Rumelifeneri'ndeki salaş balıkçı...

Rumelifeneri'ndeki salaş balıkçı...
Rumelifeneri'ndeki salaş balıkçı...
Baharı, dönüşümün dişlileri arasında yok olmadan Rumelifener'i barınaklarında, salaş bir balık lokantasında taze deniz ürünleri ve balık keyfi yaparak karşılamaya ne dersiniz?
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Pazar günleri yapılacak en güzel şeylerden biri kentin merkezinden, kalabalıklardan kurtularak küçük deniz kıyısı yerlerde dolaşmak, oturup bir şeyler yemek. Geçtiğimiz hafta sonu arkadaşlarımızla beraber Rumelifeneri köyüne gittik.

Üçüncü köprünün bağlantı yolları kullanıma açılmış. Köprüde de çalışmalar hızla sürüyor.  Avrupa yakasında İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’le birleştiği kuzey ucunda yer alan Rumelifeneri köyünün balıkçı teknelerinin durduğu iç limanı, salaş balıkçı barınağı yakında çevredeki büyük dönüşümden payını alacaktır.

Bir zamanlar Rumların yaşadığı, köy sakinlerinin balıkçılıkla geçindiği köy adını Kırım Savaşı sırasında 1854 yılında yapılan Rumeli Fener’inden alıyor. 1923  Mübadelesinin ardından Rumlar köyü terk etmek zorunda bırakılınca neredeyse tümden boşalan Rumelifeneri köyüne Rizeliler yerleştirilmiş. Onlar da balıkçılık geleneğini sürdürmeye çalışmışlar. Zaman içinde çeşitli nedenlerle Rum evlerinin neredeyse tamamı yok olmuş. Rum köyü mimarisiyle de Karadeniz kasabalarına dönüşmüş...

Salaş Barınak Balık
Fenerin oturduğu kayanın hemen altında, iç limana iner inmez balıkçı barınaklarında adı kendini tanımlayan bir lokanta var: Salaş Barınak Balık. 2000’li yılların başında açılan mekanı son beş altı yıldır, uzun yıllar kooperatifçilik yaptıktan sonra yeme-içme sektörüne geçiş yapan Mustafa Lami Senyücel işletiyormuş.

Barınak Balık’ın manzarası tek başına mekana gitme nedeni olabilir ama mezeleri lezzetli, deniz ürünleri ve balıkları da çok taze. Patlıcan ezme,  pancar ve mevsim yeşillikleri salataları, mısır ekmeği, yoğurtlu semizotu, kaya koruğu turşusu, tam yağlı Ezine koyun peyniri, söğüş karides, kalamar tava ve hamsi ızgara çok başarılıydı. Ardından gelen kalkan tava da öyle. Kalamar tava için özel bir not düşmeliyim, bugüne dek yediklerim arasında en iyiler arasına girer.

Ancak bir çok balık lokantasında olan sorun biraz burada da mevcut. Balıklar ve deniz ürünleri fazla pişiriliyor. Salaş Barınak’ın da özellikle midye tavası çok kızarmıştı. Mekan sahiplerine göre ‘ çok kızarsın, çıtır olsun’ talebi müşteriden geliyor. Sanırım sonra da bir alışkanlığa dönüşüyor.

Neyse ki, biz fazla kızarmış midye sayesinde durumu anladık, baştan isteğimizi belirttik de kalkan tavalarımız olması gerektiği gibi içi yumuşak, kurumamış geldi. Garsonun önerisine hayır, dedim ama bir sonraki gidişimde, “bizimki hiç bir yerdekine benzemez” denilen Fener balığı kavurmayı denemek istiyorum.

Barınak Balık mezelerinde çok fazla oyunlara girmemiş. Tam bir salaş deniz kıyısı balıkçısından beklediğim gibi her şey basit ve yalın hazırlanmış. Üç ayrı bölümden oluşan, ortada bir şöminenin olduğu mekan ister baş başa, ister arkadaşlarla, ister çoluk çocuk gidin rahat edebileceğiniz gibi düzenlenmiş. Özellikle belirtmeliyim, tuvaletleri son derece temiz ve hijyen kurallarına uygun sistem kullanılmış.

Rumelifeneri köyü tümden değişime uğramadan, balıkçı barınağının otantik hali kaybolmadan gidin görün, çevreyi dolaşın, keyifli bir hafta sonu geçirin derim. Hafta arası salı akşamları da fasıl varmış. İçki dahil ortalama 75 lira civarı hesap ödeniyor. Köye Taksim ve Hacıosman’dan İETT otobüs seferleri de var.