Seks, bağımlılık, travma ve yemek eleştirisi

Seks, bağımlılık, travma ve yemek eleştirisi
Seks, bağımlılık, travma ve yemek eleştirisi
Acaba restoran yorumları, eleştirisi yaparken biraz abartmaya mı başladık?
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Geçen hafta The Independent’tan John Walsh ve The Guardian’dan Ian Sample’ın kendi köşelerinde yer verdikleri, restoran yorumlarının fazla abartıldığına ilişkin araştırmayı gördüğümde söz konusu tespitlerin Türkiye’de de geçerli olduğunu düşündüm.

Stanford Üniversitesi’nden dil bilimi profesörü Daniel Jurafsky’ın ABD’de 6 bin 500 restoran ve 100 bin restoran yorumunu içeren kapsamlı bir araştırma yapmış. Araştırmanın sonuçlarına göre günümüzde bu yorumlarda kullanılan dil seks, bağımlılık ve travmayla ilişkilendirilmeye başlanmış.

İnternet sitelerinde yapılan yorumlarda seksi çağrışımlar yapan yemeklerin daha çok pahalı ve gösterişli olanlar olduğu gözlenmiş ‘orgazm’, ‘çekici’, ‘yaramaz’, ‘porno’ vb. kelimeler daha çok yüksek fiyatlı ve zor elde edilebilen yiyecekler için kullanılmış.
Bağımlılığı çağrıştıran yorumlar ise daha ucuz yiyecekler için özellikle de sağlıksız veya kalorili yiyecekler için kullanılıyormuş. Pizza, cips ve cupcake’den bahsederken tıpkı bir uyuşturucudan bahsedermişçesine ‘arzulamak’, ‘bağımlı olmak’ ve ‘suçluluk duymak’ sözlerinin kullanıldığı da yapılan incelemeler arasında.

Yaşanan bir travma sonrası kullanılan dil ile kötü bir yemek sonrası kullanılan dil arasında ise büyük benzerlikler olduğu görülmüş. Jurafsky’nin San Jose’de yapılan bir toplantıda söylediğine göre travma yaşayan kişilerin yazılarındaki karakteristik özellikler ile bazı yorumların birebir aynı olduğu fark edilmiş.
Yine bu ikisi arasındaki benzerliği göstermek için Prenses Diana’nın ölümü ve üniversite kampüslerinde yaşanan trajediler sonrası insanların yazdıkları ile kötü restoran yorumları karşılaştırılmış. Tüm bu yazılardaki ortak noktalar ise geçmiş zaman kipi kullanmaları ve olaydan kendilerini uzak tutarak bir grup psikolojisi içinde davranmaları olmuş.

Bu tarz yorumları kendi çevremde de gördüğümü, duyduğumu söyleyebilirim. Kimi zaman farklı çağrışımlar yaptığını bilmeden, yediğimiz yemeğe belki de gerekenden fazla önem yükleyerek hepimiz böylesi yorumlar yapabiliyoruz. Beğenmediğimiz bir yemek karşısında hayal kırıklığına uğruyor, kendimizi aldatılmış hissediyoruz.

Peki bu bir sorun mu? Seks ve yemek birbirlerinden çok mu uzaklar? Yemekten aldığımız keyif başka hazların yerini mi dolduruyor yoksa sadece pekiştirmeye mi yarıyor? Gerçekten önemli olan olayları, bağımlılığı, travmayı sıradanlaştırmaya mı başlıyoruz?