Şehrin yeni İtalyan'ı

Şehrin yeni İtalyan'ı
Şehrin yeni İtalyan'ı
Etiler'de 20 yılını geride bırakan ünlü İtalyan restoranı Da Mario'nun karşısına bir ay kadar önce İtalyan lokantası 'La Scarpetta' açıldı...
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

İtalyan mutfağına ve yemeklerine aşkımız hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Bugün İstanbul’da hatta Türkiye’nin başka büyük kentlerinde yabancı mutfak sunan bir restoran açılacaksa ilk akla gelen İtalyan mutfağı olur. Bir Dünya mutfağı sunan restoran olsa bile içinde bu mutfağa özgü en az üç dört çeşit bulunur.

Ben son yıllarda neredeyse içinde risotto, deniz ürünlü spagetti ya da ravioli olmayan bir mönü görmedim desem yalan olmaz. Pizza satan simitçileri saymıyorum bile. Pilavı, makarnayı, ekmeği bu kadar seven bir toplumda çok doğal deyip geçiştirebiliriz. Ama dünyanın farklı köşelerinde de bu böyle.

Kabul edelim İtalyan yemeklerinin bir aurası var. İnsanları mutlu etmesini biliyor. Tabii iş makarna pirinçle bitmiyor. Onlara eşlik eden peynirler, yağlar, şarküteri ürünleri de çok başarılı.

Bu kadar  girizgahtan sonra yeni açılan bir İtalyan restoranından söz etmek farz oldu. Etiler’de İstanbul’un yerli ama iyi kalite İtalyan yemeği sunan ilk yeri diyebileceğimiz Da Mario’nun karşı sokağında La Scarpetta adlı yeni bir lokanta daha açıldı.

La Scarpetta’yı yiyecek-içecek sektörüne yeni giren bir baba oğula ait. Hakan ve Cem Orkut. Aslında müzik sistemleriyle ilgili olanlar bu ikiliyi asıl işleri Akusta ile hatırlar. Ancak Orkun ailesi tek restoranla sınırlı kalmayıp ‘KBO Group’ adıyla büyüme, farklı konseptlerde yeni yerler açma hedefindeymiş.

Cem Orkun’un anlattıklarından çıkardığım sektöre oldukça planlı programlı ve hazırlıklı girmeye çalışmışlar. Uzun yıllar şeflik, ardından MSA’da eğitmenlik yapan Mürşit Göksüzoğlu’nu mutfaktan çıkararak restoranın müdürlüğüne getirmişler. Mutfağı ve fırın da Torinolu iki İtalyan şefe emanet.

İki katlı yenilenen eski bir Etiler villasında açılan La Scarpetta sürprizli, kış dönemi için şimdilik camlarla kaplı teras bahçesiyle de en az yemekleri kadar  ilgi çekecektir.

Lokanta çok yalın döşenmiş. Kapıdan girer girmez ilk gözünüze çarpan barı oluyor. Zaten barmeni de İstanbul’un en eski ve iyilerinden olduğu söylenen Özer Celiloğlu.

Yemeklere gelince, başlangıçlardan sebze ızgara eşliğinde gelen burrata çok iyiydi. Ama önden gelen şarküteri ve peynir tabağındaki ürünlerin kalitesini pek beğendiğimi söyleyemem. Taze makarna çeşitleri arasından denediğim dana incikli pappardellesi ve stracciatella peyniri, bonfile ve trüf yağlı pizzası başarılıydı.

Tabii bu kadar çok çeşidi tek başıma yediğimi düşünmenizi istemem. Üç arkadaş başlangıçları ortaya söyledik. Ana yemekleri ise arkadaşlarımdan birer kaşık alarak denedim!

La Scarpetta’da en hoşuma giden şey şarap fiyatları oldu. Marketten 65 liraya aldığım bir şarabı iki katı fiyatına görmek, hatta 95 liralık bir diğer şarabın üzerine yarıdan az 160 lira gibi bir fiyat koymaları takdire şayan. Hatta restorana gelen şarap markasının sahibi bile fiyatı görünce şaşırmış.

Ne diyelim, fiyat- kalite-lezzet dengesini kollayarak yollarına devam etsinler. Ömürlerinin uzun olması dileğimiz...

Not: Kişi başı 100-150 lira arası çıkılabilir, yenilenlere ve içilenlere bağlı olarak.