşak için eskisi gibi sadece kadınlara ait bir alan olarak görülmüyor. Günümüzde erkeklerin bir bölümü evde yemek pişirmenin kadınlara özgü bir şey olmadığını kabul etti. Mutfağa girmenin keyfini de keşfetti. Artık ailece yemek yapan, erkeğin beline önlük taktığı evlerin sayısı hiç az değil.

Kısacası sadece dünya değil mutfak ve sofra düzeni de değişiyor. Bu yeni düzende kimi zaman en keyifli yemekler televizyon karşısında sehpanın üzerinde yeniyor, kimi zaman mutfak masasında atıştırılıyor yemekler.

Olsun, önemli olan paylaşmak.

Böyle olduğu sürece hafta sonları, özel günlerde, bayramlarda hazırlanan törensel sofraların, dolmaların, sarmaların, pastaların, böreklerin, çöreklerin önemi daha da artıyor, artacak da...

 

Sana bir tarifim var: Ispanaklı kesik börek

Hazırlama Yöntemi: Fırında
Pişirme süresi: 20 dk.
Porsiyon: 6 kişi

MALZEMELER
Milföy Hamuru İçin;
2 bardak un
1 yumurta
1 tatlı kaşığı tuz
½ bardak su
1 çay kaşığı sirke
1 paket Sana Tereyağı Lezzeti
İç Harcı İçin;
200 gr ıspanak
1 yemek kaşığı Sana Tereyağı Lezzeti paket (oda sıcaklıgında yumuşamış)
100 gr sepet loru
tuz ve karabiber

HAZIRLANIŞI
-Milföy hamurunu hazırlamak için, hamuru elinizle veya hamur yoğuran mikserle hazırlayın. Top haline getirin ve buzdolabında 30 dakika dinlendirin.
-Hamuru çıkarın ve ortasına bıçakla yarıya kadar derinlikte (+) oluşacak şekilde kesin.
-Kesik uçlarını kenarlara doğru açın ve uçlara merdane ile basarak uzatın.
-Sana Tereyağı Lezzeti’ni oda sıcaklığında en az 2 saat bekletin. Yanlamasına ikiye kesin ve yan yana birleştirerek 2 cm yüksekliğinde kare bir yağ bloğu oluşturun.
-Bu yağı hamurun ortasına koyun ve sündürdüğünüz hamur kulakları ile yağın üstünü kapatın. Merdane yardımıyla hamuru 2 cm kalınlığına ininceye kadar inceltin. Sonra hamuru iki yandan üst üste gelecek şekilde içe katlayın. Hafifçe üstüne bastırın ve tekrar üçe katlayın. Bu sayede elinizde yine kare formda ve yaklaşık 6 cm kalınlığında bir hamur olacaktır. Bu hamuru buzdolabına koyun ve 2 saat dinlendirin. Aynı metodu 2 defa daha tekrarlayın ve yine dinlendirin. Son dinlenmenin ardından hamuru 1 cm kalınlığında açın.
-İçini hazırlamak için, ıspanağı ince doğrayın ve Sana Tereyağı Lezzeti’yle soteleyin. İçine lor peynirini ekleyin ve harmanlayın.
-Milföy hamurunu 15cm x 30cm ebatlarında kesin. Harcı yarısına serin ve üç kenarına 1 cm boşluk bırakın. Hamurun kalan digger kısmını 1 cm aralarla kesin, fakat kopmamaları için diğer 3 kenarında 1 cm boşluk bırakın. Kesik kısmı harç olan kısmın üzerine kapatın ve yumurta sarısıyla fırçalayın.
-185°C’ye önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 20 dakika altın sarısı renk alıncaya kadar pişirin.
İLANDIR