O olmazsa lezzet olmaz!

O olmazsa lezzet olmaz!
O olmazsa lezzet olmaz!
Fırın yemeklere bambaşka bir lezzet katıyor. Çocukluğumdan bugüne fırın yemeklerinin bende yeri ayrıdır. 'Fırın yemeğin makyajıdır', 'Fırın yemeği taçlandırır' desem abartı olur mu bilmem...
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Çocukluğumdan hatırladığım, hep aklımın bir köşesinde duran bir sahne var. Evin yakınındaki fırına annemin ya da babaannemin yaptığı börek tepsilerini ya da güveç tencerelerini götürürdük. Kaç saat sonra da annemin hadi fırına sesiyle oyuna ara verip rotamızı tekrar fırına çevirirdik.

İşin en zor kısmı o muhteşem kokuların dayanılmaz cazibesine kapılmadan, içinden bir kaç parça yemeden eve götürmekti. Eğer zaten bu bir poğaça ya da kurabiyeyse böyle bir ihtimal yoktu...

Sonra evlere yuvarlak elektrikli fırınlar alındı. Börekler, poğaçalar için iyiydi de iş keklere, pandispanyalara gelince pek sonuç pek mutlu etmezdi. Bir alt bir üst açılır, kek hasta olur, hem alt hem üst açılsa içi pişmeden üstü yanardı. Neyse bu dönem de pek fazla uzun sürmedi. Sonra sıra üstü ocaklı, termostatlı modern fırınlara geldi.

Yuvarlak tepsiler rafa kalktı, tüm börekler dikdörtgen oldu ama işin en güzel yanı bayram ve misafir gibi tüm törensel sofraların ana yemekleri fırında pişirilmeye başlandı. Fırında tavuk, kuzu but, taze patates ve sebzeli güveç gibi uzun süre fırında pişen yemekler başı çekti belki ama ardından pratik tarifler devreye girdi.


Fırın 20’inci yüzyılın hızıyla yarışan çalışan kadınların hizmetine sunuldu. Tencerede kısa sürede pişirilen yemekler fırında küçük müdahalelerle davet yemeğine dönüşmeye başladı. Şefler, yemek yazarlarından birbiri ardına yaratıcı tarifler gelmeye başladı.

Artık soslarla, peynirlerle, kremalarla lezzetlenen yemekler sayesinde mutfağa giren kadınlar da erkekler de yetenekli birer şefe dönüştü. Yarım saat, kırk dakika içinde muhteşem bir yemek yapmak işten bile değil. Beş dakika bir sebze mi haşladınız, krema ve peynir ilavesiyle fırında onu bir şölen yemeğine çevirebilirsiniz...

Ancak çok kullanan olsa da benim mutfağımda düdüklü tencereler gibi ‘Mikro dalga’ fırınlara da hiç yer olmadı, o yüzden onları fırın tarihime sokmayı da düşünmüyorum!


 


İLANDIR